Uysal atlar yarış kazanmaz

Hüseyin Altunbaş

Faruk Süren, Fatih Terim’le çalışmanın zorluğunu bu cümleyle ifade etmiş. “Uysal atlar yarış kazanmaz”. Faruk Süren’in bakış açılarını, yorumlarını, şeffaf değerlendirmelerini hep sevmişimdir. Dan diye söyler. Olmamışsa olmamış der. Başarısızsa başarısız der. İçten pazarlıklı, ağzında geveleyen değildir. Bağırsaktan konuşmaz. Zaten bu duruşuyla da belki de Türk futbolunda alınan en önemli kupa UEFA Kupasında başkan olarak onun imzası var. Yani uysal atlar yarış kazanmaz cümlesi öyle böyle basit bir cümle değil. Sadece at yarışıyla ya da sporla ilgili bir anlam çıkartmamak lazım. Üstünde düşünülmesi gereken, hangi iş olursa olsun üstünde kafa patlatılması gereken, çıkarımlarda bulunulması gereken bir cümle. Öyle değil mi?

 

 Başarı sessiz olmakla, iyi olmakla, pısırık olmakla gelecek bir iş değil. Başarı çalışkan olmakla, hareketli olmakla, amaca ulaşmak için sıra dışı olmakla, farklı düşünmekle, yaratıcı olmakla ilgili kendine has bir süreç.

 

Kendine has evet! Düşünsenize İnter’in eski hocası Jose Mourinho nasıl çalışkan, sıra dışı, farklı ve başarılı biri değil mi? Bunun göstergesi olarak da hep akılda, hep önde. Yarışları hep kazanıyor. Şimdi de bu güvenle ben İtalya’yı sevemedim, Real Madrid’e gideceğim diyebiliyor. Der! Çalışkan adam güçlüdür, özgüvenlidir, haklıdır çünkü. Tam huysuz at…

 

Ertuğrul Sağlam’da aynısı değil mi? Kısa teknik adamlık sürecinde hep çalışarak başarıları kazanmış bir hoca Türkiye’de tarih yazdı. İmkansızı başardı. Türkiye’nin Jose Mourinho’su belki de.

 

Buradaki mesele ayran gönüllü olmamak da aslında!

 

Başarı için süreklilik lazım. Israr lazım. Fatih Terim örneğinde, Jose Mourinho örneğinde, Ertuğrul Sağlam örneğinde hep ısrar, istikrar var.

 

Konyaspor’da Süper oldu. Bank Asya Birinci Liginin misafir takımı olarak yeniden olması gerektiği yere Süper Lige çıktı. Ziya Doğan’dan beklenen bir sonuçtu aslında. Ziya Doğan yapardı. Yapmalıydı. Uysal atlar yarış kazanmaz cümlesi Ziya Doğan için de geçerli bir cümle aslında. Sizce?

 

Baksanıza geçen sene süper ligden Konyaspor’la birlikte düşen Kocaeli ve Hacettepe 2.lige düştüler. Konyaspor Süper lige çıktı. Ciddi başarı. Yönetimiyle, taraftarıyla, şehriyle, birebir katkı veren her yöneticiyle ciddi başarı! Vali Beyin, Belediye Başkanının, milletvekillerin neredeyse her maça gidiyor olmasıyla, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun şampiyonluk maçında orada olmasıyla bu ciddiyet sinerjiyi de getirmiş. Doğruları ısrarla yapınca başarı kendiliğinden geliyor. Başta Konyaspor Başkanını ve Yönetimini tebrik etmek lazım. Bir başka imkansıza da onlar önderlik ettiler. Bu şampiyonlukla bir sinerji yakalanmış gözüküyor. Bu sinerjiyi Konya sürdürülebilir yapmalı. Sinerjide ısrar edilmeli. Burada küskünlükler olmamalı, ayran gönüllü olunmamalı.

 

Aslında Bursaspor bu küskünlüğü, bu ayran gönüllülüğü engelliyor. Bursaspor’un başarısı Konyaspor’a ciddi bir sorumluluk verdi. Şimdi herkesin bu sorumluluğu üstlenmesi ve Konyaspor’u Süper Lig şampiyonu yapması için uğraşması lazım. Demek ki bunlar rüya değilmiş. 

