TÜSİAD İHL'leri tartışmaya açtı

ÜMİT BOYNER: Bugün imam hatip okullarına giden kız öğrenciler imam olmuyorlar. Mezunlarının çoğu imam olmuyorsa...

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, ''Eğitimin her alt başlığı ile yakından ilgilenmiş, çalışmış ve kaynak ayırmış bir kurum olarak, bugünkü katsayı problemi tartışmasını son derece sığ bir tartışma olarak görüyoruz'' dedi. Boyner, bazı TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte düzenlediği 2010-2011 faaliyet programına ilişkin basın toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin en önemli sosyal probleminin eğitim olduğunu kaydetti.

Meslek erbabı yetiştirilemediğini, genç işsiz oranının yüzde 30'lara yakın olduğunu dile getiren Boyner, aslında yaşanılan demokrasi açığı probleminin temelinde de eğitimsizliğin yattığını söyledi. Salt kültürel zenginlikle, tarihi mirasla 21. yüzyılın problemlerinin aşılamayacağını, toplumu bir yere getirmenin mümkün olmadığını vurgulayan Boyner, şöyle devam etti:

''Eğitimin her alt başlığı ile yakından ilgilenmiş, çalışmış ve kaynak ayırmış bir kurum olarak, bugünkü katsayı problemi tartışmasını da son derece sığ bir tartışma olarak görüyoruz. İmam hatip okulları konusunda siyasi kamplara ayrılmış taraflar arasında sığ bir tartışma... Meslek okullarına katsayı uygulaması Milli Eğitim Bakanlığı ve YÖK'ün ortak çözmesi gereken bir konu. Son derece teknik bir konu.''

Eğitim, eğitim sisteminin istihdam edinme ilişkisinin, değerlendirilmesi gereken ayrı bir konu olduğunu vurgulayan Boyner, kendilerinin de konuya o perspektiften bakmak istediklerini, özellikle istihdam temeline duyarlı eğitim ve meslek eğitimi olayıyla ilgilendiklerini bildirdi. Boyner, istihdamın artması, nitelikli meslek erbabı yetiştirebilmek için de konunun genelinin bu olması gerektiğine inandıklarını belirtti. Son 5 senedir Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte bazı projelerde yer aldıklarını hatırlatan Boyner, şunları kaydetti:
''Ancak sanayide ve hizmetlerde durum aynı. Kurumlarda istihdam ettiğiniz insanları yeniden mesleki eğitime tabi tutmak durumunda kalıyoruz. Üstelik meslek liselerinde yetiştirdiğimiz öğrencilerin genel liseye göre maliyeti yüzde 30-60 oranında daha yüksek. Meslek okulları, Türkiye gibi hala genç ve büyüyen nüfusa sahip bir ülkede gençleri istihdama kazandırabilmek, iş ve aş sağlayabilmek için daha rasyonel ve ekonomik boyutu olan tartışmaların içinde ele alınmak zorundadır.''

İMAM HATİP OKULLARI MESLEKİ LİSE Mİ
''İmam hatip okulları, meslek lisesi tanımına giriyor mu?'', ''İmam hatip liselerini çocukları için tercih eden ailelere örgün eğitim içinde bir düzenleme yapılabilir mi?'' bu soruların tartışılması gerektiğini vurgulayan Boyner, şöyle devam etti:

''Biz TÜSİAD olarak son noktayı koyma durumunda değiliz. Zira bu konunun ciddi sosyolojik nedenleri olduğunu, yeteri kadar tartışılmadığını, siyasi ve toplumsal anlamsız bir kamplaşma yarattığını, o nedenle eğitimciler, eğitim STK'ları hatta veliler tarafından tartışılması gerektiğine inanıyoruz. Bugün imam hatip okullarına giden kız öğrenciler imam olmuyorlar. Mezunlarının çoğu imam olmuyorsa ailelerin çocuklarını bu okullara meslek sahibi olsunlar diye yönlendirdiklerini söylemek çok ciddi genelleme olur. Hal böyle iken imam hatip liseleri konusunu meslek eğitimi, istihdam düzenlemeleri dışında tartışmak gerekmiyor mu? Bu durumu görmezden gelemeyiz. Bu çok uzun tartışılması gereken bir konu. Biz diyoruz ki Türkiye'nin büyüme ve istihdam yaratma ihtiyacı paralelinde nitelikli gençlere ihtiyacı var ve olmaya devam edecek. Meslek eğitiminin temeli bu ihtiyaca cevap vermek olmalıdır.''

