KOSKİ Yönetim Kurulu üyesi Abdülkadir Bulduk, yaptığı açıklamada Konya'da yaşanan kuraklığın meteorolojik bir kuraklık olmadığını ileri sürdü.
Nüfus artışı, sanayileşme ve endüstriyel gelişmelerin son yıllarda suya olan ihtiyacı artırdığını ifade eden Bulduk, ''Önceki yıllarda şehrin nüfusu düşük ve kullanım kısıtlıyken yeraltı suyu problem oluşturmamaktaydı. Son yıllarda nüfusun ve yapılaşmanın artmasıyla su ihtiyacı artmış, zamanla havzadaki su kullanımı, beslenme miktarını aşar hale gelmiştir'' diye konuştu.
Su kullanımının sürekli artmasının ciddi bir tehlike olarak belirginleştiğini dile getiren Bulduk, şunları kaydetti:
''Özellikle sulu tarıma geçilmesiyle birlikte, havzaya giren su miktarından fazlası çekilmeye başlandı. Bu durum her geçen yıl artarak devam ediyor. Yağış rejiminde önemli bir değişiklik yok. Yağış rejiminde önemli bir değişiklik olmadığı için kuraklık meteorolojik olarak adlandırılamaz. Havzaya giren su miktarından fazlasının çekilmesi kuraklığa yol açmıştır. 2000 yılından sonra metrekareye 300 milimetrenin altında yağış düştü. Benzer durum 1950-1968 yılları arasında da yaşandı. 18 yıl boyunca Konya'da kurak bir rejim hakim sürmesine rağmen, su sorunu yaşanmadı.''
1969 yılında Alakova bölgesinde yapılan kuyu rasatlarında 26 santimetre derinlikte suya ulaşıldığını ifade eden Bulduk, bugün ise Konya'da ortalama 18 metre derinlikten yeraltı suyu çıkarıldığını belirtti.
Bulduk, yeraltı suyunun kontrol ve güvenliği için su kuyularının denetiminin şart olduğunu vurgulayarak, ''Kaçak kuyuların tespiti gerekmektedir. Kaçak kuyuların tespiti ve takibi için ilgili kuruluşlarla iş birliği yapılmalıdır. Sulama için lüzumu kadar kuyu üretim amaçlı tutularak KOSKİ veya Devlet Su İşleri (DSİ) kontrolünde çalıştırılmalıdır. Tasarruflu kullanım tedbiri almayanlara su verilmemelidir'' dedi.
Önlem alınmazsa gelecekte Konya'yı susuz yılların beklediğine dikkati çeken Bulduk, şöyle devam etti:
''DSİ'nin suyun tahsisini yapması gerekiyor. Konya Kapalı Havzasının hidrolojik etütleri yenilenmeli. Yeraltı suyu seviyelerinin değişimleri ve kalitesi tespit edilmeli. Bu ölçümler en son 1966-1970 yılları arasında DSİ tarafından yapılmıştı. Daha sonraki yıllarda bir daha yapılmadı. En kötü ihtimalle 5 yılda bir bu ölçümlerin yapılması gerekir. Hayvan ve bitki örtüsü ile durum tespitleri yapılmalı. DSİ yasadan kaynaklanan görevlerini yerine getirerek çözümler üretmeli.''
aa