Ekonomik, sosyal, kültürel, teknik ve siyasal imkânlara ulaşamamış, sahip olduklarını da değerlendirip geliştirememiş, kendisi de gelişememiş bir ilçemiz Hadim.
Ancak son zamanlarda Hadim'de bir hareketlilik, bir heyecan, için için bir kaynama, bir telaşlı kıpırtı var.
Bu heyecan, bu telaşın sesleri, 125 km uzaklıktaki Konya'dan, 800 km uzaklıktaki İzmir'den, 750 km ötedeki İstanbul'dan, Antalya'dan
duyuluyordu. Duymayan, duyurulamayan belki de duymak istemeyen bir Ankara'ydı.
Hadim'deki bu ayak seslerinin ne olduğunu tam olarak anlaşılması, anlatılması için Memleket gazetesi olarak, bir aya yakın bir süre Hadim ve çevresinde bilgi topladık.
Son 6 aydan bu yana tarımsal, ekonomik, turistik alanda tespitler yapılıyor, geziler düzenleniyor, konuklar davet edilip bilgiler alınıyor, uzmanlara danışılıyor, projeler hazırlanıyor, imkânlar belirleniyor. Bu koşuşturmalar hep halkla birlikte sivil toplum kuruluşlarının, yerel idare ve mülki idarenin tüm birimlerinin katılımyla gerçekleştiriliyor.
Bütün bunların ne anlam taşıdığını, hedeflenenleri, ne yapılmak istendiğini sizlere en yakın kaynaktan, daha doğrusu bütün bu çalışmaların mimarından aktarmak istedik.
Hadim Kaymakamı Sayın Zekai Erdem isteğimizi geri çevirmedi. Bize gösterdiği ilgiden, ayırdığı zamandan, daha da önemlisi kendi ifadesi ile "zamanın 80 yıl önce durduğu" bu kentte yeniden işlenmeye başlayan zamanın işleyişini aktarma fırsatı verdiğinden dolayı müteşekkiriz. Kendisiyle yaptığımız söyleşiyi size aktarıyoruz
Hadim'de görülen bu hareketliliğin sebebi nedir? Bu hareketliliğin bir adı, bir tanımlaması var mı?
Bunun için tanımak gerek. Hadim; Hitit, Roma, Bizans uygarlıklarına beşiklik etmiş, Selçuklu, Osmanlı medeniyetini yaşamış, Cumhuriyeti görmüş en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Astra ve Artana'daki kalıntılar Hadim tarih ve medeniyetinin bilinen ilk kaynaklarıdır.
Coğrafi açıdan Toroslar'ın ortasında, geçim kaynaklarını belirleyen ve güçleştiren arazi şartlarına sahip. Sert geçen kışa rağmen, Akdeniz ikliminin özelliklerini de taşıyor. Bir yanda kartopu oynarken, diğer yanda piknik yapılabiliyor.
Bu iklim yapısının zorluğu Hadim'e büyük ayrıcalık, avantaj da sağlıyor. Bazı tarım ürünlerinde hem ilk turfanda, hem son turfanda ürün elde edilebiliyor. Bu özelliğin değerlendirilmesi gerekiyor.
Coğrafi yapının, Hadim için en iyi değerlendirme şekli; 600 metreden 2 bin metreye kadar değişen yüksekliklerde, hangi noktada ne tür ürün yetiştirilebileceğinin tespit edilerek, zengin ürün çeşitlerine ulaşmaktır.
Böyle coğrafi yapı ve güç arazi şartları nüfusu oldukça etkilemiştir. Sanki 80 yıl önce zaman Hadim'de durmuş gibidir. Büyük bir savaştan çıkan ülkede ekonomik geçim sıkıntısı, genç nüfusu göçe zorlamıştır. Çalışmak, okumak amacıyla dışarı giden genç nüfusla birlikte zaman durmuştur, geride hep yaşlı nüfus kalmıştır. Gençlerle birlikte enerji de gitmiş, çalışma şevki azalmıştır. Çalışmaya gidenler ya hiç dönmemiş ya da emekli olduktan sonra, o da az bir kısmı olmak üzere, geri dönmüştür. Okumaya gidenler arasında kültürlü, eğitim düzeyi yüksek insanlar da yetişmiştir.
Ancak 80 yıldır bu kısır döngü devam etmiş, Hadim enerjik ve dinamik genç nüfustan yoksun kalmıştır. Bugün artık nüfusun çoğunu yaşlılar oluşturmaktadır. Bu durumda iken Hadim ve Hadimliler kültürel özelliklerini korumuş; Hadim gözü tok, tertemiz, asayişi mükemmel yerlerden biri olarak kalmıştır.
Konya'nın gelişmişliğine rağmen, geri kalmış bir mahrumiyet bölgesi olan ilçemiz, birçok Doğu Anadolu ilçesinden daha geri. Hemen yanındaki Karaman'ın yararlandığı kalkınmada öncelikli bölgeler statüsüne giremiyor. Bu imkândan faydalanamıyor.
Bütün olumsuzluklara rağmen, imkânlar da vardı. Eldeki imkânları ortaya konup yapılabilecekleri tespit ederek en iyisinin yapılması gereklidir. Elde; eski kullanım oranına göre bugün ancak yüzde 30'u değerlendirilebilen kaliteli ve verimli tarım arazileri, hayvancılığa uygun alanlar, değerlendirilemeyen su, tarihi değerler, turistik eserler, tabiat güzellikleri ve sağlam bir kültür var.
Eldekilerle sanayileşmeye gidilemezdi. Öyleyse ilk başta tarıma yönelinmeliydi. Verimli tarım arazilerinde "İyi Tarım Uygulaması" yapılmalı, mevcut sistem modernize edilmeliydi.
