Sinan Aygün beş vakit namazlı oldu
Sinan Aygün, Aksiyon Dergisi'ne konuştu, nabza göre şerbet verdi, Gül'ü övdü de övdü...
Ulusalcı Sinan Aygün, Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildiğinde Çankaya'ya çıkan ilk heyette yer aldı. "Ben bile Abdullah Gül'ü destekliyorsam..." şeklinde, "Size ne oluyor?" mealinde bir cümle kurdu.
-Sizin ulusalcı bir çizginiz vardı; AB karşıtlığı vs... Ama Abdullah Gül'le ilgili açıklamanız farklı bir tavrın göstergesi?
Ben burada hiçbir partinin ya da hiçbir grubun borazanı olmadım. Tabandan aldığım destekle kendime göre hep doğruları söylemeye çalıştım. Benim AB karşıtlığım Avrupa'nın iki yüzlülüğünden, Türkiye'ye verdiği sözü tutmamasından dolayı.
Ulusalcı mısınız, milliyetçi mi?
Ben millî duyguları yüksek bir insanım. Lise çağlarından beri çizgimi korudum. Önce büyük Türk milleti, bağımsız Türk devleti, sosyal bir ülke, demokratik bir ülke…
-Ulusalcılarla Abdullah Gül meselesinde yollarınız ayrıldı.
Bir önceki hükümet zamanında ben bu meclisin süresi doldu, şu anda parlamentoda halkın yüzde 45'i temsil edilmiyor, cumhurbaşkanını artık yeni meclis seçsin diyordum. Seçimler oldu. İster kabul et ister etme; demokrasiye inanıyorsan gereğini yaparsın. Ben oyla gelmiş bir insanım, oyla gidecek bir insanım. Bunun gibi 22 Temmuz seçimi oldu, demek ki halk hayatından memnunmuş. O yürüyüşler niyeydi? O fındık eylemleri, memur eylemleri niyeydi. Ne oldu peki?
-Bunu kendi kendinize sordunuz mu?
Fındıkçılar buraya geldi, yerlere çuvalları attılar, bağırdılar çağırdılar, televizyon kameraları burada… AK Parti'nin oyları yüzde 30'du. Fındığa para verilmemesine rağmen yüzde 50'ye çıktı. Ben anlamadım ki bu işi! Peki niye geldin buraya, fındıkları yere attın kardeşim, niye eylemler yaptın… Halk perişan, fındıkçı perişan, çiftçi perişan, oylar yüzde 50'ye çıktı. Haa… Demek ki halk bundan hoşlanıyor. Demokrasiye inanıyorsak, cumhuriyetin olmazsa olmaz, bağımsızlığın olmazsa olmaz kuralı demokrasidir. En iyi demokrasi halkın yönetimidir. Halkın tercihi buysa şayet, uyacaksın. Ayrıca ben Abdullah Gül'ü 58. hükümetin başbakanı olarak tanımıyor muyum? Benim dostum, arkadaşım Abdullah Gül. AK Parti'nin içinde akrabam olan, iş ortağım olan, mahalle arkadaşım, asker arkadaşım bir sürü kişi var. Ama yanlış yaptılar. AB'ye teslim oldular, biz de tepkimizi gösterdik. Şimdi geldiğimiz süreçte Abdullah Gül aday olmuş. Partiye yüzde 50'ye yakın oy gelmiş, adam da gelmiş oturmuş. Ne yapalım yani? Kabul etsen de etmesen de adam cumhurbaşkanı. Türkiye Cumhuriyeti sancağının temsilcisi, başkomutan, cumhurun başkanı. Demek ki o zaman Abdullah Gül'le yolumuza devam edeceğiz.
-Milliyetçi olduğunuzu söylediniz. Sizin için ulusalcılık ne zamandan beri söz konusu?
Ben ulusalcı değilim ki! Hayır, ben milliyetçiyim. Ulusalcılıkla milliyetçilik aynı şey, değişen bir şey yok. Ulus da aynı millet de aynı.
-Kavramlarını farklı açılımları var biliyorsunuz?
Ben milliyetçi kökten geldiğim için, 12 Eylül öncesi ve 12 Eylül sonrası milliyetçi camianın içinde olduğum için kendimi milliyetçi olarak gördüm. Bunun 2007 versiyonu ulusalcılıksa ulusalcıyım o zaman.
-İkisi arasında fark görmüyor musunuz?
Görmüyorum, ben milliyetçiyim. Ben Türk Dil Kurumu'na baktım, şahsi menfaatini devlet menfaatinden aşağıda görme anlayışı. Önce milletim geliyor anlayışı. Midem gelmiyor, cebim gelmiyor, ayakkabım gelmiyor. Benim alt kimliğim vatan toprağı, üst kimliğim Türk bayrağı.
-Milletçiyim demek sizin için yeterli mi?
Yeterli.
BAKIN, BEN BURADA KUR'AN DAĞITIYORUM
-Belki Atatürkçülük demek daha doğru.
Zaten başka türlüsü mümkün değil ki. Atatürk ilke ve inkılapları ilkokuldan üniversiteyi bitirinceye kadar okunuyor. Atatürk'ün andı, Atatürk'ün gençliğe hitabı, Atatürk'ün inkılapları...Biz zaten böyle büyüdük. Bu bizim damarlarımıza girmiş vaziyette. Benim buradaki çizgim milliyetçi muhafazakâr çizgi. Bu arada milliyetçi olmak demek, dine uzak olmak demek değil. Bakın dikkatinizi çekti mi? Ben burada Kur'an dağıtıyorum.
- Evet gördüm. Ama biliyorsunuz ulusalcılığın dine karşı mesafesi var milliyetçilikten farklı olarak?
Ben ulusalcıyım, şuyum, buyum değil; milliyetçiyim diyorum.
-Sizin geleneksel anlamda bir milliyetçi olduğunuzu anlıyorum. Ulusalcıyım biraz daha milliyetçi sol demek, Marksist söylem demek…
Marksist falan, bizim öyle şeylerle işimiz olmaz. Atatürk çizgisinde, Cumhuriyet, demokratlık, milliyetçilik çizgisindeyiz. Allah'ın verdiği güç kadarıyla ibadet eden oruç tutan bir insanız. Allah'ın bir kuluyuz. Ne Kur'an-ı Kerim okumaktan, dağıtmaktan korkarız ne de İncil okumaktan...Nutuk'u da okuruz, Kur'an'ı da okuruz. Allah bize akıl fikir vermiş…
Aksiyon