Kavak köyünden birkaç kere geçmiş ama köyde durup köylülerle konuşma, tanışma imkanım olmamıştı. Geçtiğimiz Salı günü Mehmet Karacığanlar İÖO öğrencileri, okul müdürü ve fotoğrafçı arkadaşım, eğitimci Mustafa Karaçelebi,eğitimci Nazım Peker ile birlikte bu beldeye gittik.
M. Karaçelebi eğitimciliğinin yanı sıra güzel işler de yapıyor. Kitap topluyor, bu kitapların köy kitaplıklarına ya da İÖO kütüphanelerine ulaşmasını sağlıyor. Sıra Kavak Belediyesi Mustafa Bağrıaçık İÖ Okulundaydı.
Çok güzel üç amacı vardı gidişimizin.
Birincisi, şehirde okuyan elli öğrenci köydeki yaşıtları ile tanışacak, arkadaş olacaklardı. İkincisi bu öğrencilerin topladıkları kitapları köy okuluna teslim edecek, üçüncüsü, köyde fidan dikme çalışmalarına katılacaktık.
Kavak, şehrimize 45 km uzaklıkta. Hatunsaray’a varmadan sola dönülüyor. Köye varıp, köylülerle konuştuktan sonra, keşke bütün köylerimiz Kavak gibi olsalar, diyebileceğimiz bir köy. Arazisi hayli geniş. Önemli bir kısmı sulanıyor. Köylülerin anlattıklarına göre her evde 10-15 büyükbaş hayvan ve 20 bini aşkın küçükbaş hayvan varmış. Köy 170 hane ve 1200 civarında nüfusu varmış. Küçükbaş hayvanları sadece bir ay kadar sağıyorlarmış. Kendi yiyecekleri peynir, yağ, yoğurt gibi ürünleri aldıktan sonra sağımı bırakıyorlarmış. Bunun bir nedeni de kuzu ve oğlakların daha iyi beslenebilmeleri imiş.
Kavak İÖ Okulu öğrencileri okulun önünde merakla bizi bekliyorlarmış. Okul müdürü Ahmet Yüksel ve diğer öğretmen arkadaşlarla tanıştık. Şehirden giden her öğrenci köyden bir öğrenci ile tanıştırıldı ve kitapları teslim ettikten sonra fidan dikeceğimiz Kızlar Küllüğü Tepesine çıktık.
Kızlar Küllüğü Tepesi köyün kuzeyinde küçük bir tepe. Burada 250 bin metrekarelik bir alana badem, kayısı, meşe gibi ağaçlar dikiliyormuş. Her öğrenci birer fidan diktikten sonra köye döndük.
Köy öğrencileri şehirli arkadaşlarını alarak evlerine yemeğe götürdüler. Onlar körpe kuzular gibi evin yolunu tutarken yıllar öncesi anılar geldi aklıma. Köyde okurken böyle bahar aylarında okulca geziye gider, başka köylerin öğrencileri ile buluşur, arkadaş olur, azık karışırdık.
Bizim yemeği de okulda hazırlamışlar. O harika sofrayı görünce Erdoğan’la Baykal’ın höşmerim kapışmaları geldi aklıma çünkü sofranın başköşesinde nefis bir höşmerim tabağı duruyordu.
Okulu köyün yetiştirdiği ünlü işadamlarından Şükrü Bağrıaçık, babası Mustafa Bağrıaçık adına yaptırmış. Okul sekiz derslikli ve 2006 yılında öğretime başlanmış.
Kavak’ta en dikkatimi çeken şeylerden biri çocukların pırıl pırıl temizliğiydi. Yemekten sonra köyde dolaşmaya başlayınca bütün köy halkının güler yüzü ve temizliğine hayran kaldım. Bir köy odasına girdik, iki yaşlı hem sohbet ediyor hem çay içiyorlarmış, bize de ikram ettiler. Geçmişte yirmiyi aşkın oda varmış, günümüzde üç tanesi faal durumdaymış.
Mustafa Bağrıaçık İÖ Okulunda şuanda 200 öğrenci öğrenim görüyor. 11 öğretmen var. Okulda modern bir laboratuvar kurulma aşamasında.
Meram Halk Eğitim Müdürlüğü burada bir ev mefruşatı kursu açmış. Kursun 23 öğrencisi var ve kurs boyunca ürettikleri şeyler kendi cehizleri olacakmış.
Okulda ayrıca şirin bir ana sınıfı var.22 gülyüzlü öğrenci burada, zorlu bir eğitim maratonunun ilk basamağında, ilk derslerini görüyorlar.
Yukarda da dediğim gibi, köyden ayrılırken, keşke her köyümüz Kavak gibi olsa, diyordum içimden.