Akşehir’de önceki yıllar iki karma fotoğraf sergisine katılmıştım. İlk kişisel sergimi ise 14 Şubat’ta açtım. Bu aynı zamanda 27. kişisel sergimdi.
Şehrimiz ilçelerinde ilk kişisel sergimi Beyşehir Meslek Yüksek Okulunda açmıştım ama özellikle Akşehir’de bir sergi açmayı istiyordum.
Bana göre Akşehir gerçekten şehir demeye yakışır, sosyal yönden hayli gelişmiş ilçelerimizden biri. Böyle olmasa bir kültür kompleksini 90 günde ortaya çıkaramazlardı. Akşehir Nasreddin Hoca etkinlikleri başlı başına bir olay. Temmuzun ilk haftasında ülkemizin kültür-sanat dünyası, dünyanın ortayeri Akşehir’de buluşuyor.
Yılda birkaç kere yolumu düşürürüm Akşehir’e. İyi dostlarım var, onlarla buluşur, hasret giderir, fotoğraf çekmeye çıkarız birlikte. Her gidişimde farklı zenginliklerle dönerim. Hıdırlık’ta, Tekke Deresi’nin yamaçlarında, çamların altına oturup Akşehir Ovasını seyretmek bile ömre bedel.
İlk şiir dinletisini, üç ustadan Hıdırlık’ta dinlemiştim 1968’de. Fazıl Hüsnü Dağlarca, Feyzi Halıcı ve Osman Atila doyumsuz bir Hıdırlık akşamı yaşatmışlardı bize. Bunu anlattım Akşehir Belediyesinde kültür işlerine bakan Şule ve Songül’e. Sonra aynı şeyleri serginin açılışı sırasında kısaca sohbet ettiğimiz Belediye Başkanı kültür hamisi Op. Dr. Mustafa Baloğlu’na anlattım ve bu sene Nasreddin Hoca Şenlikleri sırasında bir şiir dinletisi yapmayı önerdim. Başkan sevinçle kabul etti önerimi, hatta “gelecek şairlerin arasına beni de yaz birkaç şiir okuyayım”, dedi. Şimdiden duyurulur, şehrimizde şiire gönül verenlere.
14 Şubat çok yoğun geçti ben ve Konya’dan gelen fotoğrafçı arkadaşlar için. Bu yoğun etkinlikte gazeteci ağabeymiz Ali Tekin Çağlav’ın, belediye kültür işlerinden Şule ve Songül’ün çok emekleri geçti. Başta Başkan Op. Dr.Mustafa Baloğlu olmak üzere hepsine teşekkür ederim.
Konya’dan gelen arkadaşlarla birlikte ilk durağımız, Tekke Deresi’nin çevresindeki eski Akşehir evleriydi. Bunların bir bölümü belediyenin öncülüğünde restore edilmiş, sanırım kalanlar da bir şekilde kurtarılacak. Yorgunluk çayını Akşehir Evi’nde içtik.
Saat 13.00 de serginin açılışı vardı. Açılıştan önceki kısa molada İsmail ağabeyin dörtlüklerini dinledik. Sergiden sonra yine Akşehir evleri ve müzeleri gezdik. Hıdırlık’ta kısa bir turdan sonra Nasreddin Hoca’yı ziyaret ettik.
Akşam 19.00 da ise Konyalı konuklar için özel olarak hazırlanan Akşehir Sıra Yarenleri gösterisi vardı. Gerçekten mükemmel bir gösteriydi ve bu gösterinin bir parçası da bizim gurubun en neşeli siması Mustafa Karaçelebi dostum oldu. Gösteri boyunca yapılan bütün eziyetlere gık demeden katlandı.
Her şehrin bir delisi, bir sevdalısı olur. Akşehir’in sevdalısı da Mehmet Güleray arkadaşım. Pazartesi sabahı Mehmet ve Ali Tekin ağabeyyle erkenden buluşup Akşehir evlerini yeniden çekmeye çıktık.
Akşehir’de de seçim ortamı ısınmaya başlamış. DSP’li arkadaşlar güçleri oranında bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. CHP’li arkadaşlar ise hayli kızgınlar. İlçede sevilen, tanınan birinin aday olmasını istemişler ama il dayatmış illaki bizim istediğimiz aday olacak, diye. İlçede pek tanınmıyormuş gösterilen aday. Bu yüzden pek umutları yok CHP’lilerin. Yarışma AKP ile MHP arasında geçiyor. “AKP yine kazanır”, diyor konuştuğum Akşehirliler.
Bu ara ipek halı dokumacılığı hayli gelişmiş Akşehir’de. Halkeğitim Müdürü ile pazartesi sabahı buluşup halı atölyelerini gezip fotoğraf çekecektik fakat müdür bey bizi atlattı, atölyeleri gezemedik. Müdürün bu davranışı Akşehir’in gülen yüzüne hiç yakışmadı doğrusu.
Biz Konyalı fotoğrafçılar, yazarlar, şairler 5–10 Temmuz’da Akşehir’de olacağız. O günlerde yolunuzu Akşehir’e düşürün mutlaka.
Hocanın torunları sizleri güleryüzle karşılayacak, Hıdırlık’ta çay ikram edecekler.