Kırım Tatar Türk romancısı Cengiz Dağcı’nın anlatıldığı toplantıda, Dağcı’nın yaşamı ve eserleri hakkında bilgi verildi. Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Yrd. Doç. Dr. Yaşar Erdemir ‘Yurdunu Kaybeden Adam Cengiz Dağcı’ konulu konuşmasında Dağcı’nın çektiği sıkıntıları ve eserleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasına Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayarak başlayan Yrd. Doç. Dr. Erdemir, “92 yıllık bir hayatı bu kısa zaman diliminde anlatmak mümkün değil. Ancak o muhteşem yazarı dilimin döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Öncelikle Cengiz Dağcı’nın hayatının zorluklarla, sürgünlerle, vatanına olan özlemle geçtiğini belirtmek istiyorum. Dağcı, küçük yaşlarda babasının savaş için götürülmesinden sonra ailesinin bakımına yardımcı olmaya başlamıştır. Dağcı’nın hayatı ortaokula başlaması ile değişmiştir. Ortaokula yamalı ceketi, babasından kalan ayakkabısı ile başlar. Okulda okuduğu bir yazarın kitabı ile şiire başlar. Bu dönemlerde de ilk şiiri olan Kış’ı yazar. Bu şiirden sonra şiirler Dağcı’nın mısralarına dökülür. Şiirlerini yazdıkça ödüller almaya başlar. Bu ödüllerden aldığı ödüllerle ailesine yardım eder. Okul ve şiir haricinde Dağcı, bir lokantada çalışarak aile bütçesine katkıda bulunmaktadır. Ancak burada lokantada çalışırken çöp karıştıran çocukları görür ve onlara acır. Çalıştığı lokantada pişen köftelerden alarak o çocuklara verir ve bu yüzden işten kovulur. Tüm bu zorluklara rağmen okuldan mezun olarak Pedagoji Enstitüsü’nü kazanır. Burada amcası Seyit Ömer Dağcı’dan etkilenir. Amcasından etkilenmelerini eserlerinde görmekteyiz. Yazarın etkilendiği diğer önemli şahsiyet ise Ömer Seyfettin’dir. Dağcı geçimin sağlamak için 6 ay gazetecilik de yapmıştır. Ancak onun için önemli olan yazmaktır. Enstitüden mezun olduktan sonra askere gider. Hayatının ikinci zorlu dönemi de böylece başlar” dedi.
ALMANLARA ESİR DÜŞER, LONDRA’DA KİTABINI YAZAR
Dağcı’nın askerde tank teğmeni olduğunu aktaran Dr. Erdemir, yazarın savaşa katıldığını da ifade etti. Savaş sırasında Almanlara esir düştüğünü kaydeden Dr. Erdemir, “Yazar burada insanların, arkadaşlarının, dostlarının ölümüne şahit olmuştur. Dağcı, Korkunç Yıllar kitabında da bu dönemden bahsetmektedir. Esir düştüğü sıralarda Almanlar, Ruslara yenilmiştir. Dağcı esir düştüğü Almanların elinden kurtularak Polonya’ya geçer ve burada bir hastanede tedavi olur. Bu hastanede de eşi hemşire Regina Hanım ile tanışmıştır. Dağcı, 1946 yılında İngiltere’ye geçmiştir. 1945 yılında da Korkunç Yıllar kitabını tamamlamıştır. 1951-52 yıllarında da bu kitaba Yurdunu Kaybeden Adam eklenmiştir. Yazar Onlar da İnsandı kitabında ise sadece Türklerin değil diğer ırkların da arkasında durmuştur. İçindeki vatan özlemini ise O Topraklar Bizimdi kitabında anlatmıştır” diye konuştu.
TÜRKİYE’YE GELMEYİ ÇOK İSTEDİ AMA GELMEK NASİP OLMADI
Dr. Erdemir, Dağcı’nın Türkiye’yi çok sevdiği halde bir türlü Türkiye'ye gelemediğini, bir şekilde izin verilmediğini dile getirdi. Hayatı boyunca vatan hasretiyle yanan Cengiz Dağcı'nın memleketini görmesine, orda yaşamasına izin verilmediğini söyleyen Erdemir, Eylül ayında vefatıyla birlikte Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın, Kültür Bakanlığı’nın ve sivil toplum kuruluşlarının da gayret ve katılımlarıyla bir ömür hasret kaldığı anavatanında toprağa verildiğini kaydetti. Erdemir ayrıca, “Konyadan bazı sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve siyasilerle Kırım’a cenazeye gittiğimizde Kırımlılar; Türkler geldi diye büyük bir coşku ve içtenlikle, Türk bayrağı ve Kırım bayrağını birlikte dalgalandırarak bizleri karşıladılar ve misafir ettiler. Bizleri yalnız bırakmadılar. Bizler, derken; bizim ayrımız gayrımız yoktur. Hiçbir zaman mikro milliyetçilik gibi bir düşüncemiz olmadı. Aynı Türk milletinin birer parçası olarak vatanlarından kopartılmış insanlar aynı acıyı paylaşarak böyle bir değere sahip çıkmanın, böyle bir şahsiyeti anmanın, böyle bir merhuma dua etmenin erdemini yaşadık. Türk dünyasının üç tane Cengiz’i vardır. Birisi askeri dehasıyla öne çıkmış olan Cengiz Han, diğer ikisi de edebiyatçı Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı’dır. Bu iki edebiyatçımız eserleriyle Dünya Klasikleri arasında yerlerini aldılar. Türk dünyasını bütün dünyaya taşıdılar. Eserleriyle ölümsüzleştirdiler” dedi.
TYB’YE VE KONYA ŞUBESİ’NE TEŞEKKÜR EDİYORUM
Dünya Türklüğü ve edebiyatı tarihinin işlenirken Cengiz Dağcı’nın unutulamayacağını aktaran Dr. Erdemir şunları kaydetti: Dağcı eserlerinde önce Kırım Türkçesi’ni kullanmıştır. Ancak bu şekilde geniş kitlelere ulaşamayacağını anlayarak Türkiye Türkçesi ile eserlerini kaleme almıştır. Türkiye Yazarlar Birliği Dağcı’ya Anneme Mektuplar isimli eseri dolayısıyla yılın romancısı ödülüne layık bulmuştur. Fakat Dağcı bu ödül verildiğini zaman ameliyat olmaktaydı. Bu yüzden Türkiye’ye gelemedi. Bu sebepten dolayı Dağcı’ya verilecek ödül Kırım Türkleri Genel Merkezi’ne takdim edilmiştir. TYB Konya Şubesi de Dağcı’yı unutmayarak bu programı tertip etmiştir. TYB Genel Merkezi’ne ve TYB Konya Şubesi’ne Dağcı gibi önemli bir ismi unutmadığı için teşekkür ediyorum. Yaşar Sarı-Memleket