Bor, doğada çok yaygın olmasa da, bolca mevcuttur; yer kabuğunun, yuvarlak binde birini oluşturmaktadır; deniz suyunda kabaca milyonda bir oranında bulunur; özellikle Orta Asya'da ve Güney Batı Asya'da, ABD'de Kaliforniya'da ve Nevada'da, Arjantin'de, İtalya'da ve Türkiye'de (Susurluk ve Bigadiç-Balıkesir, Kestelek-Bursa, Emet-Kütahya, Kırka-Eskişehir) bulunmaktadır.
Bor, sözünü edilen yerlerde çoğunlukla borat olarak bilinen bor-oksit birleşiğinde olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çerçevede, özellikle boraks adını alan, sodyum-oksit ve bor-oksit karışımı, topraktan çıkartılıp, işlenmektedir.
Hal-i hazırda ABD, dünya bor ihtiyacının yarısından fazlasını karşılamaktadır. Arjantin, İtalya ve Türkiye de, önemli bor-oksit üreticileri arasında yer almaktadır; ülkemiz bu çerçevede, dünya bor ihtiyacının yaklaşık üçte birini sağlamaktadır.
Bor, oksijene ve azota karşı, özellikle yüksek sıcaklıklarda, fevkalâde hassastır. Bu nedenle, metalürjide, bu gazları soğurucu unsur olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, alüminyum ve demir metalürjisinde yer bulmaktadır. Çelik alaşımlarının özelliklerini kuvvetlendirici, katkı maddesi olarak da, kullanılmaktadır.
Bor, atom çekirdeği nötronlara karşı fevkalade duyarlı olup, onları oburca yutabilme özelliğine sahip olduğundan, önde olarak nükleer santrallerde, kontrol malzemesi olarak kullanılmaktadır. Aynı çerçevede plastik yahut alüminyumla karıştırılarak, ağır kurşun malzemesine alternatif, demek ki hafiflik özelliğinde olan, bir nötron zırh malzemesi olarak da, işlev üstlenmektedir.
Bor atom çekirdeği nötron yutarken, yüksek enerjili gama ışınımına sebebiyet vermediği için, bor zemininde hazırlanmış hafif özellikteki zırh malzemesi, nötronlarla sürdürülmek durumunda olan, bu çerçevede ise, yüksek şiddette gama ışınımına sahne olan, nükleer enerji üretiminde, ayrıca, gayet yarayışlı olabilmektedir.
Borun hafifliğine karşılık sert olma özelliği, keza yüksek bir ergime noktasına (2100 C) sahip olması, ona, roket ve mermi teknolojisinde de, özel bir yer bahşetmektedir.
Diğer yandan, bor-oksit, keza borik-asit, cam, seramik ve maden endüstrilerinde kullanılmaktadır. Sodyum-oksit ve bor-oksit karışımından oluşan boraks ise, özellikle sabun ve deterjan üretiminde kullanılmaktadır. Bu madde, ateşe dayanıklı malzemelerin, mikrop öldürücü dezenfektanların, kimi kağıtların ve plastiklerin yapımında da, kullanılmaktadır.
Sodyum-bor-hidrojen birleşiğinin; hidrojen gazı üretiminde kullanıldığını, belirtmeden geçmeyelim. Söz konusu birleşiğin, bilhassa hidrojen yakıtını kullanarak hareket edecek arabalarda, ya da başka vasıtalarda önemli bir yer tutabileceğine dair öngörüleri anımsatmak, yerinde olacaktır.
Türkiye dünyanın en zengin nitelikli bor yataklarına sahip olarak, tasnif edilmektedir. Buna karşılık, kestirmeden söyleyecek olursak, tekstil sanayimiz, iyi kötü gelişmeden evvel, Bursa'nın ipeği ne konumda idiyse, bugün bor zenginliğimiz, tamamen aynı durumdadır. O zamanlar, onca ipek hammaddesi zenginliğimize karşın, işte ancak hammadde ihraç ederdik. Ama ipeklilerimizi üretemez, bizim hammaddemizden hareketle ipekli üretenlerden, satın alırdık. Bugün, bor zenginliğimize yönelik durum aynıdır. Bor hammaddesi ihraç etmekteyiz, ama bor mamullerini, ihtiyaç nispetinde dışarıdan satın almaktayız.
