Sille’de paça tiridi daveti

Sille’de paça tiridi daveti

Sivil Toplum Platformu üyesi Mustafa Özgen’in ev sahipliği yaptığı ve platform üyelerinin katıldığı tirit daveti önceki akşam Selçuklu Belediyesi’ne ait Sille Konağı’nda gerçekleştirildi.

Çok sayıda davetlinin katıldığı akşam yemeğinde Sille’ye mahsus paça tiridi misafirlere ikram edildi. Gazetemiz Genel Müdürü Uğur Özteke’nin konuyla alakalı değerlendirmesini ilgiyle okuyacağınızı ümit ediyoruz. Öteke’nin Sille ile ilgili daha geniş yazı dizisi Pazartesi’den itibaren Memleket’te. Sille, Konya’nın kıymetini bilemediği, sahip çıkamadığı değerlerin başında geliyor. Selçuklu ilçemiz sınırları içinde kalan ve yaklaşık 7 bin yıllık eşsiz bir tarih kültür ve medeniyeti bağrında besleyen bu vadi bugünlerde yeni yeni kıpırdanmalar ile eskiyi bulamasa da geçmişini hatırlamaya çalışıyor. Aslında Sille değimiz zaman bugün bile hepimizin aklına hemen Ortodoks Hıristiyanlar tarafından yaptırılan ilk kilise gelir değil mi? Oysa bu Sille adı nereden geliyor, buradaki Rum ve Türk nüfusu neydi. Kaç kilise kaç camii vardı. Burada yaşayan Rumlar ve Türkler birbirlerine kız verip kız aldılar mı? Yoksa Rumlar ve Türkler çok iyi birer komşu mu idiler? Ya da mahalleleri bile ayrı mıydı? Sille’nin nüfusu nasıl Konya’dan fazlaydı? Oysa burada 100-200 yıl önce Rüştiye mektebi, 17-18 okul,  30 sarraf dükkanı, 2 büyük otel varken ne oldu da zengin, marifetli, akıllı ve okumuş Rumlar birden Sille’den Konya’ya Güllükbaşı’na, Tarlabaşı’na iniverdiler?...


Ama biz Konya olarak önce akla giden yolun mideden geçtiğini çok iyi bildiğimiz için Sille’nin meşhur paça tiridi, kurma balığı ve üzümü ile buluşmaya başladık. Yine Konya’mızın ihvanlar ordusu sonbaharın güzelliğinin bile bir başka yaşandığı Sille’de buram buram tarih kokan tarihi konağında sinilerde buluştuğu zaman biz de kaşığımızı kapıp siniye doğru şöyle bir sokuluverdik.


İhvanlar ordusunda kimler kimler yoktu ki? Mustafa Özgen, Mehmet Mert, Seyit Mehmet Buğa, Hidayet Atiker, Ahmet Sucu, Ali Karapınar, Nuri Odacı, Hakan Parlatır, Seyit Karaca, Mustafa Kabakçı, Adem Alemdar, Mustafa Şen, Ethem Öztoklu, Ahmet Uykusuz, Mustafa Şen, Bestami İnan, İsmail Öksüz, Muzafer Özsandıkçı, Mehmet Yüca, Ahmet Öksüz, Abdullah Öksüz, Süleyman  Temizci, Ahmet Akman, Ahmet Ağırbaşlı, Esat Duysak, Şevket Yanartaş ve isimlerini unuttuğumuz bazı hatırlı dostlar. 


O unutulmaz Sille türküleri derinden derine nağmeler ile konağın duvarlarına çarparken paça tiridine sallanan kaşıkların şakırtısı ve her sofradan yükselmeye başlayan ‘biraz daha paça alabilir miyiz?’ ya da, ‘soğan var mıydı?’ soruları ile hizmet edenlerin koşturmacaları. Tabii öz Sillelinin bugün büyük bir özlemi var. Zamanında Konya nüfusundan büyük Sille’de ne acıdır ki bugün ancak bir elin parmakları kadar Silleli kendi evinde yaşamaya çalışıyor. Türkiye’nin 80 ilinde var olan Silleliyi yeniden bir araya getirebilmek paça tiridinin yanı sıra kurma balığını afiyetle yedikten sonra kara üzümü ile ağzının tuzunu alabilmek bir Silleli için para pul ile değişilmeyecek kadar büyük bir zevk…


— Pazartesi’den itibaren Uğur Özteke’nin kaleminden merakla okuyacağınız Sille yazı dizisini sakın kaçırmayın.