Salih Yılmaz IKBY'de 25 Eylül'de yapılacak bağımsızlık referandumuna ilişkin olarak M Ali Elmacı'ya önemli açıklamalar yaptı. Türkiye'nin bu konuda elinin güçlü olduğunu söyleyen Yılmaz, daha Habur kartını masaya sürmedi. Türkiye Habur'u kapatırsa, Kuzey Irak çöker" ifadesini kullandı.
REFERANDUMUN FİİLEN GEÇERLİLİĞİ OLMAZ
Referandum yapılsa bile Irak Parlamentosu'nda onay alması gerekir diyen Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz, "Türkiye’yi şu anda ilgilendiren iki tane önemli konu var. Birisi Suriye’deki Astana görüşmeleri sonrası sınırların çizilmesi ve kuzeyinde şu anda devam eden PKK’nın Suriye kolu olan PYD’nin tehdidi... Bir taraftan da şu anda Kuzey Irak’ta 25 Eylül’de olacağı söylenen bir referandum var. Daha 25 Eylül’e gelmediğimiz için bunun olup olmayacağıyla ilgili net bir şey yok tabii ki. Şöyle ki; Irak anayasasına göre Kuzey Irak’ta bir referandum elde etme hakkına sahipler. Ancak bu referandumda 2/3 oranında olur almak durumundalar. Bir ikincisi ise, bu referandumun aynı zamanda Irak Parlamentosu’nda onaylanması gerekiyor. Yani bu şartların tamamını yerine getirmesi mümkün olmayacağı için zaten normalde fiilen yasalara göre bu referandumun bir geçerliliği yok." şeklinde konuştu.
BARZANİ PETROLDEN PAY İSTİYOR
Barzani taleplerinde çıtayı yüksek tutuyor ifadesini kullanan Yılmaz "Bu referandum psikolojik olarak Barzani’nin bölgedeki etkinliğini garanti altına almak amacıyla ortaya koyduğu bir savunma sistemi diyebiliriz. Nedir bu savunma sistemi de Barzani böyle bir şeye ön ayak oluyor ya da bunda ısrar ediyor? buna bakmak lazım. Şöyle ki; Bununla ilgili tabiî ki biz, gerek Kuzey Irak’taki uzmanlarla gerek de ABD’deki uzmanlarla müzakere ettiğimiz zaman şunu söylüyorlar; "Bölgede DAEŞ vardı ve sonuç itibariyle ABD’nin de girişimiyle Musul’da, Kerkük’te ve diğer bölgelerdeki alanlardaki DAEŞ tehditleri temizlendi. Fakat DAEŞ tehdidinden temizlenirken aynı zamanda Haşdi Şabi dediğimiz Irak ordusu haricinde bu kuvvetler önemli bir mesafe kaydederek yaklaşık 100-150 bin civarında askeri güce ulaştığı söyleniyor." Barzani diyor ki; "DAEŞ tehdidi kalktıktan sonra bunların ana hedefi ben olacağım." Yani Kuzey Irak diyoruz ama Kuzey Irak’ta da Süleymaniye merkezli Talabani liderliğindeki bölge ile Erbil merkezli Barzani’nin liderliğindeki bu merkez arasında bir çekişme var. Yani Kürtler arasında tarihte olduğu gibi bir birliktelik yok. Barzani’nin özellikle Süleymaniye’deki bölgelerin Irak Merkezi Hükümeti’yle ve İran’la çok daha iyi sıkı ilişkiler içerisinde olduğunu söylüyoruz. Zaten Talebani’nin Süleymaniye Merkezli güçler, bu referandumun olmasını istemiyorlar, karşı çıkıyorlar. Barzani’de diyor ki; "Referandumdan vazgeçebilirim ama bana yıllardır vermediğiniz şu petrolden payı verin çünkü 1 yıldır peşmergeye maaş ödeyemiyoruz. Aynı zamanda benim şimdiye kadar elde ettiğim bu hukuki hakları siz garanti altına alın." Garanti altına alacak da neyi garanti altına alacak? Doğrusu, neyin garanti altına alacağı tam kesin olarak belli değil. Tabi biraz da Barzani bu çıtayı çok yüksek tutuyor. “Irak merkezi hükümetinde bana 3-4 tane bakanlık vereceksiniz, cumhurbaşkanı mutlaka bizden olacak, meclis başkanı ya da yardımcısı mutlaka bizden olacak.” dedi.
