Yargıtay bildirisine CHP-DSP desteği

Yargıtay, siyaset kurumuna ‘muhtıra’ verdi!.. Politikacılar durumu değerlendirdi..

* Hakkı Süha Okay (CHP Grup Başkanvekili ): Yargının tepe noktasında olan sorumluların yaptığı açıklamalar siyasi değil tam tersine siyasetçilerin yargıya müdahalesini önleme amaçlıdır. Sayın Adalet Bakanı'nın Yargıtay bildirisi için kullandığı `dam üstünde saksağan` ifadesinin devamı `vur beline kazmayı`dır. Adalet Bakanı tarafından AB'ye sunulan Yargı reformu taslağı da yargının beline vurulmuş kazmadır.

 

* Atilla Kart (Anayasa Komisyonu Üyesi, CHP Konya ): Açıklama alışılmışın dışında bir hayli sert. Yargıtay gibi siyasetin dışında olan bir kurum neden bu kadar sert bir açıklamaya ihtiyaç duymuştur? Bunu sağlıklı bir şekilde değerlendirmek gerekir.

 

* Tunca Toskay ( MHP Genel Başkan Yardımcısı ) : "Bu gerginlik Türkiye’ye ve rejime hayır getirmiyor. Hükümet bu diyalogu başlatabilir. Hükümet bunu yapamıyorsa kurumlar arasındaki gerginliği azaltmak için Cumhurbaşkanı devreye girmeli . Kurumlar arasındaki, devlet kurumlarının işlemesi zaten sayın Cumhurbaşkanını görevlerinden bir tanesi."

 

* Tayfun İçli (DSP Eskişehir Milletvekili ): Yargıtay Başkanlar Kurulu bildirisinin altına imza atarım . Türkiye `de son dönemde yaşananların bir hukuk devletinde olması gerekenler olmadığı kanaatindeyim. Anayasamızın değiştirilmesi dahi teklif edilemez hükümlerinden birisi olan hukuk devleti ilkesini zedeleyecek davranışlar sergileniyor.

 

* Oktay Vural (MHP Grup Başkanvekili ): Yargının kurumsal olarak görüşünü ifade etmesi, yargı üzerinde söylenen reform çalışmalarının yabancılarla birlikte hazırlanmasından duyduğu rahatsızlığı ifade etmesi dikkate alınmalı.

 

* Kamer Genç (Tunceli Bağımsız): Anayasa Mahkemesi üyelerinin kendilerini çok güvende hissettiklerini zannetmiyorum . Devletin kurumları elde edilmiştir. Bir tek bağımsız kalan yargıdır. AKP’nin kapatma davası da reddedildiği takdirde, Türkiye’ye artık ‘geçmiş olsun’ demek lazım.

 

Yargıtay, dün 27 Nisan benzeri bir bildiri yayınlayarak Anayasa Mahkemesi `ne AK Parti `yi kapatma çağrısı yaptı. Bildiride, başsavcının açtığı kapatma davasının "kurumsal olduğu" özellikle vurgulandı

 

Anayasa Mahkemesi , AK Parti davasını da yakından ilgilendiren türbanla ilgili Anayasa değişikliğini görüşmeye hazırlanırken Yargıtay `dan bu değişikliği de içeren, son yılların en sert bildirisi geldi. Yargıtay Başkanlar Kurulu imzasıyla yayınlanan bildiride, Yargıtay Başsavcısı’nın AK Parti `ye açtığı kapatma davasının "Kurumsal olduğu" özellikle vurgulandı ve buna ilişkin eleştirilere muhtıra gibi yanıt verilerek Anayasa Mahkemesi’nin Ak Parti `yi kapatması gerektiği ima edildi. Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun dünkü toplantısı sonunda, Cumhurbaşkanı seçim sürecindeki Genelkurmay’ın 27 Nisan e-muhtırası benzeri, 5 sayfalık ağır bir bildiri yayınlandı.

