86 sivil toplum kuruluşun ev sahipliğinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden 300’ü aşkın topluluğun katılımıyla gerçekleştirilen toplantının sonuç bildirgesini toplantı heyetiyle birlikte Konya Sivil Toplum Kuruluşları İcra Heyeti Başkanı Sami Sorgun okudu. Sonuç bildirgesinde ‘Değerlerin Dönüşümü ve Ahlaki Çözülme’ konusu üzerinde çeşitli tebliğlerin olduğuna dikkat çekildi. Ülkemizin önemli bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Sorgun, “Bizi biz yapan değerlerde erozyon yaşanması düşündürücüdür” dedi.
İŞTE SONUÇ BİLDİRGESİNİN TAMAMI
Toplantılar, değerler konusuna ait teorik çerçeveden başlayarak “aile, çalışma hayatı, siyaset, hukuk, medya, sosyal ilişkiler ve ahlak” ana başlıkları altında 3 gün süreyle, 4 oturum, 4 söyleşi ve özel tartışma ortamlarında ele alındı. Uzmanların tebliğlerinden sonra hem soru ve değerlendirmeler yaptığını belirten Sorgun, “Yüz yüze görüşmeler yoluyla katılımcıların karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu” dedi.
İşte sonuç bildirgesinde yer alan tespitler:
1.İnsanın eşref-i mahlûkat olduğu gerçeğinden hareketle; pratik hayatını etkileyen standartları ve anlam kodlarını sağlayan değerler fert ve toplum açısından hayati önem taşımaktadır. Bu önemli konuda gayret sarf etmek ve hassasiyet göstermek, gelecek nesillerimizi de ilgilendirmektedir.
2. Değerlerimizdeki aşınma had safhadadır. Değerlerini yitirmiş ve hiçbir kutsalı olmayan insanların hem diğer insanlara hem de çevresine verdiği tahribat insanlık tarihinde görülmemiş boyutlara ulaşmıştır. Bizler ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri kaygıyla ve endişeyle izliyoruz.
3. Hayatımızı inanç ve değerlerimize uygun bir şekilde tanzim etmek bizlerin en tabii hakkıdır. İnandığı gibi yaşayamayan insanların yaşadıkları gibi inanmaya başlamaları insan hayatına en büyük müdahaledir. Bu noktada; devlet organları ve resmi kuruluşlar, değerlerimizin muhafaza ve geliştirilmesini sağlayacak şartların hazırlanması noktasında kendilerini görevli addetmelidirler.
4. Sadece fertlerin değil, sistemlerin ve devletlerin de değerleri bulunduğu gerçeği bağlamında, siyasi ve toplumsal kurumlar da kendilerini dini ve milli değerlerimizle uyumlu hale getirmek için çaba sarf etmelidir. Zira bireylerin değerleri ancak toplumun değerleri içinde daha anlamlı, gerçekçi ve uygulanabilir olur.
5. Toplumsal bozulma ve yozlaşmada medyanın payı da gözlemlenmektedir. Gençliği ve henüz değerleri olgunlaşmamış kişilerden başlayarak toplumu ifsat etme noktasına kadar taşıyan medya kuruluşları, tahribatı bir an önce durdurulmalı ve daha sorumlu davranmalıdır. Bu çerçevede, çocuklarımızın ve gençlerimizin beden ve ruh sağlığını korumak amacıyla internetin güvenli kullanımı için gerekli tedbirler alınmalıdır.
6. Çalışma hayatı ve ekonomik ilişkilerdeki yozlaşma insan ilişkilerine de yansımaktadır. Ancak, İslami değerlerin temsil ettiği hak, adalet, kul hakkı, helal ve haram bilinci gibi kavramlar konusunda farkındalık oluşturulmalıdır.
7. İktidar ve güç odaklı sistem ve uygulamalara karşı da dikkatli olunmalıdır. Zira, siyaset kurumundaki yozlaşma tüm toplumu olumsuz yönde etkilemektedir. Gücün kullanımında toplumsal sorumluluk ve insani değerler göz ardı edilmemelidir.
8. İslami değerlerin insan fıtrat ve tabiatına en uygun değerler olduğu gerçeğinden hareketle insanla – İslam arasına konulmak istenen hukuki, sosyal, kültürel ve ekonomik engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu gerçek, bundan sonra yapılacak yasal ve hukuksal değişiklerde mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
9. Türkiye’de toplumdaki zihniyet ve düşünce dönüşümü, insanı hedef alan ve inanç değerlerimizle uyumlu biçimde yeniden yapılanan bir anlayışla ele alınmalıdır. Değer odaklı eğitim ailelerden başlayarak diğer toplumsal kesimlere yaygınlaştırılmalıdır. 10. Değerlerin inşasında ve içselleştirilmesinde sivil toplum kuruluşları daha fazla inisiyatif almalıdır.