Sivil topluma izin verilmedi

Sivil topluma izin verilmedi

Yrd. Doç. Dr. Kutlu Türkiye’de sivil toplumun tek parti döneminde gelişmesine izin verilmediğini ifade etti.

BİLKAD tarafından Enes Kitap-Kafe’de düzenlenen mutad Çarşamba Söyleşileri’nin bu haftaki konuğu SÜ Uluslar arası İlişkiler Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Önder Kutlu, sivil toplum kavramı etrafındaki güncel tartışmaları program katılımcılarına aktardı. Adem Seleş’in süpervizörlüğünde yürütülen söyleşide sivil toplum kavramının Batı’da daha çok hadim devlet anlayışının egemen olduğu Anglosakson gelenekte kamu yönetimi bağlamında yaygın bir biçimde kullanıldığını belirten Kutlu, sivil topluma aynı zamanda “üçüncü sektör”, “gönüllü sektör”, “özel hükümet”, “bağımsız sektör” vb. adların da verildiğini ifade etti. Alman ve Fransız literatüründe de benzer adlandırmaların mevcut olduğunu kaydeden Kutlu, 1980’lerde özelleştirme tartışmalarının devleti küçültmeye yetmediğinin fark edilmesiyle Anglosakson gelenekte kavramın yaygınlaşmaya başladığını devlet sektörü ve özel sektör arasında aracı bir rol üstlendiğini vurguladı. Özelleştirme faaliyetlerinin sadece devletin ekonomik gücünü sınırladığını ama diğer kamusal hizmetler alanında devletin küçülmesine yardımcı olmadığının fark edildiğini, bu yüzden de STK’ların desteklenmeye başladığını ileri süren Kutlu böylelikle kamunun önemli bir sektörünün sivil topluma aktarılmaya çalışıldığını ileri sürdü. Sivil toplumun kendi kendini oluşturan, kendi desteklerine sahip, özerk, özel alan ile devlet arasında örgütlü bir sosyal yapı olarak tanımlayan Kutlu STK’ların en önemli özelliklerini şu şekilde sıraladı: STK’lar kamu yararını gözetirler. Şeffaftırlar. Özgüdümlü, emek esasına dayalı, katılımcı, özerk,  ortak değerler etrafında örgütlenmiş, şeffaf, yasal toplumsal yapılardır.


Sivil toplum örgütlerinin gözetimini devletin yaptığını, ancak devletin bu faaliyetleri kontrol etmesi durumunda bu örgütlerin sivil topluma ilişkin niteliklerini yitirdiğini belirten Kutlu bu yüzden güçlü devlet geleneğinin yerleşik olduğu ülkelerde, özellikle Osmanlı Devleti ve onun devamı olan Türkiye’de sıcak bakılmadığını iddia etti. Güçlü devlet anlayışının yerleşik olduğu toplumlarda “devlet memuru”, “kamu görevlisi” vb. deyimlerin yerleşik olduğunu, buna mukabil sivil toplum anlayışının geliştiği toplumlarda ise “kamu hizmetçisi” vb. terimlerin kullanıldığını ileri süren Kutlu Türkiye’de elitist devlet anlayışı gereğince 1950’li yıllara kadar sivil toplum yapılarına izin verilmediğini, bu yüzden siyasal partilerin toplumsal sözcülüğü üstlendiğini kaydetti. AB’nin Türkiye’de sivil toplum anlayışını geliştirmek için çeşitli fonlar aracılığıyla sivil toplum örgütlerinin projelerini desteklediğini belirten Kutlu mahkeme kararıyla kapatılan dernek sayısındaki çokluğun önemli bir olumsuzluğa işaret ettiğini bildirdi. Program dinleyicilerin konuyla ilgili sorularına Kutlu’nun verdiği cevaplarla son buldu. Murat Güzel, Memleket