 

TÜRBANDA HIZ

 

"Cumhuriyetin temel niteliklerinin tartışmalara ve yeni tanımlamalara konu edilmesinden ve yargıya yönelik saldırıların artmasından duyulan kaygı"nın sonucu olarak yayınlandığı ifade edilen bildiride öncelikle "Sivil Anayasa" hazırlıkları eleştirildi. Yeni anayasa çalışması askıya alınırken Anayasa Mahkemesi gündeminde bulunan, AK Parti davasını da yakından ilgilendiren "türban düzenlemesi" ile ilgili şöyle denildi: Toplumun yoğun ve isabetli refleksi, anılan taslağın yasalaştırılması girişiminde duraksama yaratmış; ancak Anayasa’nın 10 ve 42`nci maddeleriyle ilgili değişiklik engellenemeyen bir hızla yasalaştırılmıştır." Bildiride, AK Parti hakkındaki davaya özel vurgu yapıldı.

 

BAŞSAVCIYA HUSUMET

 

Yargıtay Başsavcılığı’nın Anayasa ve yasaların verdiği sorumluluğun sonucu olarak AK Parti davasını açtığı belirtilen bildiride, "Ne var ki talebin muhatapları ve onun yandaşları, iddianamenin kurumsal olduğu gerçeğini gözardı ederek, akla mantığa ve hukuka aykırı tavır, sözlem ve yazılarla ve hatta çoğu suç teşkil eden davranışlarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı, toplumun tepki ve husumetine muhatap kılmaya yönelmişlerdir" denildi.

 

HER YOL DENENİYOR

 

Başkanlar Kurulu , AK Parti davasındaki, "üçüncü yol arayışları" ve AB temsilcilerinin açıklamalarını içeren güncel gelişmeleri de şöyle eleştirdi: "Yargı huzurunda, kendini ve siyasi teşekkülünü hukuka uygunluk içinde savunmak, ithamların asılsızlığı inancına sahip olunuyorsa kendi karşı kanıtları ve gerekçeleriyle iddiaları çürütmek yerine, ‘dilediği her şeyi yapabilme yetkisini halktan aldığı’ gibi şaşırtıcı bir inançla, Yargıyı ve mensuplarını halka şikayet ederek, hedef göstererek, hatta yabancı kişi ve kuruluşların yardım ve katkılarını sağlayarak, Türk yargısını etkileme niyet ve gayretine girmek suretiyle, açılan kapatma davasında lehe sonuç alma heves ve yöntemleri sıklıkla denenir olmuştur."

 

STRATEJİ TASLAĞI

 

Yargıtay’ın bildirisinde, bu açıklamanın asıl nedeni olan Yargı Reformu Strateji Taslağı ve bu taslağın Avrupa Komisyonu `nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Olli Rehn’e sunulmasıyla başlayan tartışmalara da geniş yer verildi. Yargıtay’ın bu yöndeki uyarılarına gereksiz karşılıklar verildiği belirtilen bildiride, "Kabulü mümkün olmayan böylesi bir taslakta, yürütme erkinin nasıl bir yargı erki yaratmak istediği gün ışığına çıkarılmıştır" denildi. Bu taslağın AB İlerleme Raporu’ndaki eleştirilerle bile çeliştiği savunuldu.

 

 

‘BAĞIMSIZLIK SORUNU’

 

Yargı bağımsızlığının takipçisi olunacağının belirtildiği bildirinin sonunda şu ifadeler dikkat çekti: "Sorgulamak gerekmektedir ki; Tüm bu gelişmeler, ısrarlı bir biçimde ve sistemli olarak yargı erkinin bağımsızlığının hazmedilemediğini, tarafsızlığı sağlama adı ve aldatmasıyla yürütmeye yandaş, onu koruyup kollayan ve onun tarafından denetlenen bir yargının oluşturulmasının amaçlandığını belgelemeye yetmektedir. Hedeflenen budur! Ancak unutulmamalıdır ki insanlık tarihi, güdümlü bir yargı ile varlığını sürdürebilen, bireyini güvenli ve mutlu edebilen ve uygarlık yarışında başarılı olabilen hiçbir millet ve devlete tanıklık etmemiştir."

