VİRÜS KUDURUR MU?

Durali Göğüş

Başlığı okur okumaz cevabını hemen bulabileceğinizin farkındayım. Virüsü bünyemizde fark ettiğimiz anda vakit kaybetmeden yok edici tedbirleri almamız şarttır. Eğer önemsemez, gevşek davranırsak sonucuna da katlanmak zorunda kalırız. Bu sonuç ise kimyamızı, enerjimizi, huzurumuzu ve sağlığımızı zayıflatır; tüm organlarımıza yayılır ve kötü bir sonla bile karşılaşabiliriz. Bunu hepimiz biliyoruz. Dünyamız da bunu yakın zamanda yaşadı. Bu virüs sağlığımızla ilgiliydi.

Şimdi ise yaşadığımız çağın insanı, terör devleti virüsü ile bir “pandemi” dönemini yaşamaktadır. Unutulmaması gereken, insanlık tarihi boyunca bu virüsün hep var olmuş olmasıdır. Zayıf zamanlarında içine kapanıp gizemli bir pozisyonda varlığını sürdürmüş, çoğu zaman kendisini gizlemiştir. Zaman zaman da ortaya çıkıp kendini göstermiştir. Bölük pörçük alanlar bulduğu anda varlığını belli etmiştir. Genetikleri gereği, zoru ve sıkıyı gördükleri anda tekrar karanlık dehlizlerine çekilmişlerdir.

Ne var ki son yüzyılda bu virüs, insanlığa yeniden sirayet etmiş vaziyettedir. İnsanlık ise bu lanetli virüsün zayıflığını ve korkaklığını bildiğinden onu çok dikkate almamıştır. Virüs, öncelikle konumlandığı bölgelerde ticaretin, siyasetin ve ekonominin ana damarlarına sızmakta maharet göstermiştir. Ülkeler ise bu virüsün içindeki hareketliliği görmezlikten, duymazlıktan gelmiş; umursamadan yayılmasına izin vermiş gibidir. Bu da virüslerin en çok istediği durumdur.

Kendisini Holokost kamuflajı ve Amaleklilerden öç alma duygusuyla besleyen bu bulaş, yavaş yavaş çevresini işgal etmeye başlamıştır. Sapkın inançlarından gelen Arz-ı Mev'ud düşüncesi içinde kendilerine kutsallık atfettikleri bir yol bulmak emelleri olmuştur. Elde ettikleri ekonomik güç ve siyasi şantaj arşivleriyle emperyalist ülkelerin zihinlerini köleleştirmiştir bu virüs.

Terör devleti, kendisini güçlü ve dokunulmaz sanma yanılgısıyla bulaşma hızını artırmış vaziyettedir. Bu hisle coğrafyalarda zulüm ve katliamlara, sınırsız ve kontrolsüz bir kudurmuşlukla saldırılarına devam etmektedir. Bu virüsü besleyip büyüten, dünyaya salanlar da aslında bellidir: Kolonyalist ve Neocon Siyonist akılların hegemonyasındaki emperyalist devletler. Bu virüs onların öncülüğü ve korumasında harekete geçirilmiştir. Önünü açarak ona serbest bir yayılma alanı sağlamışlardır.

Altı asır dünyaya adaletle hükmeden medeniyeti, böl-parçala-yut tuzağıyla çökerttiler. O koskoca medeniyetin topraklarını küçük küçük aile devletçiklerine dönüştürdüler. İslam beldelerinde, ellerindeki medya ve siyasi üstünlükleri kullanarak bir algı savaşı başlattılar. Halkların kardeşlik ve güven duygusuna saldırıp “Filistinliler topraklarını bu virüs topluluğuna sattılar.” yalanıyla psikolojik üstünlüğü ele geçirdiler. Algı savaşında öne çıktılar. Maalesef algı, çoğu zaman gerçeğin önünde bir perde olduğu için halklar bu tuzağı göremedi.

Virüs, bu nedenle ilk olarak Filistin topraklarında kendini gösterdi. Nasıl ki bir virüs insan bedeninde ciddi bir tehdit olarak ele alınıyorsa, dünya coğrafyasında da tehdit olarak değerlendirilmesi gereken acil bir durumdur. Virüs mikroptur; asla basite alınmamalıdır. Bir bölgeden doğar ve her bölgeye yerleşmek ister. İnsanlık bunu koronavirüs döneminde yaşadı.

Şimdi terör devleti olan bu virüs kontrolden çıkmış durumda ve her inanca, her beldeye ve insanlık onuruna doğrudan saldırmaktadır. Milletler, on yıllar boyunca ismini duydukları bu virüsü yeterince umursamamışlardır. Ülkeler ve milletler, virüsün sadece Orta Doğu bölgesini sardığı yanılgısıyla konforlu yaşamlarına devam etmişlerdir ve etmektedirler. Virüsün ne kadar tehlikeli ve yayılmacı olduğunu Gazze’deki vahşet ve katliamlar göstermesine rağmen, dünya bunu görememiş, duyamamış ve sessizce izlemiştir.

İnsanlık bu melun virüse fırsat verdikçe virüs durmayacak; dünyaya kaos ve vahşet yaşatacak, huzur bırakmayacaktır. Şimdi gözünüzü yazının başlığına çevirip tekrar okuyalım ve ardından kaldığımız yerden devam edelim:

“Virüs kudurur”

Nereden anlıyoruz? Dünyaya, bölgemize ve insanlığa sınır tanımadan saldırdığına şahidiz. Kuduran doymaz. Kudurmuşun hâlidir; durmaz, saldırır.

Tedbir mi?

Virüse alınacak önlem ve çare, hastalık virüslerinde olduğu gibi çözüme odaklanmaktır. Dünya coğrafyasını huzursuz bırakan virüsün yayılma stratejisi ne ise çözüm de onun anladığı dilde olmalıdır. Virüsü durduracak, etkisiz hâle getirecek ilaç ve aşı misali önlemler gereklidir. Yani dünya ve insanlık, bu virüse karşı güçlü bir teknolojik savunma geliştirmeli ve siyasi ilişkileri dondurmalıdır. Ekonomik, kültürel ve sosyal medya boykotları uygulanmalıdır.

Gazze ruhuyla insanlık onurlu duruşunu göstermeli, ses vermeli ve birlik olmalıdır.

Virüs önlenirse dünya huzura kavuşur...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.