ANKARA (AA) - Vakıflar Genel Müdürlüğü, Anadolu topraklarındaki varlığı 1048'e dayanan, yüzyıllar boyunca gelişerek, Osmanlı Devleti'nin bir "vakıf medeniyeti" olarak anılmasını sağlayan vakfetme geleneğini yaşatıyor.
Tarihte ilk vakıf, Hazreti Ömer'in Hayber'in fethinden sonra ganimet olarak kendisine düşen bir arazinin satılmaması, miras bırakılmaması ve hibe edilmemesi şartı ile fakir, köle, misafir ve Allah yolunda olanların istifadesine sunulması için vermesiyle kuruldu.
Anadolu topraklarında ilk vakıf ise Erzurum'un Pasinler ilçesinde Seyyid Halil Gücdevani tarafından 1048 yılında kuruldu. Vakıfların Anadolu'da hızla yaygınlaşıp önemli hale gelmesinde "sadaka, infak ve hayırda yarışmaya" teşvik eden ayetlerle Hz. Muhammed'in, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır. Malın en hayırlısı Allah yolunda harcanandır. Vakfın en hayırlısı da insanların en çok duydukları ihtiyacı karşılayandır." hadisi etkili oldu.
Cumhuriyet'in ilan edilmesinin ardından büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önem atfettiği, "mühim bir servet ve büyük bir müessese" olarak gördüğü vakıflar, 3 Mart 1924'te Vakıflar Genel Müdürlüğüne emanet edildi.
Atatürk, o tarihlerde vakıflar meselesinin memleket ve milletin hakiki menfaati yönünden tetkik edilmesinin ve günün gereklerine uygun bir şekilde çözülmesinin önem taşıdığını vurguluyordu.
Yöneticisi hayatta olmayan 52 bin Osmanlı ve Selçuklu vakfının idarecisi ve temsilcisi durumundaki Vakıflar Genel Müdürlüğü, 96 yıldır bu vakıfların kuruluş amaçları doğrultusunda yaşatılmalarını sağlıyor.
Allah rızası için bir hayır amacını yerine getirmek üzere vakfedilmiş mirası yaşatma sorumluluğunu üstlenen Genel Müdürlük, temsil ettiği vakıfların hayır şartlarını yerine getirmek için orta ve yüksek öğretimdeki binlerce çocuğa eğitim bursu veriyor, Eyüp İmareti'nde kesintisiz sıcak yemek hizmeti sağlıyor, kuru gıda yardımlarında bulunuyor.
- "Eğitim şartı 2 üniversitede hayat buldu"
Binlerce yıllık yardımlaşma geleneğini geleceğe taşıyan, binlerce ihtiyaç sahibine muhtaç aylığı bağlayan Vakıflar Genel Müdürlüğü, mal varlığını yüzlerce yıl önce eğitim şartına vakfeden ecdadın amacını hayata geçirmek için de Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesini kurdu.
Genel Müdürlük gerek Türkiye gerekse Osmanlı coğrafyasındaki vakıf eserlerini de tek tek ayağa kaldırıyor.
Özellikle 2002'den beri ivme kazanan restorasyon çalışmaları kapsamında 5 bin 250'nin üzerinde vakıf eseri gelecek kuşaklara aktarıldı.
- Tüm geliri vakıf akarlarından
Tüm gelirini vakıf akarlarından elde eden Vakıflar Genel Müdürlüğü, genel bütçeden pay almıyor.
İşletme ve iştirakler, kira gelirleri ve ecdadın vakfettiği zeytinlikler pek çok hayır hizmetine kaynak oluşturuyor.
Vakıflar Genel Müdürlüğü ayrıca müzecilik faaliyetleri kapsamında, herbiri bir vakıf olan taşınabilir kültür varlıklarını ziyaretçilerle buluşturuyor.