Yüksek ruh Çanakkale’de; biz hiçiz!

M. Ali Köseoğlu

Yüksek ruh Çanakkale’de; biz hiçiz!

 

 

Üst üste yaşananlar ne kadar da manidar…

Birkaç gün önce İstiklal Marşımızın kabulünün yıldönümüydü…

‘Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak

 Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

 O benimdir, o benim milletimindir ancak.’

Böyle başlıyor…

Her kıtası, her mısrası ayrı bir anlam halesini salıyor içimize…

İstiklal Marşı’nın yazıldığı günlerde yaşananlara şahit olmayı lüzumsuz kılan sağlam tuğlalarla örülü bu şiiri, bir hücum kıtası mahiyetinde milletin yıldızını söndürmeye kasteden herkesin üzerine pek tabi salabiliriz…

Mesela şu mısraları:

‘Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!’

Sadece İstiklal Marşı’nın kabul yıldönümü de değil.

Dün Çanakkale Zaferi’nin 93. yıldönümüydü…

Yurdun dört bir yanından Çanakkale’ye akın etti insanlar…

‘Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!’ diyor ya Akif…

İşte alçaklara karşı verilmiş en muhteşem zaferlerimizdendir Çanakkale…

Ülkenin şeref ve itibarının ve namusunun korunması yolunda şahadete koşan kahramanların bayraklaştıkları günün yıldönümünde…

Ya yine alçaklara uğramışsa ülke!

***

Ali Ulvi Kurucu’nun hatıralarını okuyorum…

‘Dine bu kızgınlık neden?’ başlıklı bir bölüm var…

Kurucu babası ve amcasının yıllar önce kendi aralarında konuştuğu şu hatırayı naklediyor:

Pederlerin bîzar oldukları, şikâyet ettikleri, üzüldükleri nokta bize reva görülen, tatbik olunan bu tutumların, işkencelerin, düşman tarafından değil, kendi milletimizin fertleri tarafından yapılıyor olmasıydı.

“Yahu bütün bunlar, kimin adına kimi memnun etmek için yapılıyor?” diye hayret ediyorlardı.

“Biz harpten muzaffer çıkan, istiklalini alan bir millet değil miyiz?  Evet. Peki, bu millet niçin Yunan’la harbetti?  Belki Yunan gelince dinimi değiştirir, ezanımı değiştirir, yazımı değiştirir, dilimi değiştirir, kıyafetimi değiştirir diye harbetmedi mi? Ee! Bunların hepsini sen yaptıktan sonra!...”

Hem Konya tarihi hem de yakın tarih açısından ibret verici hatıralarla dolu bu kitabı muhakkak okuyun. Bu arada MÜSİAD Konya Şubesi’ne, bu kitabın yazarı M. Ertuğrul Düzdağ’ı geçtiğimiz Cuma günü Konya’ya getirdiği için teşekkür edelim.

***

Demokrasiye inanlar olarak yapılması gereken şey inancı kuvvetlendirmekten geçiyor…

Bugün yaşananlar elbette her aksiyon adamının başına gelebilecek türden hadiseler…

Kolayca hiçbir şey olmuyor…

Türk insanının cumhuriyet, laiklik ve demokrasi yolunda verdiği mücadelenin zaman zaman sekteye uğruyor olması bizi endişelendirmemeli…

Ülkenin kaybettiği zamana elbette yanacağız, fakat umudu hepten tüketmenin faydası yok…

***

Çanakkale’de şehit olan askerlerin yüksek karakterini bakınız Atatürk nasıl anlatıyor: “Karşılıklı siperler arasında mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak: Birinci siperlerdekilerin hiçbirisi kurtulamamacasına hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kur'an-ı Kerim okuyor ve Cennet'e gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenlerse Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngüyle çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebeleri'ni kazandıran bu yüksek ruhtur.”

***

Atatürk’ün “Biz Çanakkale'de bir Dar-ül fünun gömdük” dediği üniversitelere şimdi bu memleketin has evlatları alınmıyor…

Kalbi ülke sevdasıyla dolu pırıl pırıl gençlerin gelecekleri gömülüyor toprağa…

Şaşılacak şey değil mi?

Sütçü İmam Üniveristesi’nin kapıları başörtülülere kapalı olduktan sonra Selçuk Üniversitesi’nin kapılarının da -yeniden- kapatılmasını anlamakta zorlanmıyorum…

Nihayetinde Rektör Süleyman Okudan da bir insan…

Prof. Dr…

Diğerlerinden farkı yok!

Yüksek ruh Çanakkale’de medfun…

Ben, sen o; hiçiz.

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.