Konya Aydınlar Ocağı’nın Salı Sohbetleri’nde, 48. Vefat yıldönümü münasebetiyle Bediüzzaman Said-i Nûrsî’nin kardeşi olan ve Konya’da medfun Abdülmecid Ünlükul yâd edildi.
Sözlerine Peygamber Efendimiz’e selavat getirerek başlayan, Konya’da medfun evliya ve enbiyalarla birlikte Abdülmecid Ünlükul’un ruhuna Fâtihalar gönderilmesin isteyen Araştırmacı-Yazar Halil Uslu, Aydınlar Ocağı çatısı altında 6’ncı, Türkiye ve dünya genelinde 130’ncu konferansını yaptığını belirterek “Avras’larla akraba olan Bediüzzaman’ın kardeşi olan Abdülmecid Ünlükul ağabey çok âlim bir zâttı” dedi.
Hayreddin Karaman ve Ali Osman Koçkuzu’nun hocası olan Abdülmecid Ünlükul’un hayatından kesitler sunan yazar Halil Uslu, Konya İmam Hatip Okulu’na 1956’da Ali Uca, Yaşar Gökcek, Hulisi Baybal ve Mehmet Ulucan’la birlikte hoca olarak görevlendirilen Abdülmecid Ünlükul’un, 1963’e kadar devam eden öğretmenliği sırasında bir gün dahi rapor almadığını ve hasta hasta okula giderek talebelerine devamlı ayakta ders anlattığını söyledi. Abdülmecid Ünlükul adlı üçüncü baskısını yapan eserinden hareketle Ünlükul hocayla ilgili “Abdülmecid ağabey bir deryâ” diyen ve hayatı mücadelelerle geçtiğini dile getiren Uslu, tercüme eserleri arasında 12 âyetin tefsirinin yer aldığı “İşâratü'l-İ'caz” ile 14 eserin bulunduğu “Mesnevî-i Nûriye” olduğunu hatırlattı. Vefat ettiği zaman Tahir Büyükkörükçü Hoca’nın onun hakkında “Bir âlim değil bir âlem öldü” dediğini aktararak ağabeyi Bediüzzaman’ın kardeşi hakkında “İlmi beldgâdî Kur’aniye” diyerek övdüğünü sözlerine ekledi. 1884’de Nurs Köyünde doğan ve 11 Haziran 1967’de Konya’da vefat ederek Üçler Kabristanı’nda defnedilen Abdülmecid adının, aynı zamanda “ünlükul” mânâsını taşıdığını ve adını soyadına denk getirecek şekilde zeki bir insan olan Abdülmecid’in hayatından hatırlarını da dile getiren Uslu, Ünlükul’un talebelerine devamlı “hazret” diye hitabettiğini kaydetti.
Arap Dili ve Edebiyatına son derece vakıf olan ve öğretmenlik yaptıktan sonra Ürgüp’te 12 yıl müftülük görevinde bulunan Abdülmecid Ünlükul’un, burada acı-tatlı çok sayıda hadiseye şahit olduğunu aktaran Uslu, Ünlükul’un, kızının Konya Kız Muallim Mektebi’nde okumasından dolayı geldiği Konya’daki yarılarından şunları aktardı.
“Bu sırada 74 yaşında olmasına rağmen okula yaya olarak gidip geldi. Kendisi için bir araba tutmayı teklif etmelerine rağmen kabul etmedi. Derslerine aralıksız devam etti. Öğrencilerinin yorulmaması için oturarak ders vermelerini rica etmeleri üzerine; "Bu, helaket ve felaket asrında iman, Kur'an dersi almaya gelen, malumat-ı diniyeyi öğrenmeye koşan sizin gibi gençlerin karşısında orutararak ders vermekten hicap duyuyorum ve bu hareketimle huzur duymaktayım. Ben vücudumun değil, ruhumun rahat etmesini temine çalışıyorum" şeklinde karşılık verir.
Konya İmam Hatip Okulu meslek dersleri öğretmenlerinden Mehmet Fatih Göktay, Abdülmecid için; "Bütün öğretmen ve talebelerle çok iyi geçinirdi. Bir hayli yaşlı olmalarına rağmen gayet dinç idiler. Temizliğe çok dikkat ederlerdi. Gönül yıkan değil, gönül yapandı" demişti. Ders işleme tarzı ile ilgili olarak da talebelerinden Süleyman Uğur: "Derste soru sorulmasını ve itiraz edilmesini pek severdi. Sual sorun, itiraz edin, cevap vereyim ki, takrir, takrib tamam olsun" ifadelerine yer vermişti.”
Sohbeti esnasında zaman zaman duygulanan yazar Halil Uslu, konuşmasına “Allah gani gani rahmet etsin” diyerek son verdi.