İki cilt halindeki çalışmanın birincisi geçtiğimiz günlerde Tablet Yayınları arasında çıktı. Dizinin ilk kitabı, Ali Canip Yöntem'in Yeni Türk Edebiyatı Üzerine Makaleleri adını taşıyor. Devasa bir hacmi bulunan eseri (192 makale, 886 sayfa) kültür dünyamıza kazandıran Tablet Yayınlarını kutluyoruz. Yeni Türk edebiyatı sahasında çalışanları olduğu kadar yakın döneme dair merakı olan, kültür meseleleriyle şöyle ya da böyle ilgilenen herkes için mükemmel bir kaynak niteliğindeki eserin ikinci cildini de merakla beklediğimizi ifade edelim.
Kültür dünyamızın şekillenmesinde önemli bir yeri olan ancak ismi sadece literatüre âşina kişilerce bilinen, bu anlamda pek tanınmayan Ali Canip gibi önemli bir kalemin bu eser vesilesiyle tekrar gündeme gelmesini son derece önemli bulduğumuzu bu arada belirtelim. Ali Canip, Türkçe'nin sadeleşmesi hareketinin öncülüğünü yapmış "Genç Kalemler" hareketinin şüphesiz en önemli kişilerinden biri... Yeni Lisan Hareketini başlatan Ömer Seyfettin, Ziya Gökalp gibi isimlerin yanında yer almış, yazdıklarıyla devrin edebî hareketliliğine katkıda bulunmuş bir edebiyatçımız. Ömer Seyfettin'in popüler denilebilecek hikâyeleriyle, Ziya Gökalp'ın ise Türkçülük eksenindeki teorik çalışmalarıyla ön plâna çıkması, onun ismini biraz geride bırakmışa benziyor. Ancak yazılarına şöyle bir göz gezdirilirse, aslında Ali Canip'in yeni edebiyatın teorisyenlerinden biri olduğu sonucu kendiliğinden ortaya çıkıyor. Konulara olan vukûfu, kendine has görüşleri, ortaya koyduğu hususlar bunun en açık göstergesidir, diye düşünüyoruz. Hatta bu cephesiyle Ali Canip, Genç Kalemler hareketi içinde yer alan diğer isimlere göre "Millî Edebiyat" konusunda daha fazla mesai sarf etmiş bir aydınımızdır, demek iddialı bir cümle sayılamaz.
"Her millet kendi lisanında yaşar. Lisan, vatan kadar mukaddestir. Fiilî vatanımız olan Türkiye'de, millî vatanımız olan bütün Turan'da nasıl yabancı düşmanlar bulunmasını istemezsek lisanımızda da Türkçeleşmemiş ecnebî kelimeler istemeyiz" prensibinden hareketle "terkipsiz, saf, sade ve güzel Türkçe" ile ilk eser verenlerden biri de Ali Canip olmuştur. Nitekim Ömer Seyfettin onun için şunları söyler: "İşte konuşulan saf, sade, terkipsiz ve tabiî Türkçe ile yeni lisanla ilk defa bize güzel şiirler yazan Ali Canip Bey'dir... Millî edebiyatın mevzularını, memleketimizde, yaşadığımız muhit içinde bulmuş ve konuştuğumuz saf ve tabiî Türkçe ile terennüm etmiştir"...
"Millî edebiyat" kavramını Ali Canip ortaya attığı zaman başta Fuat Köprülü olmak üzere birçok aydınımız, yazarımız karşı çıkmışlardı. Ali Canip, muârızlarına karşı "millî edebiyat" meselesini var gücüyle savunarak, bu ülkünün gerçekleşmesine en büyük katkıyı sağlayanlardan biri olmuştur.
Yöntem'in makalelerinin biri eski edebiyatçı, diğeri yeni edebiyatçı iki üniversite hocası tarafından [Prof. Dr. Ahmet Sevgi, Doç, Dr. Mustafa Özcan] hazırlanmış olması da bu bakımdan büyük önem arz ediyor. Zira Ali Canip, çökmekte olan bir imparatorluğun son devir aydınlarından biri olması hasebiyle hem eski edebiyatı ve problemlerini müşahede etmiş, hem de yeniliklere gebe bir ortamda edebiyatın nasıl bir yol izlediğini görmüş, ona rota çizmeye çalışmış biridir. Bu durum, farklı alanlarda uzman iki bilim adamımızın ortak hareket etmesine zemin hazırlamıştır. Zaten edebiyatın bir bütün olarak ele alınması gerektiği fikri, farklı disiplinlerin işbirliği ve görüş alışverişinde bulunması zorunluluğu bu ortak çalışmada kendini müşahhasa dönüştürmüş gözüküyor.
Ortak imza attıkları Ön söz'de A. Sevgi ve M. Özcan aynen şunları söylüyorlar:
"Bu kitapta yer alan makaleler daha çok 'Yeni Edebiyat'ımızla ilgili olanlardır. Ali Canip'in 'Eski Edebiyat'la ilgili de birçok makalesi vardır. Onların da ayrı bir kitapta toplanması düşünülmektedir. Ayrıca 'Yeni Edebiyat'la ilgili bütün makaleleri buraya topladığımız iddiasında değiliz. Gözümüzden kaçan yahut ulaşamadıklarımız muhakkak olmuştur. Hatta bugün için pek bir kıymet ifade etmeyen bazı yazıları da hacmi fazla kabartmamak için almadık.
Makaleler, elli-altmış yıllık bir zaman şeridi içinde kaleme alınmış olduğu için zaman zaman bazı tekrarlara rastlamak mümkündür. Diğer taraftan bu kitapta yer alan düşüncelerin hepsine katılmayabiliriz. Ama bu, onun düşüncelerinin kitaplaşmasına engel teşkil etmemelidir. Bizim tasvip etmediğimiz bir düşünceyi bir başkası pekâlâ takdir edebilir.
Makaleleri neşre hazırlarken sadeleştirmeyi düşünmedik. Mehmet Kaplan'ın ifadesiyle 'Bir yazarı anlamak isteyen onun dilini de öğrenmelidir.'Ayrıca, mümkün mertebe yazarın diline de dokunmadık. Yani okuyucu, kitapta sadece Ali Canip'i bulsun istedik.
Makaleler, muhtevaları dikkate alınarak 9 bölüm hâlinde sunulmuştur. Sanat, edebiyat, dil, estetik, batılılaşma, fikir hareketleri, tenkit, vs. gibi çeşitli konularda 192 yazıdan oluşan bu çalışmamızın güçlüğünü, ancak o sahada çalışanlar bilir. Bir de imkânlarınız sınırlı ise iddialı bir eser ortaya koyabilmeniz iyice güçleşecektir..."