ASKER VE SİVİL İLİŞKİSİ
Asker ve sivil ilişkisi konusuna da değinen Ümit Boyner, Türkiye'nin, demokrasi açığı olan, ancak bu açığı Avrupa Birliği üyelik sürecinde 99 Helsinki Zirvesi sonrasında azaltmaya başlamış bir ülke olduğunu kaydetti.

Asker-sivil ilişkilerinin Kopenhag Siyasi Kriterleri çerçevesinde 2000-2005 döneminde görünürde çok önemli bir zedeleme yaratmadan ilerleme gösterdiğini dile getiren Boyner, Kopenhag kriterlerinin aslında önemli bir referans ve bütünlüğü olan bir süreç olduğunu söyledi.

2005 sonrası demokratikleşme sürecinde bütünlüğün kaybedilmeye başlandığını kaydeden Boyner, ''Daha yüksek bir demokrasi standardını kim istemez? Aslında tüm toplum kesimleri için daha yüksek bir yaşam standardı kuracağı kesin olan demokratikleşme süreci, sivil toplumun da bir tartışma konusu olmuştur. Daha fazla hak ve özgürlük, bunu vatandaşın istememesi mümkün mü? Demokratikleşme sürecine mutlaka geri dönmeliyiz'' diye konuştu.

TÜSİAD'ın 13 yıl önce hazırladığı Demokratikleşme Raporunda Türkiye'nin sivilleşme alanında önemli sorunlarının olduğunu yazıldığını anımsatan Boyner, şöyle devam etti:

Geçen zaman zarfında hukuk alanında, Milli Güvenlik Kurulu'nun yapısının değişimi gibi bazı adımlar atıldığını biliyoruz. Ancak gelişmiş demokratik standartlarda eksikliğimiz var. Demokrasilerde silahlı kuvvetlerin rolü belli. Sivil hükümetlerin ve kamu kurumlarının rolleri de belli. Bu rolün dışında bir tutum ve tavır, çoğulcu parlamenter demokrasilerde anlayış ile karşılanmaz. Bunun hiçbir açıklaması yapılamaz. Böyle bir düzenleme var ise bununla ilgili girişim hemen yapılır ve düzeltilir. Bunun da tartışması olmaz. Hukuk devleti, hiçbir kişi veya kuruma mutlak bir dokunulmazlığın sağlanmadığı bir düzendir. Demokratik bir toplumda kurumundan bağımsız olarak, tüm kamu görevlileri de her türlü eyleminden ötürü gereğinde yargı önünde hesap verebilirler. Türkiye'de demokrasinin sivilleşmesi askeri bürokrasinin, bürokrasimizin tüm kesimleri gibi siyasal otoriteye tabi olmasını ve kamu yönetiminde gerçekleştirilen iş bölümü gereği ulusal savunma görevini yerine getirmek üzere düzenlenmesini gerektiriyor. AA

Türkiye Haberleri

Trabzon'dan Rize'ye güzel haber
5 ŞARTI TUTMAYAN BEKÇİ OLAMAZ
PLAKALAR ÜCRETSİZ DEĞİŞECEK
Adalet Bakanlığı 15 Bin Personel Alımı 2026: Kadrolar Belli Oldu, Gözler Resmi İlanda
BUNLAR YOKSA 1246 TL'Yİ HAZIRLAYIN