Zeynep binti Cahş

Emetullah Akkaya

Taa çocukluğumuzda çok görmüşler yasaklamışlar ağlamayı…

Ne yangınlar söndürür oysa iki damla gözyaşı…

Bazen özür sayılır bazen elveda…

Gökyüzü bile ağlar elinden alınınca güneşi…

Yürek taşıyan her insan gibi

Ağla içinden geliyorsa

Ağlamak insan işi…

Gözlerini kapayıp ağlayabilmeli insan…

Gülmek nedir ki?

“Eğer benim bildiklerimi bilseydiniz; çok ağlar, az gülerdiniz.” (Hadis-i şerif)

Ağlayan mı anlar? Yoksa anlayan mı ağlar?

Konuş ey kalbim! Baki mi şu beden?

Sevgi kimin için? Gözyaşı kime?

Ayrılık bu dünyada zor, ya ahirette?

Hz.Mevlana

Avuçlarımızın içinden kayıp giden, hiçbir anına hakim olamadığımız bir ömre sahipken, ma abedna hagga ıbadetike ya mabud, ma şekerna hagga şükrike ya meşkur, ma zekerna hagga zikrike ya mezkur ifadeleriyle rabbimize münacaat ederken Hakk’ın hakimiyeti için ihsan kalitesinde bir mücahedeye girmekten acizken ne önce ne de sonra en çok bugün hüznü yakıştırmalıyız gönüllerimize…

Tasavvufta kişinin bir mürşidin maneviyat dolu yoluna adım atması kalbine manen bir aşı yaptırması gibidir. Efendimiz ise öyle bir dönemi işaret ediyor ki – o dönemde olma ihtimalimiz kuvvetle muhtemel- din alimleri azalacak, cahiller alimlerin yerine geçip fetva verecek… Mürşid bulabilmek şöyle dursun öyle bir dönem gelecek ki yoldan çıkmadan imanla Müslümanca bir ömür sürülebilirse ne mutlu… Fakat bu üzücü haberden sonra bir müjde veriyor bizlere gönüller sultanı. ashabına şöyle diyor: “ Sizden biri bildiklerinin onda birini terk ederse helak olur ama öyle bir gün gelecek ki insanlar bildiklerinin onda birini yapsalar kurtuluşa erecekler.”

Cömertlik üzerinden örnekler vererek ilerleyelim. Ordan da sözümüzü cömertliği ile meşhur annemiz Zeynep binti Cahş’a bağlayalım.

“Cömert Allah’a yakın, insanlara yakın, cennete yakın, cehennemden uzaktır. Cimri Allah’tan uzak, insanlardan uzak, cennetten uzak, cehenneme yakındır. “ (Hadis-i şerif)

İhtiyaçlar kendimizi ait ise müsrif, bir mümin kardeşimize ait ise oldukça eli sıkı olabiliyoruz. bir mümin düşünün; komşusunun bacağı kesilmiş ve akülü sandalyeye ihtiyacı var, evinin içinde ihtiyaçlarını yerine getiremeyen bir komşu… Yan komşusu veya bir arkadaşı yahut bir akrabası on günlüğüne tatile gidiyor hem de iki günlük tatil masrafıyla o kardeşinin tekerlekli sandalye ihtiyacını karşılayabilecekken…

“ Komşusu açken yok yatan bizden değildir.” fermanına kulak tıkarcasına…

Bu ve buna benzer nice örnekler var hayatımızda…

Şimdi kim ağlasın bizler ağlamayalım da?

Ne kadar diğergam olursak manen o kadar yükseliyor ve ne kadar enaniyetli olursak o kadar batıyoruz. Efendimizin emir ve isteklerinde diğergamlığının ön plana çıktığını görüyoruz. O zamanlar bir mevali olan evlatlığı Zeyd bin Harise’ye halasının kızı Zeynep binti Cahş annemizi isteyerek bir hür ile bir kölenin evlenebileceğini herkese göstermek istiyordu. Nihayet halasının evine gideceğini kendilerine haber verdi. Zeunep binti Cahş annemiz otuz beş yaşlarındaydı, o dönem için evlilik yaşı düşünüldüğünde oldukça geç kalınmış bir yaş idi. O bütün taliplerini gönlündeki sevgilisiyle kavuşacağı günü hayal ederek reddediyordu. Alemlerin efendisine sevdalıydı. Akşama Allah rasulünün geleceğini haber aldıklarında evde adeta bir bayram havası yaşanıyordu. Fakat efendimiz hala kızını kendisine değil evlatlığı Zeyd bin Harise’ye isteyecekti. Ne Zeynep (r.anha) ne de ev ahalisi bu duruma sıcak bakmadı ancak emir büyük yerdendi. Mecburen kabul etmek zorunda kaldılar.

Gençlik yıllarından itibaren efendimizle evlenme hayalini yüreğinde taşıyan Zeynep annemiz için bu dünürlük meselesi bir gönül sızısı olsa da ona hayır diyemedi. Zeyd bin harise ile evlendi. Fakat bu evlilik aralarında olmayan ve oluşamayan denklik yüzünden sadece bir yıl sürdü.

Onlar boşandıktan sonra efendimizin de gönlünden Zeynep annemizle evlenme fikri geçti fakat o dönemde kişinin evlatlığının boşadığı kadınla evlenmesi yasaktı. Rabbimiz ahzab suresinin 37-40. ayetleriyle bu yasağı kaldırıyor ve nikahlarını da bizzat rabbimiz kıyıyordu. Zeynep annemiz müjdeli haberi duyunca mücevherlerini sadaka olarak dağıtıp hemen şükür secdesine kapanıyordu.

Zeynep annemizi en çok cömertliği ve ibadete düşkün oluşuyla tanırız. Deriden çanta ve ayakkabı yapıp kendi el emeği ile kazandığı parayı sadaka olarak dağıtırdı. Ahlakı ve maneviyatı da oldukça güzel ve güçlü idi. Efendimiz vefat ettiğinde ona ilk kavuşan eşi Zeynep annemizdir.

Kabri cennetül bakidedir.

Rabbimiz bizleri de meşguliyeti ilim, irfan,ibadet olan ez-cümle meşguliyeti Allah olan bir kalple rızıklandırsın. Amin.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.