"Üniversitelerde psikolojik taciz var"

Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ünal Sert, Üniversitelerde yüzde 83 oranında Mobbing’in (İşyerinde Psikolojik Taciz) uygulanmakta olduğunu belirtti

Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ünal Sert, Üniversitelerde yüzde 83 oranında Mobbing’in (İşyerinde Psikolojik Taciz) uygulanmakta olduğunu artık ve bu olayın sonunun gelmesi gerektiğini söyleyerek "Bu konu ile ilgili olarak YÖK da bir komisyon kuruldu ve hazırlıklar son aşamaya geldi. Sanırım en geç önümüzdeki yıl yönetmelik ya da kanun şeklinde çıkacak. Tüm üniversiteler uygulamak zorunda kalacak" dedi

Günümüzde “işyerinde psikolojik taciz” veya ‘bitirme’ ‘bezdirme’ şeklinde kullanılan baskı ile ilgili olarak Konya Adliyesinde hakim savcı, avukatlardan oluşan hukuk adamlarına bir seminer veren Prof. Dr. Ünal Sert ilk insandan beri tarihin hep ezenle ezilenin mücadelesine tanık olduğuna dikkat çekerek “Şekil ve yöntem değişse de içerik hep aynı olmuştur. Hep bir güçlü vardır. Kendinden güçsüz birine hep zulmedilmiştir. Modern zamanların zalimleri de modernleşmiş ve kendilerine daha etkili bir yöntem bulmuşlardır. Bu yöntemin adı Mobbing’tir. Üniversitede yığışan yılgınlık –şu an itibarı ile- en az elli yıl boyunca üniversiteyi ısıtır. Isıtmak ne kelime? Cayır cayır yakar. Bu ısının bedeli ne? Yanan ne? Yananın ne olduğu neyin yakıldığına bağlı. Yakılmakta olanları sıralamak istiyorum: İnsan onuru, insan varlığı, insan emeği. Duygusal tacizin iki özelliği vurgulanır ki bunlar düşmanca kabul edilen saldırgan davranışların tekrarlı ve devamlı olmasıdır. Görülüyor ki kasıtlı veya kasıtsız yapılan olumsuz bir davranışla ilk kez karşılaşıldığında bile hedef seçilen kişi kendini zorda hissediyorsa, burada duygusal tacizden söz edebiliriz. Ayrıca bir davranış kasıtlı yapılıyorsa ve yeterince kötüyse kişiyi bir kerede de yaralayabilir. Bir davranışın yeterince kötü olması, o davranışın hedef seçileni olumsuz etkileyebilme gücüdür. Burada aslında kasıt önemlidir. Avrupa Güvenlik ve işbirliği Teşkilatı (AGiT), nefret suçunu şöyle tanımlamaktadır: Mağdurun, mülkün ya da işlenen bir suçun hedefinin, gerçek veya hissedilen ırk, ulusal ya da etnik, köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim veya diğer benzer faktörlere dayalı olarak benzer özellikler taşıyan bir grupla gerçek ya da öyle algılanan bağı, bağlılığı, aidiyeti, desteği ya da üyeliği nedeniyle seçildiği, kişilere veya mala karşı suçları da kapsayacak şekilde işlenen her türlü suçtur” dedi.

ÜNİVERSİTELERDE SEÇMENLERİN OYLARI BELLİ

Prof. Dr. Ünal Sert Üniversitelerde Anabilim Dalı Başkanı seçimlerinin gizli oyla yapılmış olsa dahi, kimin kime oy verdiğinin aşağı yukarı belli olan seçimler olduğunu söyledi. Sert, "Böyle bir durumda, demokratik davranışlardan bihaber ya da kindar birisinin anabilim dalı başkanı seçilmesi durumunda, neler olacağını tahmin etmek çok da zor değildir. Böyle bir durumda bir taraftan kendisine oy vermeyenlerin idari/bilimsel imkânlardan yoksun bırakılarak cezalandırılabilmekte iken, kendisine destek verenler arasında bir sonraki seçimde potansiyel rakip olabilecek diğer öğretim üyeleri de kıskançlık ve cezalandırma içgüdüsü ile yapılan olumsuzluklardan nasibini alabilmektedirler. Hele kendisine oy vermeyenleri kazanabilmek adına sergilenen samimiyetsiz davranışlar ve dayanışmalarda bu konu için ayrı bir mizah sayfasıdır” ifadelerini kullandı. Memleket

İlçeler Haberleri

Beyşehir'de "Gazze Ölüyor, Ayağa Kalk" Temalı Yürüyüş Gerçekleşti
Karapınar'da apartman yangını