Yirmi beş yıl kadar önce, bor cevheri ihracatımız, yılda 750 bin ton kadardır. Bunun karşılığı yuvarlak (yılda) 85 milyon dolarlık bir gelirimiz vardır. Aradan geçen çeyrek yüzyılda, cevher ihracatımız üç katına, ancak gelebilmiştir. Cevher fiyatı ise, yuvarlak iki buçuk kat artmış olmakla beraber, hal-i hazırdaki satışımız kabaca (yılda) 200 milyon doları ancak bulmaktadır. Bor hazinemize yönelik, milli bir politikamızın olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir. Bunun önemli öndeki bir nedeni, Etibank'ın felç olmasıdır. Sonuçta ülkemizde bor endüstrisinin gelişmediği bir yana, bor ihracatı, beş yıl öncesinin gerisine düşmüş olmaktadır. Altı yıl kadar önce, bor hazinesinin özelleştirilmesi yönünde adımlar atılmış, ancak kamu oyu baskısıyla, bu adım akamete uğratılmıştır.
Buna karşılık, cevher pazarlaması ayrıcalıklı kılınmış aracılar eliyle yapılmaya gelinmiştir. Satış fiyatları, geçmiş yıllara oranla azalmış, ama aracılara, şişirilmiş olduğu ileri sürülebilecek, kazançlar sağlanmıştır. Söz konusu çerçevede bakıldığında, zengin bor yataklarımızın güncelde, yıllık ihracat kapasitesi, 200 milyon dolar civarında olmaktadır.
Oysa bor mamullerinin dünya pazarı, bu meblağın iki yüz katı, yani 40-50 milyar dolar kadardır. Bu noktada tabii, değişik stratejiler akla gelmektedir. Bunların arasında öne çıkan strateji, ülkemizde, bir ölçüde olsun, bor cevherini işleyecek sanayinin geliştirilmesine omuz vermek, olmalıdır. Giderek, bor mamullerinin dünya pazarından, ciddi bir pay kapmamız gayet olasıdır.
Dünyanın büyük boraks ihracatçısı olan ABD'nin, bor madenleri tükenmek üzeredir. Bu durumda Türkiye'nin bor yataklarımızın önemi yükselecektir. Ne ki işte, bu gelişmeyi milli bir yarara dönüştürebilmek üzere, bor yataklarımızı, özelleştirme furyası çerçevesinde,yabancı sermayeden önce yerli sermayenin işletmesine imkan tanıyacak adımlar atılabilmelidir.
Hal-i hazırdaki bor ihracatımızın beşte dördünden fazlası, ham bordur. Bor ihracatımızın ancak altıda biri işlenmiş (rafine) bordur. Dolayısıyla, bu noktada yıllık 400-450 milyon dolarlık bir potansiyelin kaybolmakta olduğu, vurgulanmalıdır. Diğer bir strateji ise, hiç değilse ithal ettiğimiz borlu malzemelerin bir kısmını olsun, ülkemizde imal etmeye girişmektir.
Bor madeni konusundaki meselelere dönük, siyasi ve ekonomik çözümler henüz oluşturulabilmiş değildir. Türkiye, dünya bor hammaddesinin karşılanmasında neredeyse birinciliğe yükselme konumundayken, ham bor ihracatına karşılık, yıllık 200 milyon dolarla yetinmek yerine, borlu maddelerin yıllık 40-50 milyar doları bulan piyasasında, çok büyük paylara talip olmada kararlılık göstermeli ve bu yöndeki gerekli girişimleri gerçekleştirebilmelidir.