Ziya Gökalp Sosyolojisinde Türkçülük- İslamcılık

Mustafa Yiğit

Osmanlı siyasal dağılma dönemi düşünürlerinden birisi olan ve fikirleri Cumhuriyetin kuruluşunda temel alınan ve de hâlâ tartışılan fikir adamıdır Ziya Gökalp.

  Modern zamanın bir ürünü olarak ortaya çıkan milliyetçilik kavramı Osmanlı Toplumundaki aydınları Ziya Gökalp'in deyimiyle "güzideleri" derinden etkilemişti. Gökalp'te ve onun sosyolojik yaklaşımında temel kavramlar; hars (kültür), medeniyet (uygarlık), batılılaşma (asrileşme), Türkleşme (millet olmanın yolları ve geçirdiği evreler) İslamlaşma'dır. Bu kavramların açıklanmasındaki temel espri; içinde yaşadığımız ve birçok sosyokültürel meselesi olan toplumumuzu daha iyi anlayabilme ve akabinde sorunlara çözüm yolları bulma çabasıdır.

 

Sosyoloji 19. yy'dan sonra sosyal bilimlerde önemli bir yerdedir ki sanayi devrimiyle birlikte toplumlarda ortaya çıkan birçok problemin çözümünde sosyolojiden yararlanılmıştır. Her ne kadar Türk Toplumunun meselesi sanayileşmenin getirdiği meseleler değilse de ulus devlet olma sürecindeki Türk toplumunu daha iyi tahlil edebilmek için sosyoloji etkin bir rol almıştır. Durkheim'in deyimiyle toplumdaki her sorun yine o toplumun içinde aranmalıydı. Gökalp'i Durkheim'e yaklaştıran bu görüş açışıydı. Gökalp'in Türk Toplumunun meselelerine çözüm araması ve ortaya çıkması Gökalp; sosyoloji biliminin yöntem ve kurallarını Türk toplumuna uygulayarak gerçek yönünü bize göstermiştir.

Tanzimat’la birlikte ortaya çıkan ve günümüzde de etkisi var olan Türkleşme, İslamlaşma ve Batılılaşma diye ifade edilen üç akım son dönem Türk toplumunun ve yönetiminin temelini teşkil eder. Her ne kadar Cumhuriyetin ilanından sonra İslamlaşma fikri dikkate alınmamışsa da her üç akım bugün yine gündemdedir.  Gökalp sosyal bilimci olarak  Türkçülük akımının içindedir. Türkçülük ve milliyetçilik farklı kavramlar olsa da Gökalp'in fikirlerinde ifade olarak aynıdır.

Gökalp’e göre “Millet ne ırki ne de kavmi, coğrafi, siyasi, iradi bir zümre değildir. Millet dilce, ahlakça ve güzellik duygusu bakımından müşterek olan, aynı terbiyeyi almış, insanlardan oluşan bir topluluktur. Millette soy kütüğü aranmaz. Eğitimin ve mefkure ülkünün milli olması lazımdır. Büyük İskenderin dediği gibi "Benim hakiki babam Filip değil, Aristo'dur. Çünkü birinci maddi varlığımın, ikincisi manevi varlığımın meydana gelmesine sebep olmuştur." İnsan için manevi varlığı maddi varlığından önce gelir. Normal bir insan hangi milletin terbiyesini almış ise ancak onun mefkuresi için çalışabilir. Çünkü ülkü bir hayat kaynağıdır. İnsan bu duyguyla yaşarsa toplum için faydalı bir fert olur. Türkçülük bütün bunları içine alır. Bireyin kendi toplumu için çalışmasını, ideallerinin başarılmasını ister. Milliyetçilik veya Türkçülük saf bir ırk arama içinde yaşanılan toplumu yüceltmeyi amaç edinmiştir. “

Gökalp bunu muasırlaşma yolunda temel alır. Garpçılık kavramını kaldırarak muasırlaşma ya da bugünkü anlamıyla modernleşme, çağdaşlaşma kavramlarını kullanıyor. Bunu yaparken de tarihsel bir geçmişi olan ve zengin bir uygarlığı temsil eden Türk Toplumunu batının sistematiği içine atarak kimlik bunalımına girerek dejenere olunmasına karşı çıkıyordu.

 

Ancak farklı kültür ve uygarlık çevreleriyle bağlantı kurmak, yeni görüş ve tutumlar kazanarak insanlarımızın bakış açısını genişletmek gerekiyordu. Gökalp bunu düşünüyor ve de muasırlaşmaktan bunu anlıyordu. Muasırlaşmak ilim ve teknikte Avrupalılara benzemektir. Yoksa onlara benzemek, onların kültürünü almak demek değildir. Ne  zaman bilim ve teknikte Avrupa'dan bir farkımız olmadığını, onlar gibi geliştiğimiz onlar  gibi sürekli bir ilerlemeye vakıf olduğumuzu, artık onlara ihtiyacımız olmadığını anlar isek; o zaman muasırlaşmış oluruz. Gökalp'e göre İslamlaşmak tarihi gelişimi içinde batılılaşma sürecine karşıt bir tez olarak ortaya çıkmıştır. Gökalp İslamlaşma olgusunu kendi paradigması içinde değerlendiriyor ve onu bireyin bir bakış açısı durumuna getiriyor. Burada İslamlaşmayı siyasi düşünceden alarak tıpkı Türkçülük olduğu gibi toplumu millet yapma, millet olma duygusuyla bütünleştirmeye çalışıyor.

Gökalp'i kendisinden önceki sosyal bilimcilerden ayırmamızı sağlayan en önemli  yanı sosyolojik kavramları kendi sistematiği içinde kullanması ve topluma uygulamasıdır.