Markar Esayan (Taraf)
Klavyenin başına aslında Ertuğrul Özkök'ün 30 aralıktaki “Marjinal gazete, marjinal devlet” yazısı hakkında bir şeyler çiziktirmek için geçmiştim. Özkök, Gazze saldırıları üzerine ayın 29'unda attığımız “Rab'bin sana bunu emretmiş olamaz” manşeti ile Vakit'in aynı günkü “İsrail'i kahret ya Rabbi” manşetini aynı torbaya atıvermiş, herhalde iki manşetin tek ortak kelimesi olan 'Rab'den yola çıkarak bizi din ve gazete işlerini birbirine karıştıran, taassuba, şiddete yatkın, marjinal ve ırkçı gazeteler grubuna sokmuştu.
Ancak, sabah erken klavye başına geçtiğimde, belki konuya devam eder diye yeni (dünkü) yazısını da okuyayım dedim. Taraf'la ilgili yazısı, bizim yazı işlerinde mizah konusu olmuştu. Hürriyet okurunun iki manşet arasındaki ciddi farkı göreceğinden de zaten emindik. Ancak iddia da vahimdi, ciddiye almak gerekirdi. Özkök yine her zaman yaptığını yapıyor, “düzen ve iktidar tapınmacılığı”nı “kitle gazetesi olma sorumluluğu” olarak yutturmaya çalışıyordu. “İsrail'i savunan tek bir yazı yok” diyordu mesela; böylelikle diğer gazetelerin ilk fırsatta nasıl Yahudi düşmanlığı yaptığını, okurun bilinç dışına adını vermeden sızdırıyordu. Halbuki “kitle gazetelerinin” çoğunda, –aynı gün bizim gazetede de- olayın çok yönlü analizlerini bulmak pekala mümkündü. Ama bunun ne önemi vardı ki!
Lakin bu makaleden ziyade, dünkü “Dj arkadaşlar lütfen” başlıklı yazısı beni çok daha sarstı. Samimiyet maskesi takmış imtiyazlı sınıf feylesofluğuyla eşi Tansu Hanım'ın “İnsanların işini kaybettiği, kaybetmeyenlerin de her gün kaybedecekmiş kâbusunu yaşadığı günlerde ben evimi ışıklandıramam” itirazı üzerine yeni yılda malikânesinin ışıklarını yakamadığından şikâyet ediyor, çocukluğunun, olgunluk dönemlerinin mutlu aile tablosunu gözümüzün içine sokarak tanrıyazarın “insan” doğasını bize sunuyordu. Böyle alçakgönüllü bir insanı kim sevmezdi ki! Her durumda en iyisini düşünen, umut gerektiğinde umut, ama'lar gerektiğinde empati kutusunu tereddütsüz açan, insanla insan, tanrılarla da tanrı olan bir teslis varken karşımızda, biz kifayetsiz ve kötü niyetli yarıinsanların ne hükmü olabilirdi?
“Bu yıl aralık ayı karanlık geçti benim için” diyor evini ışıklandıramayan ışıklar ve kitle yönetmeni; Türkiye Cumhuriyeti tarihinin medar-ı iftiharı Hürriyet gazetesinin genel yayın müdürü Özkök...
Verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz senden.