Seçimlerle ilgili en farklı yorum İngiltere’den geldi. Straw, “Türkiye’den endişe duyan varsa nedeni kendileridir. Demokrasiyle İslam birlikte olmaz diyenleri yalancı çıkardı. Seçimlerin bir mağlubu da AB” dedi.
İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı Jack Straw, Times gazetesinde yer alan, “Avrupa, kendine güvenen bu Türkiye’yi kucaklamalı” başlıklı yazısında, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim zaferinin demokrasiyle İslam bir arada olmaz diyenleri yalancı çıkardığını” kaydetti.
BAŞKANLIK SİSTEMİ GELEBİLİR
Makalesinde, Erdoğan hükümetindeki aktif dış politikadan ve bölgesindeki önemli rolünden, ekonominin iyileşmesinden bahseden Straw, seçime katılım oranının oldukça yüksek olduğuna dikkati çekti. Straw yazısında, “Türkiye’deki seçime katılım oranı, İngiltere’yi utandırmıştır. Son 50 yıldır İngiltere’de seçimlere katılım oranı yüzde 80’i aşmıyor” ifadelerine yer verdi. Türkiye’de Fransa’daki gibi bir başkanlık sisteminin gelebileceğini kaydeden Straw, “Eğer böyle olursa, Erdoğan ve Gül rolleri değişebilir diye tahmin ediliyor” yorumunu yaptı. Straw, yazısında şunları kaydetti: “Erdoğan, Avrupa ile iyi ilişkileri olmasını istiyor. Ancak Avrupa’da, Türkiye’nin kendine güvenli dış ve ekonomik politikalarından endişe duyanlar varsa, bunun için suçlanacak olan kendileridir. Bu seçimlerin tek mağlubu AB olmuştur. Çünkü Avrupalı liderler Arap Baharı’nın sonuçlarının istedikleri yönde şekillenmesini umdukları bir dönemde, geniş Ortadoğu’daki en güçlü, en zengin ve en demokratik ülkeye sırt çevirmiş durumdalar.”
AVRUPA'YA BÜYÜK AVANTAJ SAĞLAR
AB’nin eski Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi ve ABD’deki düşünce kuruluşu Brookings Enstitüsü’nün uzmanı Javier Solana da, “Avrupa, müze olmak yerine aktif bir küresel oyuncu olacaksa, Türkiye halkının taze perspektifi ve enerjisine ihtiyacı var” diye yazdı.
Solana, CNN’in internet sitesinde yayımlanan, “Türkiye Neden AB’ye Katılmalı” başlıklı makalesinde, Arap Baharı’nın, Avrupa’da son aylarda büyük oranda gözardı edilen bir konu olan, Türkiye’nin AB’ye getireceği faydalara yeniden dikkatleri çevirmesi gerektirdiğini belirtti. Mevcut şartlarda varolan muazzam fırsatlar gözönüne alındığında, Türkiye’nin AB üyeliğinin Avrupa’ya sağlayacağı avantajların açıkça görülmesi gerektiğini ifade eden Solana, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son seçimlerde iktidarını koruması ve Polonya’nın ay sonunda AB dönem başkanlığını devralacak olmasıyla birlikte, şimdi Türkiye ve AB açısından, müzakerelere “sil baştan” başlamanın zamanı olduğunu dile getirdi.
SOLANA: HAYALİM AB'YE GİRMENİZ
Solana, Türkiye’nin Avrupa’ya getireceği yararların “Arap Baharı” öncesinde de aşikar olduğunu kaydederek, “Avrupa, tanımı gereği kültürel bakımdan çeşitlilik içeren bir kıta, dolayısıyla çeşitlilik AB’nin kaderi. Ve eğer Avrupa müze olmak yerine aktif bir küresel oyuncu olacaksa, Türkiye halkının taze perspektifine ve enerjisine ihtiyacı var” ifadesini kullandı. Türkiye’nin, AB’ye aday ülke olarak kabul edildiği 1999 yılından bu yana hem siyasi hem ekonomik olarak çarpıcı değişimler geçirdiğini ve bunun AB’ye katılım süreciyle çok fazla ilgisi olduğunu belirten Solana, “Gerçekten de AB’nin cazibesi olmadan bu değişimler meydana gelemezdi” diye yazdı. Bugünün dünyasında Türkiye ile AB’nin birlikte çalışması gerektiğinin altını çizen Solana, yazısını şu sözlerle tamamladı: “Bu, Türkiye’nin AB’ye kabul edilmesi demektir. Bu benim hayalim ve bu hayali gerçeğe dönüştürmek için mücadele vermeye devam edeceğim.”