Son kalenin yıkılmasına 8 ay kaldı

Son kalenin yıkılmasına 8 ay kaldı

Sezer'in görev süresi bitime yaklaştıkça Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olup olmayacağı tartışmaları yeniden alevlendi. Medyada Erdoğan'ın köşke çıkmasını kabus olarak görenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimi medyanın gündeminden inmiyor. Başta Cumhuriyet yazarları olmak üzere Doğan ve Ciner grubunun gazetelerinin köşe yazarları ve TV yorumcuları gündem ne olursa olsun, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve Başbakan Erdoğan'ın muhtemel Cumhurbaşkanlığı üzerine kilitlenmiş durumda.


Muhalefet, tehlikenin önüne geçebilmek için sadece partisinin (söylemiyor ama gazetemizin) çabalarını yetersiz buluyor, toplumun tüm kesimlerinin; medyanın, iş dünyasının, sivil toplum örgütlerinin görevini yapmasını gerekli görüyor. Medya muhalefetin dediğine kalmadan bu işi zaten vazife biliyor, üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor. Cumhuriyet'ten Arcayürek bakın tehlikeyi nasıl sezmiş : Sekiz ay kaldı… Atatürk Cumhuriyeti'ni her açıdan; laiklik açısından, hukuk, sosyal, demokrasi açısından koruyan son kalenin savunma hattından çekilmesine sadece sekiz ay kaldı.


Sekiz ay sonra Çankaya'ya çıkması olası kafa, laik rejimin içine edecek her türlü uygulamaya ya destek verecek ya da öncülük edecek. Rejimin ılımlı İslam'a dönüşmesine ya da İslam'ın kara taassup öngören kural ve koşullarına uyan bir Cumhuriyete!


Arcayürek medyanın haber ve yorumlarını yeterli bulmuyor, Erdoğan'ın Çankaya hevesine seyirci kaldığını yazıyor. O ve onun gibilerine göre medya seyirci, TÜSİAD şaşkın, sivil toplum örgütleri ise bu konuda üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi, çıt yok, tık yok…


Sadece Arcayürek değil, 28 Şubat'ın bütün medya aktörleri seferber olmuş demokrasiye atıfta bulunuyorlar. Demokratik bir seçimle iktidara gelmiş bir partinin oy yüzdesinin Cumhurbaşkanı seçmeye yetmeyeceği ilan ediyor, tartışmayı bile gereksiz görüyorlar. Demokrasi bu görüş sahiplerine göre halkın yüzde 34 oyu ile nasılsa tek başına iktidar şansını yakalayan bir partinin ulusun yüzde 100'ünü temsil etmesi beklenen bir kişiyi, kimliği, geçmişi ve geleceğe bakışı bilinen bir kişiyi Çankaya'ya çıkarmaya yetkin olmadığının altını çizen bir rejimdir.


Turgut Özal ve Süleyman Demirel de Türkiye'nin en etkili siyasilerindendi. Kimse bu iki ismin Cumhurbaşkanlığını seçildiklerinde tartışmamışsa Başbakan Erdoğan'ın Cumhuriyet rejimini aşağıya çekmek için elinden geleni ardına koymayacağını demokrasiye inanan hiç kimse sağduyu sahibi iddia edemez.


Konuyu demokrasi tecrübesi ve hazmı açısından değerlendiren Memleket, konuyla ilgili partilerin ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini de sizlerle paylaşacak, "Cumhurbaşkanı kim olmalı?" sorusuna sağduyu sahibi herkesin bir cevabı olacağı kanaatindeyiz. Memleket