Türkiye’yi Çöplük sanmak…

yazar-28

Son zamanlarda Türkiye’yi çöplük sananlar yeniden hortladı. Roth uzun zamandır yoktu. Yine piyasalarda. Genelkurmay başkanımızı barış Düşmanı ilan edince de kendini her halde barış dostu sanıyor. Charles deGaulle Cezayir’de bir milyondan fazla Müslümanı katlederken neredelerdi. Hitler ve yaptıkları henüz unutulacak kadar uzak değil. Onların ataları Çinliler daha az afyon içiyor ve uyumuyor diye sömürgeleştirme savaşlarını yaparken biz insanlara şefkat elimizi uzatmış, insanlık yaralarını sarıyorduk.

 

Kendi ülkesinde ve Fransa’da yayınlanan ve her kesimin desteklediği çağdışı göç yasaları ortada iken onların bu sözlerini ciddiye almamak lazım. Avrupalının yüzyıllardır tavrı budur. Başkalarının gözündeki çöpü görmek ama kendine gelince bir şey yok.

 

En medeni diye tanıtılan ve reklâmı yapılan Norveç gibi kuzey ülkelerinden ikinci dünya savaşı sonrası binlerce tatar kısarlaştırılır ve nesilleri yok edilirken susanların şimdi konuşma hakları yoktur, olmamalıdır.

 

Ama bu ülkenin kaderi. Hep olmadığı biçimde anlatılmak ve sunulmak. Bunda ülkesinin tarihini bilmeden veya bildiği halde bazı çevrelere yaranmak için onu kötüleyen, kendini aydın yazdıklarını da kitap sanan zavallılardan daha çok çekmiyor mu?

 

Nedense batılılar hep iyi şeylerin kendilerinden, kötü olanların da İslam ülkelerinden geldiğini sanıyorlar. Onlar temiz diğerleri dünyayı kirleten, çöplükler. Bu sebepten de Türkiye’yi çöplük sanıp ona göre davranıyorlar. Aşağılayıcı ve nefret dolu. Bu olsa olsa genetik yapılarına işlemiş olan aşağılık komplekslerinden her halde. Yıllarca karşımızda sürünen ve hep başarısız olanların sonradan görme tavırları, hezeyanları.

 

Yüzyıllarca dünyayı sömürerek semirenlerin buna hakkı yok. Okakura Kakuza Çayname diye bir kitap yazmış. Orada çay içmek ve onun kültürel temellerini anlatıyor. Ülkesine gelen yabancılar ve özellikle misyonerler hakkında bir gözlemi var. “ Ülkeme gelen misyonerler benim kültürümü ve değerlerimi öğrenmek amacıyla gelmediler. Onlar kendi kültürlerini ve dinlerini bana aşılamak ve beni kendileri gibi olmaya zorlamak için geldiler.” İşte Roth’unda yaptığı ve yapmak istedi bu.

 

Eğer bu ülkede kanunların ve sosyal hayatın uygulamasında bazı yanlışlar var ve bu rahatsız ediyorsa bu onların suçu. Değişim adına onların kanunlarını alıp uygulamadık mı? Ticaretinden günlük hayata kadar birçok konuda onlara benzemeye, onlar gibi olmaya çabalamadık mı? Tabiî ki taklit aslı gibi olmuyor. Benzemeye çabalasanız da aslınızda olan cevher sizin ona benzemenizi önlüyor. Olamıyorsunuz.

 

Bu ülke bizim. Bu insanlar bizim. Bu şerefli tarih bizim. Başkaları gibi olmak yerine kendimiz gibi olmaya başlarsak önümüzde hiçbir engel kalamaz. Hiçbir dağ buna dayanamaz. O halde yeniden bir mücadele ve kendimize dönme zamanıdır. Bırakın AB li olmayı kendinize bakın. Rize’deki köylülerin “ bu parayı bize hayırlarına vermezler bunun altında mutlaka bir şeyler vardır diyerek ” reddettikleri eurolar gibi, bünyemizden olmayanları atarak yeniden bir mücadeleye girelim ve inanıyorsan en üstün sensin kuralı gereğince muasır medeniyet seviyesini aşalım.

 

Varsanız, hemen şimdi başlamak lazım.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.