Yüzde 5 iktidarı belirleyecek!

TÜSİAR Araştırma ve Danışmanlık Genel Koordinatörü Avukat Hasan Yel son anketi ve partilerin durumunu gazetemize değerlendirdi.

 

Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu özetlerken Jean- Jacques Rousseau’nun “Özgürlüğün tehlikesini köleliğin rahatlığına değişmem” diye özetleyen Av. HasanYel, “Vatandaşlar 7 Haziran’dan 1 Kasım’a kadar olan süreçte çok şeyi fark etti, artık koalisyon istemiyor ve sağlıkta problemler çözüldü, eğitimde okullaşma yükseldiartık vatandaş yaşam standartlarının yükselmesi için çalışıyor ve buna büyük önem veren yüzde 5’lik bir kesim var, bu kesim 1 Kasım’ın şeklini değiştirecek” dedi.

-Partilerin seçim beyannameleri seçmeni nasıl etkiliyor?

-TÜSİAR olarak sürekli anketler yapıyoruz. Bazen milletvekillerinden bazen belediye başkanlarından bazen de özel firmalardan gelen talepler üzerine sürekli anketler yaparız. Dolayısıyla bugüne kadar yapılmış çok ciddi bir araştırma arşivimiz var. 7 Haziran seçimlerinden sonra partilerin bu anketleri daha iyi okuduğunu, toplumun farklı kesimlerinin taleplerini daha belirgin vaatlerle seçmenin oylarını kazanmak için çalıştıklarını görüyoruz. AK Parti’nin gençliğe yönelik birçok projesi var. Bütün partilerin gençlere, işçiye, çiftçiye, esnafa ve kadınlara yönelik projeleri var. Dolayısıyla bütün partiler 7 Haziran sonrasında seçmeni çok iyi analiz ettiler ve parti programlarını buna göre şekillendirdiler. Şunu açıkça belirtmek gerekir ki, AK Parti’nin 7 Haziran seçimlerine yönelik gençlere ya da toplumun diğer kesimlerine yönelik çok esaslı vaatleri yoktu. Daha çok ülkenin kalkınmasına yönelik projeler beyannamede yer almıştı. Bugünkü gelinen noktada ise başta AK Parti olmak üzere partilerin 1 Kasım’da, toplumun bütün katmanlarına yönelik farklı çalışma ve projeler ortaya koyması seçmenin ve demokrasinin kazanımıdır. Vaatlerin ütopik olması bir yana, partilerin iktidar yarışında vatandaşa yansıyan çok önemli etkenleri de hep birlikte görüyoruz.

-Vaatler vatandaşın oyunu ne kadar etkiliyor?

-En başından şunu ifade etmek lazım ki, partilere oy verme noktasında her 10 kişiden 6 ya da 7’si için parti programları çok fazla önem taşımıyor. Yani şunu vaat etmiş bunu vaat etmiş cümlesine takılmadan direkt olarak oyunu veriyor.  Ya genel başkanını seviyordur ya da çizgisi hoşuna gidiyordur gibi. Fakat her 10 kişinin 3 ya da 4’ü ise oyunun rengi henüz belli olmamış kesimden oluşuyor. Bu kesim daha çok oyunu partilerin ekonomik projelerine oy veren bir kesimdir. Bu kesimin önemini daha iyi anlatmak adına 7 Haziran seçimlerini örnek verebiliriz. Yani AK Parti bu seçimde yüzde 3’lük bir oy daha alabilmiş olsaydı bugün yaşananların birçoğu yaşanmayacaktı. Yeniden seçim olmayacak, AK Parti yaklaşık 285 milletvekili sayısı ile tek başına iktidar olmuş olacaktı. Ya da biraz daha açalım; AK Parti yüzde 50 oy almış olsaydı diğer partilerin de vaatte bulunma gibi bir lüksü zaten olmayacaktı. Ama şu anda gelinen durum bıçak sırtı bir mesele…

-Partilerin vaatlerini ne kadar reel buluyorsunuz?

