Zeki Oğuz
Kışı görmeden bahar geçip gidiyor. Şehir merkezine kar düşmedi, dağlardaki ağartıya bakmayın siz, oralara da yağdı sayılmaz. Geçtiğimiz yıl bu aylarda dört gezgin çiçek fotoğrafları çekmeye Barcın yaylasına gitmiştik. Çataklardan adam beli gibi su akıyordu. Karların eridiği yerlerde çiğdemler, navruzlar, yaban laleleri, sümbüller fışkırmıştı. Dağın böğründeki pınardan adam beli gibi su akıyordu. Geçtiğimiz cumartesi yine aynı yayladaydım. Pınardan bir damla su gelmiyordu. Toprağın üzerinde kar yatmamıştı ki su aksın.
Son hafta müthiş ayaz olmuş Taşkent ve Bolay çevresinde. Ayaz, çiçeklenmiş ağaçları vurduğu gibi kır çiçeklerini de vurmuş. Sarıçiğdemler buruşup kalmış toprağın üzerinde.
İki hafta önce gittiğimiz Zengibar Kalesinde de aynı şeyle karşılaşmıştık. Bir tek navruz görememiştik. Sarıçiğdemlerin boynu bükük kalmıştı. Epeydir gitmemiştik Zengibara. Oysa nerdeyse yolüstü sayılabilecek bir konumda. Bozkır’a varmadan Ulupınar köyü yakınlarında araçtan inince sol yanda, bir saatte ulaşılacak mesafede bir yer.
Zengibar Kalesine her seferinde Ulupınar köyünün içinden çıkardık. Bu sefer Acılar (Hacılar) köyünden çıkalım istedik. Bu güzergahtan kalenin yakınlarına kadar yol varmış, diyordu arkadaşlar. Aslında buna pek taraftar değildim ben çünkü geçmişin önemli izlerinden olan kaya mezarlarını görmek için yine Ulupınar yakınlarına kadar inmek gerekecekti. Kalabalık öyle isteyince ses çıkarmadım.
Acılar Bozkır’a 18 km.uzaklıkta 700 nüfusa sahip küçük bir köy. Yol üzerinde bir nalbant eşekleri nallıyormuş. Arkadaşların ilgisini çekti, arabayı durdurup bol bol fotoğraf çektiler. Kalenin eteğine vardığımızda öğle olmak üzereydi.
Zengibar Kalesi tarihte İsaura Nova diye biliniyor. Çok geniş bir alanı kapsıyor kale. Dört bir yanı kontrol edebilecek bir konumda. Bulunduğu yükseklik 1860 mt. İki taraftan giriliyor kaleye. Biri batı tarafındaki Ulupınar köyünden diğeri doğu tarafından Işıklar köyünden. Benim tercihim batı tarafından çıkmak. Ulupınar köyü yakınlarındaki kaya mezarlarından geçerek ayakta kalmış bir burcun altında soluklanarak, burcun hemen solundaki mezarlıktaki talan edilmiş lahitleri gördükten sonra kalenin duvar kalıntılarını takip ederek ağorayı,nekropolleri,zafer takını ve doğu girişindeki burçları gördükten sonra dönüp kalenin batı yüzündeki antik çeşmede yemek ve dinlenmek daha keyifli geliyor.
Kalede yıllar önce küçük bir kazı yapılmış sonra kaderine ve define avcılarının merhametine terk edilmiş. Her taraf delik deşik. Yıllardır yağmaya uğramış bu tarihi mirasımız. Aslında pekde bilinmiyor. Yıllar önce bir dergi tarih atlası özel eki vermişti. O ekte bile yoktu Zengibar Kalesi. Yayla turizmi için her türlü olanağa sahip olan Bozkır için Zengibar çok önemli bir tarihi zenginlik. Kaledeki anıt eserlerin çoğu çevre köylerin evlerinde, okul duvarlarında kullanılmış. Yeraltındaki zenginlik ise definecilere kalmış.
Doğada kamp yapmayı sevenler içinde eşsiz bir mekân Zengibar. Kalenin doğusunda ve batısında iki antik çeşme var. Bu çeşmelerin çevresinde kamp yapmak mümkün.
Kalenin duvarlarında kullanılan taşlar, kaya mezarları binlerce yıl önce buralarda görkemli bir medeniyetin varlığını gösteriyor. Kaya mezarlarının alınlarında arslan, kartal, yılan gibi hayvanların figürleri yer alıyor.
Çok güzel bir bahar gününü yaşıyorduk. Ahmet Arif’in o güzelim şiiri dolanıyordu dilimde.
“Dağlarına bahar gelmiş memleketimin.”
Bir dal navruz görememenin burukluğu ile döndük Acılar’a.
Caminin önünde arkadaşların toplanmasını beklerken, evinin önünde topladığı otları temizleyen bir kadın çay yapabileceğini söyledi. Onca yorgunluktan sonra çaya hiç kimse hayır demezdi doğrusu.
Kocaman bir çaydanlığa çay demleyip geldi kadın. Oturup sohbet ettik. Yoksul bir aile ama yarım ekmeklerini paylaşacak kadar gönlü yüreği açık bir aile. Eşi amelecilik yapıyor, bulduğu yerde çalışıyormuş. Bahar gelince de Bursa taraflarına gidiyormuş çalışmaya.
Çaylarımızı içtikten sonra teşekkür edip ayrıldık arabalara doluştuk ama bir türlü hareket edemiyoruz. İki genç bakkala gitmişler onları beklemek zorundayız. Gençlere kızıyoruz sorumsuz davranıyorlar, diye.
Sarıoğlan’daki molada öğreniyoruz gecikmelerinin nedenini. Meğer kuru bir teşekkürle ayrılmak istememişler yoksul ailenin yanından. Bakkaldan çay, şeker alıp vermişler aileye. Köyün bakkalını da zor buldukları için gecikmişler. Zengibar’a ulaşım kolay. Kendi aracınız olmasa bile Bozkır dolmuşları ile gitmek mümkün.
Ulupınar’ın içinden geçerek kaleye ulaşılabilir. Meraklısına not: Bölgede kişilerden izin almadan kimsenin fotoğrafını çekmeyin. Özellikle yaşlı kadınların. Değilse bir çapa inebilir tepenize.