 

Spor artık sadece sportif bir ürün değil. O artık hemen herkesi etkileyen ticari ve sosyal bir ürün. Konyaspor sayesinde otellerimiz, gazetelerimiz, dergilerimiz, televizyonlarımız, lokantalarımız, simitçilerimiz, alışveriş merkezlerimiz, yani hemen herkes daha dolu, daha kazançlı, daha moralli olacak. Bursaspor’un konuşulan rakamlarına bakılırsa hem Bursaspor, hem de Bursa şehri bu şampiyonluktan ciddi kazanç sağlayacak. Herkes kazanacak yani…

 

Konyaspor olarak şimdi huysuzluğu amaca götürecek şekilde yapalım. Egoları bir kenara bırakalım. Uysal at yarışı kazanmadığına göre sessizce, küskün olarak yarışı kazanmayı beklemekten vazgeçerek yarışı kendi lehimize çevirmek için herkesi bir araya getirelim. Bakanından, valisine, belediye başkanından, kulüp başkanına kadar herkes aynı fotoğraf için uğraştıysa diğer karar vericilerde buna el atmalı.

 

Dil altı Ziya Doğan demiştim ya, ne kadar doğru tespit ettiğimi görmenin keyfiyle, Ziya Doğan’a da şunu tavsiye ediyorum. Türk futboluna kalıcı bir imza atmak istiyorsanız, Konyaspor’u Birinci Ligden Süper Lige çıkartan hoca olmanın yeterli olmadığını görmelisiniz. Farklı küçük küçük başka başarıları da vardır Ziya Doğan’ın. Ama Süper Lig şampiyonluğuna imza atabilmeli. Bu kumaş var kendisinde. Bu Konyaspor’la mı olur başka bir takımla mı olur bilemiyorum ama Ziya Doğan gibi hocaların artık çıtayı yükseltmeleri lazım. Gönlümüz bu çıtayı Konyaspor’la yükseltmesidir.

 

Sporda “Önümüzdeki maçlara bakacağız” cümlesi de artık yetmiyor. Bu cümle bir pazarlama, reklam ve marka akademisyeni için miadı dolmuş satış anlayışı cümlesidir. Önümüzdeki maçlara bakmayın artık kafayı azıcık daha kaldırın bak orada ne var! Ertuğrul Sağlam el sallıyor.

 

VESİKALIK REKLAM FOTOĞRAFÇILIĞI

Konya Reklamcılar Derneğinin hafta sonu yapılan Cumartesi eğitimleri hız kesmeden devam ediyor. Yaratıcılık ve reklam fotoğrafçılığı bu hafta verilen eğitim başlıklarıydı. Yaratıcılığı zaten kendi içimizde doğal olarak hisseden bir toplum olarak bu yaratıcılığı bilgiyle desteklemeye başladığımız anda işlerimizi de farklılaştıracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. İnanıyorum.

Reklam fotoğrafçılığına parantez açmak lazım. Bir fotoğraf deyip geçmemek lazım iş reklam olunca.

Kimliğe, pasaporta, ehliyete, ruhsata kullanan önemsiz bir iş olarak algıladığımız fotoğraf işini, reklam olunca da aynı “aman fotoğraf değil mi ki” olarak algılayıveriyoruz. Bu sebeple reklamlardaki fotoğraflara bakın, açısı yanlış, rengi yanlış, ışığı yanlış, yanlış da yanlış…

Sonra bizi kimse algılamadı deniyor. Algılanmaz tabii. Sen ürünün reklamına vesikalık muamelesi yaparsan algılanmaz.

Eğitimde anlatıldı, gösterildi. İnce ince hesaplayacaksın. İşine yoğunlaşacaksın. Ve reklam fotoğrafının bir karesi hedef kitleye mesajını taşıyacak.

Her işte olduğu gibi reklam fotoğrafçılığı işinde de işin ehlinden hizmet alınması gerektiğini anlamak adına iyi bir eğitimdi.

“Benim dijital aletle çekeriz canım”. “Fotoğraf dediğin nedir ki canım” diyen her kimse hızla uzaklaşın yanından.

 

Bu hafta Reklam Haftası, Salı günü İletişim Fakültesinde Kırmızı Reklam Ödülleri Sergisi, Cuma günü Müsiad’da Prof.Dr.Ali Atıf Bir hocanın etkinliği, Cumartesi Rixos Otel’de Reklam Eğitimleri…

Sırasıyla ilerleyelim o zaman.