-Şu partinin reel ya da değil açıklaması yapmak şu an için erken olabilir. En çok 1 Kasım’da sandığa yansıyan rakamlar belli edecek. Şu da önemli ki; siz ne kadar duble yollar yaparsanız yapın, bireysel manada bir ailenin ekonomik girdisine katkıda bulunamazsanız bir önceki dönemde sizi destekleyen seçmen ister istemez başka partilere yönelebilir. Sağlıkla ilgili esaslı problemler çözüldü, eğitimle ilgili, okullaşma oranıyla ilgili sorunumuz kalmadı diyebiliriz. Bundan sonra seçmen artık biraz daha bireysel düşünüyor ve hayat standartları noktasında iyileştirmeler istiyor.‘Nasıl ailemle tatile çıkabilirim?’ ‘Çocuğuma nasıl bir kıyafet daha alabilirim?’ Gibi bireysel ihtiyaçlar ön plana çıkmış durumda.  Gençlik açısından ise ‘Nasıl iyi bir iş bulabilirim?’ sorusu daha çok sorulmaya başlanırken partilerin işsizliği önleme ve gençlere en iyi işi sağlayabilme çalışması daha reel olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla AK Parti’nin gençlere yönelik vaatlerini incelediğimizde, gençlere, özellikle okuyan gençlere önem verdiğini görüyoruz. Yine, bizim yaptığımız çalışmalar sonrasında AK Parti 7 Haziran seçimlerinde gençlerden çok büyük rağbet görmemiş. MHP ise milliyetçilik söylemleri ile gençlerin oyunu almıştır. CHP’nin genç seçmeni daha entelektüel bir birikime sahip ve  CHP’de onları kaybetmek istenmiyor. HDP yine ‘Kürt Milliyetçiliği’ söylemleri ile bir gençlik tabanı oluşturdu gibi. Onlar da bu tabanı kaybetmek istemiyor. Yani iktidar partisi olması hasebiyle en reel vaatlerin AK Parti seçim beyannamesi olduğunu söyleyerek diğer partilerinde makul oranlarda vaatler olduğunu hatırlatarak, partilerin yukarıda ifade ettiğimiz yüzde 3-5’lik oya talip olduğunu gösteriyor diyelim.

-Son yaptığınız ankette partilerin oy oranları ne durumda?

-Biz 2002 den beri anketler yapıyoruz 7 Haziran öncesinde yine bir anket çalışmamız oldu AK Parti, CHP, MHP’de oranlarımız çok küçük hata payları ile tuttu. Yalnız HDP’de yüzde bir ya da 2 civarında bütün anket şirketleri olmak üzere yanılma payı ortaya çıktı.Onunda sebebi Kürt seçmen ile iyi bir diyalog kuramıyorsunuz,  orada bir ‘fişleneceğiz’ kaygısı var, dolayısıyla bu rakamı tutturmak çok kolay olmuyor yani sağlıklı cevaplar alamıyorsunuz Bu anket 25 eylül 1 ekim tarihleri arasında 7 coğrafi bölgenin demografik yapısını da göz önüne alarak 31 il ve 3041 denek üzerinde yaptığımız bir çalışma… Anket sonuçlarını geçtiğimiz hafta tüm Türkiye ile paylaştık.

-Ankette hangi sorular soruldu?

-Biz bu ankette belli başlıklar üzerine yoğunlaştık.  Bugün bir milletvekili seçimi olsa hangi partiye oy verirsiniz?  Devletin PKK’yı etkisiz hale getirmek için gerçekleştirdiği operasyonları destekliyor musunuz? 1 Kasım seçimlerinde nasıl bir sonuç çıkmasını istersiniz?

-Anketten çıkan sonuçların partilere göre dağılımı nasıldır?

-Anketten çıkan sonuca göre deneklerin yüzde 42.95’i AK Parti, yüzde 26.40’ı CHP, yüzde 14.60 MHP, yüzde 12.09’u HDP ve yüzde 3.06’sı da diğer partilere oy vereceğini söylemiş. 7 Haziran seçimlerinden sonra iki partide oy yükselmesi olmuş. Buna göre AK Parti oyunu yüzde 2.29 oranında,  CHP ise 1.27 oranında artırdığı görülüyor. Yine 7 Haziran’dan bu yana oy kaybeden iki partiden MHP’de 1,85 oranında ve HDP’de ise 0.87 oranında oy kaybı görülüyor. AK Parti’ye gelen oyların yarıdan fazlası MHP’den gelirken büyük bir oranının da HDP’den geldiğini ifade etmeliyiz. CHP’ye giden oyların da MHP ve HDP’den olduğunu da hatırlatalım.

-Vatandaş PKK’ya yapılan operasyonları destekliyor mu?