Kullanılamayan sular kazanılmalı, sulama suyu ihtiyacı karşılanmalıydı.
Tarım ürünlerine çeşitlilik ve esneklik kazandırılmalı, tarım sanayine yönelinmeliydi.
Tarımda bu çalışmalar sürdürülürken; tarihi değerler ortaya çıkarılmalı, turistik eserler belirlenip nitelendirilmeli, tabiat güzelliklerinden faydalanılmalıydı. Turistik tesisler, gezi alanları, dinlenme ve konaklama mekânları kurulup, dağ ve yayla turizmi başlatılmalıydı.
İşte eldeki bu imkânların değerlendirilip Hadim'in kalkınmasını gerçekleştirmek amacıyla bir çalışma başlatıldı.
Bu alanda başlattığınız çalışmalar ve yapmak istedikleriniz neler?
Tarım alanında toprağın, iklimin, yüksekliğin özelliklerine göre ekim-dikim yapılacak ürünlerin belirlemesine gidildi. Belirlenen ürünlerin bir kısmının test uygulamasına başlandı. Belirleme çalışmaları devam ediyor. Hedeflenen ürünler arasında kiraz, şeftali, bağ, badem, çilek, elma, fasulye, ceviz, süs bitkileri, fidancılık yer alıyor.
Hadim'de bağcılık, 2000 yıl öncesine dayanır. Astra ve Artana harabelerindeki taş kabartma resim yazılarda bağcılığa dair figürler yer almaktadır. Şimdiye kadar geleneksel olarak sürdürülen bağcılık, ilkel usullerle yapılmış, elde edilen ürünler yaş meyve, kuru üzüm ve pekmez olarak değerlendirilmiştir. Ancak kullanılan yöntemlerdeki ilkellik, pazar sorunu, kurutmadaki bilgisizlik nedeniyle karlı bir tarım ürünü haline gelememiştir.
Bu konuda ilk yapılması gereken iş, bağcılığın modernize edilmesiydi. Bu amaçla bağcılıkla uğraşan çiftçilerimiz, yerel yöneticilerimiz ve ziraatçilerimizle gruplar halinde, zaman zaman, Türkiye'de bağcılığın profesyonelce yapıldığı Manisa, Tarsus, Denizli gibi bölgelere geziler düzenlenmiştir. Bu gezilere katılan çiftçilerimiz "Hakikaten biz bu işi bilmiyormuşuz" diye tepki de vermiştir. Çiftçilerimiz modern bağcılık konusunda öğrendiklerini çevresine anlatmış ve uygulamaya başlamıştır. Burada bir amaç da çiftçilerimizin bu işin profesyonelce yapıldığı yerlerle kendi bağlantılarını doğrudan kurabilmeleriydi. Sanırım bu konuda bayağı bir mesafe de alındı.
Bağcılık konusunda bilinçlendirilen çiftçilerin elde ettiği ürünlerin değerlendirilmesi de çok önemli bir konu. Çiftçimiz en kaliteli ürünü elde etse de pazarı ve pazarlamayı bilemediği için, emekleri çoğu zaman karşılığını bulamıyor. Çiftçilerimizin ürünlerinin pazarlarda gerçek değerini bulması konusunda çabalarımız sürüyor. Bizim asıl yapmak istediğimiz bölgede tarım yan sanayisini başlatabilmektir. Çünkü tarım ürünlerinin gelir esnekliği zayıftır.
Bağcılık konusunda da sofralık meyve olarak üzümleri pazara gönderirken, kuru üzümde çiftçimizi bilgilendirip bilinçlendirerek, kurulacak tesislerle uluslararası pazara çıkabilecek kalitede kurutma yapabilecek seviyeye ulaşmayı hedefliyoruz.
Bağcılıkta önemli işleme ürünü olan pekmez, bölgemizde oldukça iyi bir isim yapmıştır. Aladağ pekmezi neredeyse bir marka haline gelmiştir. Bu durum bazen başka bölgelerce istismar da edilebilmektedir. Biz bunu ortadan kaldıracak standardı yakalamış pekmez fabrikalarının kurulmasını arzu ediyor, bu yönde çalışmalar yapıyoruz. Böylelikle hem vatandaş aldanmayacak, hem de ortaya iyi kalite de güvenilir pekmez çıkacaktır. Bu sayede çiftçilerimizin ürünleri de en iyi değerini bulmuş olacaktır.
Kısacası bağcılıkta kaliteyi pazarın yan sanayini birlikte geliştirmek Hadim'e ve Hadimliye kazandırmak istiyoruz.
Zekai Erdem Üzümü konuşuluyor. Nedir bu mesele?
Bunu nerden duydunuz bilmiyorum. Hadim'de bağcılık çok eski olmasına karşın, yetiştirilen üzüm cinsleri pek çeşitli değil. Konya'daki bağcılığın üçte ikisi Aladağ'da gerçekleştirilmektedir. Bu bölgemizde de genellikle Kecimen üzümü, Gök üzüm aranır ve yetiştirilir. Meyvesinden çok yaprağı için de Hesabalı üzümü üretilir.
Bağcılığın geliştirilmesi konusunda, çiftçilerimizle Tarsus'a yaptığımız bir gezi sırasında, Hadim'de olmayan bir üzüm cinsinin çubuklarını istedik. Getirdik. Çiftçilerimiz bu çubukları diktiler. Ancak üzümün cinsi ve adı kendilerine sorulduğunda verecek bir cevap bulamayınca, "Zekai Erdem Üzümü" demişler. Bana aktarıldığında, "Durun bakalım, eğer sonuç iyi olursa bu adı verin. Değilse benim adımı kötüye çıkarmayın" esprisi ile karşılamıştım. Zekai Erdem Üzümü hikâyesi budur.
YARIN HADİM ve KİRAZ