Bölgesel çatışmalar ve iklim değişikliği küresel gıda güvenliğini tehdit ederken, Türkiye sahip olduğu devasa gen bankası altyapısıyla muhtemel risklere karşı kale inşa ediyor. Ankara ve İzmir'de bulunan tesisler, sadece yerel türleri değil, Avrupa kıtasının tamamını barındırabilecek 400 bin tohumluk dev bir kapasiteye sahip.
Ata Tohumları Gelecek Nesillere Aktarılıyor
Türkiye'nin biyolojik zenginliğini korumak adına yürütülen çalışmalarda, özellikle ata tohumları büyük bir titizlikle kayıt altına alınıyor. TAGEM bünyesinde morfolojik özellikleri belirlenen bu tohumlar, uygun nem ve sıcaklık koşullarında saklanıyor. Gen bankaları, nesli tükenme tehlikesi altındaki bitkilerin doğaya yeniden kazandırılması için adeta bir "yaşam sigortası" görevi görüyor.
Tohum İthalatından İhracatçı Konuma
Son yirmi yılda tohumculuk sektöründe büyük bir ivme yakalayan Türkiye, artık tohum ithal eden değil, ihraç eden bir ülke haline geldi. Teknolojik altyapı sayesinde sadece fiziksel saklama yapılmıyor; aynı zamanda tohumların genomik açılımları üzerinde çalışılıyor.
Bu sayede hangi genin kuraklığa veya hastalıklara dayanıklı olduğu tespit edilerek araştırmacıların kullanımına sunuluyor.
Felaketlere Karşı Stratejik Hazırlık
Olası savaş, kuraklık veya doğal afet durumlarında, gıda üretiminin sürekliliğini sağlamak için gen bankalarındaki materyaller hayati rol oynuyor. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Mustafa Altuğ Atalay, Türkiye’nin her türlü krize hazırlıklı olduğunu ve diğer ülkelere destek verebilecek kapasiteye ulaştığını vurguluyor. Ayrıca ülkede GDO'lu üretim yapılmadığının, ticari tohumların ise modern ıslah yöntemleriyle geliştirildiğinin altı çiziliyor.