-Tabi yine anketten çıkan sonuca göre vatandaş operasyonlardan memnun. Zira deneklerin yüzde 81.26’sı operasyonlara onay veriyor ve memnuniyetini belirtiyor. Yüzde 17.64’ü operasyonları desteklemiyor ki, bunun da büyük çoğunluğunun HDP seçmeni olduğunu söyleyebiliriz. Kalan yüzde 1.10’u da bu konuda fikrinin olmadığını belirtmiş. Burada yine şu ayrıntıyı da söylemek istiyorum; AK Parti seçmeninin tamamına yakını ve MHP seçmeninin büyük çoğunluğu hatta CHP’nin seçmeninin önemli bir kısmı da operasyonları destekliyor. Bu da 1 Kasım’da oy rengine etki edecektir diye düşünüyorum.  Bir ayrıntıyı da gözden kaçırmayalım; Bugüne kadar yapılan çalışmalar gösteriyor ki, PKK Kürtleri temsil etmiyor. Zira vatandaş devletin yatırımını baltalayan terör örgütüne artık başkaldırmaya başladı bile.

-Operasyonlara ‘hayır’ diyenlerin gerekçeleri nedir?

-Şimdi burası da önemli bir konu. Özellikle bazı yurtdışı destekli gruplar devletin PKK’ya yaptığı operasyonları Kürt halkına yönelikmiş  gibi gösterme çalışmaları ve algı operasyonu yapıyor. Operasyonlar sırasında sosyal medyayı da takip edebilmişseniz, bunu rahatlıkla görebilirsiniz. ‘Devlet sivil halkı vuruyor’ gibi iftira ve karalama kampanyaları içerisindeler. Hatta daha da ileri giderek sivil halkı kendilerinin öldürüp asker ve polisi suçluymuş gibi gösterme çalışmaları da var. Dolayısıyla bu algıyı fark edemeyenler de ‘hayır’ diyebiliyor. Yani Ankara saldırısı da çok farklı değil. Fail belli değil ama mağdurlara bakarak olayı birilerine yıkma çabalarını hep birlikte fark edebiliyoruz.

-1 Kasım’da halk koalisyon istiyor mu?

-Vatandaş tabi ki istikrar diyor. Koalisyon istemiyor. Diğer partilerin ise iktidar gibi dertleri yok. Zira öyle bir düşünceleri olsaydı bırakın koalisyonu seçim hükümetine bile bakan verirlerdi. Çözüme yönelik bir çabaları olmadı ancak yolu tıkadılar. Dolayısıyla CHP’nin de MHP’nin de iktidara da hazır olduğunu düşünmüyorum. Aslında MHP’nin 1 Kasım içinşimdiden “koalisyona hazırız” mesajı vermeleri çok manidar. MHP  her şeye ‘hayır’ derken kaybettiği tabanını, HDP ise 7 Haziran sonrasında PKK’nın asker ve polise saldırılarını kimseye açıklayamadığı için böyle bir yola başvurarak Kürt gençlerini elinde tutmaya çalışıyor.Bütünbunları da vatandaş görüyor ve deneklerin yüzde 82’si tek başına kurulacak bir iktidar istiyor. İstikrarolsun istiyor. 7 Haziran sonrasındaki belirsizlik, doların 3 lira üzerine çıkması ve bazı etkenler özellikle vatandaşı bu noktaya getirdi. Vatandaş muhatap istiyor. Derdini anlatabilecek, bana ne yaptı? sorusunu sorduğu zaman tebrik edeceği ya da suçlayabileceği birilerini arıyor.Koalisyon istemeyenlerin oranının yüksek olmasının başka bir nedeni de  7Haziran sonrasında oluşan siyasi hava Türkiye’nin koalisyonlara hazır olmadığını göstermesidir, zira bu süreçte görüldü ki, partiler ortak bir noktada buluşamıyor.Şu ayrıntıyı da belirtelim ki, koalisyon istemeyen büyük çoğunluğun içinde sadece AK Parti seçmeni değil, CHP ve MHP seçmeni de var.

-Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Ülkemizin coğrafya itibarı ile zor bir bölgede olduğunu söyleyebiliriz. Ortadoğu’nun içler acısı hali ortada. Biz ise kendi helikopterimizi yapıyoruz hatta başka ülkelerden helikopter siparişi alıyoruz. Bu da birilerinin hoşuna gitmiyor. Yani tam da Jean- Jacques Rousseau’nun dediği gibi, “Özgürlüğün tehlikesini köleliğin rahatlığına değişmem” Köleliğe razı olmaktansa özgürlüğü tehlikesi her an üzerimizde.

Röportaj –M. Ali Elmacı

                                                                                                                                         

Yerel Haberleri

MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?
ARANAN ŞAHISLARA SIKI TAKİP
BİR İLÇE SULAR ALTINDA
KONYA'NIN SU GÜVENLİĞİ