 

KIRMIZI REKLAMLAR

Basın reklamlarında yaratıcılığı özendirmek için Hürriyet Gazetesinin Kırmızı Reklam Ödülleri 2003 yılından bu yana sektöre ayna tutuyor. Hemen her yıl üniversitemizde ve İletişim Fakültemizde sergilenen Kırmızı Reklam Ödüllerinin 7.si de bu hafta Salı günü İletişim Fakültesinde sergilenecek. Salı günü saat 14.00’de açılacak sergi iki hafta süresince sergide kalacak. Reklamcılara kaçırmamaları tavsiyesiyle duyurulur.

 

 

ALİ ATIF BİR GELİYOR

Türkiye reklamcılığının hocası Prof. Dr. Ali Atıf Bir 28 Mayıs Cuma günü Konya Reklamcılar Derneği’nin ve Müsiad’ın konuğu olarak Konya’da olacak. Konyalı firmalarla ve reklamcılarla Müsiad’da bir araya gelecek. Müsiad Konferans Salonunda saat 20.00’de “Konya’nın Markalaşması ve Reklamcılığın Yeni Formülleri”ni Prof.Dr.Ali Atıf Bir Hocadan dinleyeceğiz. Konyaspor’umuzda Süper Lige yeniden çıktığına göre Konya’nın markalaşmasına kaldığımız yerden hızla başlamamız lazım. Konya’nın tüm bireyleri bu markalaşmaya destek olmalı. İşin üstadından püf noktalarını almak için kulak kabartalım. Marka olmak isteyen, reklamcılıktaki yeni formülleri öğrenip kendi işlerine dahil etmek isteyen iş adamlarımız ve firmalarımız Cuma günü saat 20.00’de Müsiad’da buluşacak. 

Orada buluşalım.

 

CUMARTESİ EĞİTİMLERİ

Reklamcılığın taze bilgilerini almayı ve sektörün iletişim kurmasını amaçlayan eğitimlerin bir aylık süreci önümüzdeki 29 Mayıs Cumartesi sona eriyor. Yine iki önemli reklamcı iki önemli konuyu katılımcılara aktaracak. Reklam metin yazarlığı Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi Reklam Ajansından Orhan Tanak ve Pars McCann&Ericsson Reklam Ajansından Tuna Balkan Konyalı reklamcılarla ve firmalarla bir araya gelecek. Konya’da ilk defa yapılmış böyle uzun boylu bir reklam eğitimini de inanılmaz başarılı bir şekilde tamamlamanın mutluluğunu yaşadı reklamcılığımız. Emeği geçenlere teşekkür ederim.

 

REKLAM AJANSLARI EVLENİYOR

Bir elin nesi var iki elin bayaaa bir sesi var diyerek Türk reklamcılığında iki önemli ajans RPM Radar ve Ajans Ultra birleşiyor. Bu birleşmeyle ortaya çıkan ajans Türkiye’nin 5.büyük ajansıda oluyor. Hakikaten Türk reklamcılığı için önemli bir gelişme. İki kocaman ajans demek ki yetmiyorlar ve güçlerini birleştirmek hissediyorlar. Ultrarpm olarak faaliyet gösterecek ajansların birleşme dayanağında şöyle deniyor.

 

Gelecek 5 yıl içinde Türkiye reklamcılığının son 85 yıldaki kadar gelişmeyi hızla yaşayacağını, bunun Tsunami şeklinde olacağını bu sebeple bir artı birin iki etmeyerek 4-5 edeceğini hesaplayarak birleştiklerini söylüyorlar.

 

Hatta diyorlar ki, “Kriz reklam sektörünü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de sarstı. Fakat bu hayırlı bir sarsma oldu. 2010 yılının ilk yarısı gayet iyi, ikinci yarısı da iyi olacağa benziyor. 1993 yılındakine benzer bir patlama yaşanacak” diyerek geleceğin reklamcılığında kendilerine bir yer arıyor ve buluyorlar. Bu herkese örnek olacak gibi gözüküyor.

Anadolu’nun reklam geleceği için de parolayı da söylüyorlar bence 1+1=5. 

 

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (10)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.