Şivlilik eskiden nasıl yaşanırdı?
Recep ayının ilk Perşembe günü Regaip Kandili'dir. Bugün Konya'da diğer Anadolu şehirlerinden daha farklı kutlanır. Özel bir ismi vardır Regaip Kandili gününün, Namaz günü. Bugün öncesi akşamı fener alayları düzenler Konyalı çocuklar.
Namaz günü sabah erkence kalkıp, kapı kapı dolaşıp konu komşudan, tanıdık tanımadık evlerden "şivlilik" toplama hayalleriyle uyurlar. Arif Nüshet Turgut, Regaip Kandili'nin Eski Konya Evleri'nde nasıl yaşandığını şöyle anlatıyor:
Mübarek aylardan Recep girer girmez; ekmek senidi, oklava, un ortaya gelir, yufka açılmaya başlanırdı. Yufkalar pişirildikten sonra, Recep'in ilk Perşembesi'ne kadar dinlenmeye bırakılırdı. Recebin ilk Perşembesi olan Regaip Kandili'ne bugün bile Konyalılar, "Namaz" derler.
Namaz gelince, ufak bezeler halinde "bişi" adı verilen bazlamalar yapılır ve şırlanyağında bişiler kızartılarak pişirilirdi. Önceden yapılmış yufkalar biraz sulanarak nemlendirilir ve her yufkanın içine bir adet bişi sarılarak, yufka bohça gibi durulurdu. Bişinin yağı, yufkaları yağlandırırdı. Bu yufka ve bişiler her gönderilecek eve iki adet olmak üzere daha önceden hesap edilerek yapılır ve o gün içinde dağıtılırdı. Eğer o gün dağıtılmaz da sonraki günlere kalacak olursa "Namaz geçtikten sonra şırlanyağını başına dök" diye alay edilirdi.
Tavada artan şırlanyağından; kaygana, lokma tatlısı veya un helvası yapılır, böylece yağ değerlendirilmiş olurdu. Çok yakın akraba ve dostlara bişiyle beraber ayrı bir tabakta bu tatlılardan da gönderilirdi. Bişi yapılan evlerde günün yemek ve tatlısı, bu tatlılardan birisi olurdu. Sayıyla yapıldığı için ertesi güne bırakılmaz, hemen tüketilirdi. İçinde yağ kalmayan şırlanyağı şişesini de ertesi yıl kullanmak üzere saklarlardı.
Atalarımızca adet muhkemdi, onlar ya bu bişiyi şırlanyağı ile yaptıktan sonra yufkaya sararak verirler ya da hiç yapmazlardı. O zaman da günaşık yağı, pamuk yağı, zeytin yağı vardı; ama onlar bunlardan hiçbir zaman bişi yapmamışlardır. Zamanımızda yapılan yufkasız çiçek yağında kızartılmış bazlamaları "bişi" kabul edemeyiz, ancak "bazlama" diyebiliriz. Örf ve adetlerimize ya tam dikkat edelim ya da bu mübarek günlerde yapılan bazlamalara "bişi" demeyelim. Şırlanyağında pişen bişilerimiz unutulmasın. Bu, Konyamız'ın asırlardır süren bir adetidir. Yine Recep'in ilk perşembesi "Şivlilik" adı verilen leblebi, çerez, şeker, kurutulmuş meyveler gibi çocukları sevindirecek yiyecekler, kapıya gelen çocuklara verilirdi. "Şivlilik" hem, Recep ayının ilk Perşembesi'nde kapıya gelen çocukları adı geçen yiyeceklerle sevindirmenin adı, hem de bu yiyeceklere verilen isimdir. Çocuklara verilen o günkü hediyelerin yerini bugün ambalajlı çikolatalar, gofretler alsa da; bu kültür, bütün canlılığıyla yaşamaktadır. Konya'da çocuklar bir yıl bu günü beklerler. Kimi aileler, şivlilik zamanını unuttukları için, çocuklara hazırlıksız yakalanmaktadırlar. Onları sevindireceğimiz günü unutmasak, şivlilik heyecanını birlikte yaşasak ne güzel olur değil mi? Duyduğuma göre bazı apartman sakinleri kapıcıya tenbih edip çocukları içeri almazlarmış. Konya'nın örf ve adetlerini göz ardı edenler, kapılarına "Bu apartmanda şivlilik dağıtılmaz" diye yazsalar da kimin kültürüne, örfüne bağlı Konyalı olduğu ortaya çıksa! Konyalı çocuklar asildir, böyle bir kapıyı asla çalmazlar, ev sahipleri de böylelikle rahat etmiş olurlar! Örf ve adetlerimize karşı, biraz daha saygılı olsak ne kaybederiz!