 

Bildiriye AK Parti iktidarından sert yanıt geldi. Sözcü Çiçek "Bu siyasi bir bildiridir. Demokrasimiz ve hukuk sistemi adına talihsizliktir" dedi

 

Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun sert bildirisine, AK Parti iktidarı aynı sertlikte bir bildiriyle yanıt verdi. Bildirinin demokratik ve hukuki meşruiyetinin bulunmadığını savunan AK Parti , Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun Anayasa Mahkemesi’nde görülmekte olan davaların tarafı olduğunu savundu. Başbakan Erdoğan’ın başkanlığında yapılan üçlü zirvede kararlaştırılan bildirinin açıklanması için özellikle Meclis seçildi. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek bildiriyi okuduktan sonra soru kabul etmedi. Çiçek`in kamuoyuna duyurduğu bildiri ile Yargıtay bildirisine verilen yanıtlar:

 

DEMOKRASİ ADINA TALİHSİZLİK: Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun yayınladığı bildiri demokrasimiz ve hukuk sistemimiz adına çok büyük bir talihsizlik olmuştur.

 

ANAYASAYA GÖRE YETKİSİ YOK: Her şeyden önce Yargıtay Başkanlar Kurulu , bildiri yayınlamak gibi bir görev ve yetkiye kesinlikle sahip değildir. Ne anayasamız ne de yasalarımız Yargıtay Başkanlar Kurulu’na böyle bir görev ve yetki vermemiştir.

 

MEŞRUİYETİ YOKTUR: Bildirinin yalnızca demokratik meşruiyeti değil, hukuki meşruiyeti de yoktur. Bu siyasi bir bildiridir ve hiçbir şekilde kabul edilemez. Dikkat çekici bir başka husus da Yargıtay Başkanlar Kurulu’nun, milletimiz adına ve bütün bir yargı erkini temsilen konuşma hakkını kendin de görmesidir. Anayasamıza göre yargı, millet adına karar vermektedir. Ancak bu durum millet adına konuşma yetkisine sahip olduğu anlamına gelmez. Milletimizden aldığı temsil yetkisiyle görev yapan yasama ve yürütme organlarını hedef alma hakkı vermez.

 

İDDİANAME KUTSANIYOR: Bildirinin içeriği birçok açıdan sorunludur. Yargıtay Başkanlar Kurulu, Anayasa Mahkemesi `nde görülmekte olan parti kapatma davası bağlamında iddianameyi kutsayan ve eleştirilemez kabul eden bir yaklaşımla iddianameden yana davaya taraf olmuştur.

 

HUKUK DIŞI TAVIR: Anayasanın 10. 42. maddelerindeki değişiklikle (üniversitelerde türban serbestisi) ilgili davanın Anayasa Mahkemesi’nde karara bağlanma arifesinde yayınlanan bu bildiri, açıkça mahkemeyi etkilemeye yönelik hukuk dışı bir tavırdır.

 

ANAYASAYI İHLAL: Kamuoyundaki tartışmaları yargı bağımsızlığına müdahale sayan Yargıtay Başkanlar Kurulu bildiriyle yüksek mahkemede görülmekte olan davalara taraf yapılmış, Anayasa’nın 138. maddesi bizzat kendileri tarafından ihlal edilmiştir.

 

MUHALEFET GİBİ: Yasama ve yürütme faaliyetlerine katılmak bu çerçeve de tartışmalarda yer almak, demokratik hukuk sistemimizde siyasi bir iştir. Yargıtay Başkanlar Kurulu , bir siyasi parti organı değildir, siyasi tartışmaların tarafı olamaz, muhalefet partisi gibi davranamaz.

NetHaber

 

Türkiye Haberleri

POLİSLİĞE GERİ DÖNECEKLER
Kış Lastiği Zorunluluğu 15 Nisan'da Sona Eriyor
İletişim Başkanlığı'ndan "İsrail'e İşgal Tehdidi" İddialarına Yalanlama: Eski Görüntülerle Manipülasyon!
Trabzon'dan Rize'ye güzel haber
5 ŞARTI TUTMAYAN BEKÇİ OLAMAZ