Yeter Artık! Yürüyüşünün Düşündürdükleri….

yazar-45

Günlerdir gazetelerde ilan edilen yürüyüş, geçtiğimiz hafta sonu Amsterdam’ın meşhur Dam meydanında yapıldı. Dam meydanı belki de bu tür yürüyüşleri yıllardır özlemişti. Sadece Dam meydanı mı? Hayır. Bizler de. Yıllar var ki, ne böyle bir protesto yürüyüşü, ne bir gösteriye şahit olabiliyoruz. Öğrencilik yıllarımızda, Afganistan işgali, Bulgaristan’daki soydaşların hakları, Bosna Hersek Savaşı, Körfez Savaşı, Çeçenistan, ırkçılığa karşı yürüyüşlerde binler, belki onbinler hem Dam meydanında, hem Den Haag’ın Malieveld alanında toplanırdı.
Nedendir bilinmez ama, artık son yıllarda ne öyle görkemli bir yürüyüş oluyor ne öyle kalabalık mitingler oluyor Hollanda’da. Tabii ki Theo van Gogh’un öldürülmesini telin mitingini saymazsak…

O yıllardaki Türk solcuları bir hayli aktif ve fanatikti. Bu tür yürüyüşlerin en önünde giderlerdi. Tepki sokaklara dökülmekle belli olurdu. Biz solcu filan değildik. Ancak yeryüzünde ve Hollanda’daki haksızlıklar karşısında sessiz kalamazdık ve kalmadık. O yıllarda bize bu tür yürüyüşlerde, bizim solcularımız ‘Sizin ne işiniz var’ der gibi garip garip bakarlardı. Bizim o kalabalıklar içinde yer almamızı bir türlü anlayamazlardı. Ya da hazmedemezlerdi. Sadece kendilerine enternasyonal dayanışmacılar ya…

Neyse artık gelelim bizim şu Cumartesi yürüyüşüne. Eşit Anayasal Haklar ve Demokratik Hukuk Devleti için Irkçılık, Ayırımcılık ve Dışlamaya Karşı bir yürüyüştü Cumartesi günkü yürüyüş.

Yürüyüş, Hollanda’da özellikle 11 Eylül’den sonra başlayan ve dozajını giderek artıran bir yabancı karşıtı tutumu içinde olan yönetime yeter artık yürüyüşüydü. Organizasyon komitesinin de ifade ettiği gibi “Hollanda’da son yıllarda tüm göçmen azınlıklar ve Müslümanlar etrafındaki gerilim çoğalmaktaydı. Sosyal ve etnik ahengi sağlamak ve tüm yurttaşları korumakla yükümlü olması gereken hükümet, bilinçli olarak politik dayatmayı, kışkırtmayı ve yurttaşları birbirine düşürmeyi yöntem olarak kullanıyor. Daha da ilerisi bu hükümet, azınlıkları korumayı amaçlayan Avrupa anlaşmasını imzalamayı kesinlikle ret ediyor. Hollanda’daki azınlıklara ve özellikle müslümanlar aleyhine gelişmiş toplumsal havadan yararlanan bu hükümet, çeşitli yasal değişiklikleri yürürlüğe sokarak yurttaşların anayasal haklarını ellerinden alıyor. Böylelikle, örneğin aile birleşimi hakkı kısıtlanıyor ve yurttaşlık kurslarının masrafları genç yaşlı dinlemeden kişilerin omuzlarına yükleniyor. Bunlar yetmezmiş gibi eşlerin bağımlı oturma izinleri 3 yıldan tekrar 5 yıla çıkarılıyor. Bunlarla birlikte anayasal hak olan kendi inanışlarına göre okul kurma hakları kısıtlanmak isteniyor ve Hollanda yurttaşlarını (Antilyan\'lar) yurt dışı edebilmek için yasal zemin hazırlanıyor. Politik göçmenler kaçak insan durumuna düşürülerek insanlık dışı ve utandırıcı durum yaratılıyor.”
İşte bu sebeplerden dolayı duyarlı vatandaşlar geçtiğimiz Cumartesi günü Amsterdam Dam meydanını doldurmuşlardı. Bizimkiler Faslılara göre çok daha az yürüyüşe katılmışlardı. Eski solcular, eski tüfekler oradaydı. İsmail Polat, Cezmi Doğaner, İlhan Akel, Mustafa Ayrancı vd. oradaydılar. Fatih Camii Eski Başkanı Sabri Tekin, Türk İslam Kültür Dernekleri Federasyonu’ndan Ayhan Tonca, Kasım Akdemir, Amsterdam Yeni Camii’den tanıdık simalar da Dam meydanındaydılar. Ancak bütün bunlara rağmen Türk toplumundan yürüyüşe katılım oldukça azdı. Türk basın mensupları da oradaydılar. Yavuz Nufel, Mümin Çelik, Ebubekir Turgut, Űnal Öztürk, Yusuf Bakırcı, Fatih Özyar katılımcılara neden Türkler’in az katıldığını soruyorlardı. Bir ara Fatih Özyar, neden Türk kökenli milletvekilleri burada yoklar gibi bir soru yöneltti. Nereden bilebilirdik Türk kökenli milletvekillerinin burada olmayışlarını, kendilerine sor dedik. Fatih illa bir cevap alabilmek için zorlasa da verilecek cevap yoktu zaten.
Yağmur yağıncaya kadar mitingi izledik. Funda Müjde’nin takdimi ve zaman zaman gösterileri başta olmak üzere, Yeşil Sol’dan Femke Halsema ve eski milletvekili Mohamed Rabbae gibi bazı konuşmacıların mevcut hükümeti eleştiren konuşmalarını da izledikten sonra Dam meydanından ayrıldık.

Konuşmacılara Hollanda sol partileri hakimdi. Tabii ki hükümetin anasını bellediler yaptıkları konuşmalarla… Öyle ümit ediyorum ki, Bakan Verdonk başta olmak üzere diğer yetkililer sayıları az olan, ancak önemli manası olan Yeter Artık yürüyüşünden gereken mesajı alırlar. Aslında bu yürüyüş bile başlı başına Hollanda için kara bir tablodur. Bu yürüyüş bile Hollanda’nın –eskiden- dışarıda var olan sempatik, hoşgörülü yüzünü karartmaya yeterdir.
Fazla söze gerek var mı bilmem ki…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.