BARZANİ DE BİR DARBE GİRİŞİMİ GEÇİRDİ
'Barzani’nin kendi gücünü pekiştirmeye çalıştığına, ayakta kalmaya çalıştığına yönelik önemli sinyaller verdiğini söylemek mümkün' hatırlatması yapan Salih Yılmaz, "Yani talepleri o kadar geniş ve yüksekten tutuyor ki Irak merkezi hükümetinin bunu kabul etmesi mümkün değil. İki şık var. Özellikle Türkiye’nin, İran’ın, Irak Merkezi Hükümeti’nin, ABD’nin bu referandumla ilgili olumsuz tavırları tabi ki Barzani’yi bir şekilde çaresiz bırakmış gibi duruyor. Yani tek kendi hakim olduğu Erbil gibi bu bölgelerde referandum yapması ona hiçbir şey kazandırmayacağı gibi bundan sonra artık buna benzer referandumu da hiçbir şekilde yapamaz hale getirecektir. O tabi bunun riskini gördüğü için bu risk altında bir şekilde son kozunu oynuyor. Diğer bir tehdit ise biliyorsunuz; Suriye’nin kuzeyinde şu anda ABD’nin de gayretiyle büyütülmüş ABD müttefiki konumunda PKK’nın devamı olan bir PYD gücü var. Ve PYD her geçen gün güç elde ediyor ve bu sınırlarda Rakka’ya kadar yani Fırat’ın doğusuna kadar bir şekilde uzatmış durumda. ABD’nin PYD’yi kara gücü olarak kullanmayı düşünmesi, bölgede yerel güçler oluşturarak fiili bir devlet gibi hareket ettiriyor Barzani de bir şekilde bundan çekiniyor. ABD, PYD üzerinden Kuzey Irak’taki Barzani’nin gücünü kıracağını kestirebiliyoruz. 1 yıl önce aynı Türkiye’de olduğu gibi Barzani de bir darbe girişimi geçirdi diyebiliriz. Kuzey Irak’ta da bir darbe girişimi var. Yani Türkiye’den Kuzey Irak’a baktığımız zaman görüntü biraz farklı olabilir. Ama Kuzey Irak’tan baktığımız zaman görüntünün çok daha farklı yönlere gittiğini yani bu referandumun aslında Barzani’nin kendi gücünü pekiştirmeye çalıştığına, ayakta kalmaya çalıştığına yönelik önemli sinyaller verdiğini söylemek mümkün. Bir de PYD ile Barzani arasında da bir çekişme var. Bunlar kendi aralarında güç dengesi doğrultusunda mücadele ediyorlar. Bu mücadelede PYD’nin ABD tarafından ön plana geçirildiğini görüyoruz." diye konuştu.
REFERANDUMU KOZ OLARAK KULLANMAYA ÇALIŞIYOR
Hem Irak’ın bütünlüğünün parçalanıyor olması hem de Suriye’nin bütünlüğünün parçalanması hem Türkiye açısından özellikle de İran açısından olumsuz sonuçlar doğurabilir uyarısı da yapan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Yılmaz, "Yani bölgede özellikle ABD, İngiltere, Almanya gibi etkenlerin orta doğudaki bu küçük devletleri Türkiye’ye karşı İran’a karşı ve bölgedeki diğer güçlere karşı kullanma olasılıkları ihtimal dâhilinde. ABD de bu referandumun yapılmaması gerektiğine dair açıklama yaptı yani "referandumun zamanı değil, bu referandum bölgede kriz ortamı oluşturabilir. Biz bu referandumu desteklemiyoruz" demek istedi. İsrail’den baktığımız zaman da tam tersine referandumu destekleyen açıklamalar geldi. Yine Almanya’dan referandumu destekleyen açıklamalar geldi. Yani Barzani’nin bu referandumu yapmış olsa bile bölgede hiçbir şekilde geçerli olmayan sadece psikolojik anlamda bölge ülkelerini tehdit eder. Yani daha çok kazanç elde etmek amacıyla bölge ülkelerine bu referandumu koz olarak kullanmaya çalışıyor diyebiliriz. Referandumun olması demek, Kuzey Irak’ta Barzani’nin liderliğinde devlet kurulacağı anlamıma hiçbir zaman gelmez." ifadesini kullandı.
TÜRKİYE HABUR'U KAPATIRSA KUZEY IRAK ÇÖKER
Türkiye'nin Habur kartını daha masaya sürmediğini söyleyen Yılmaz, "Biz Türkiye’den baktığımız zaman belki Kuzey Irak’taki durumu biraz daha büyütüyoruz ancak şu anda Kuzey Irak’ta 1 yıldır peşmergelerine maaş ödeyen, tüm ekonomisi Türkiye’ye bağlı bir bölge var. Bu referandumun olduğu takdirde Türkiye Habur sınır kapısını kapatırsa 1 ay içerisinde Kuzey Irak tamamıyla çöker. Bankacılık sistemi çöker, ticaret çöker, insanlar aç kalır. Yani bütünüyle bölge Kuzey Irak, Erbil dediğimiz bölge tamamıyla Türkiye bağımlı bir sistemle devam ediyor. Barzani referandum yapacağını ve bu referandumda neler olacağını söyleyebilir ama uluslararası aktörler Türkiye, İran, Irak Merkez Yönetimi bunu istemediği sürece siz yok olursunuz. Yani referandumda öyle bir tehdit var. Eğer Barzani bunda ısrar ederse Barzani’nin de kendisinin yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalacaktır. Yani karşısına alacağı bir Türkiye, İran, Irak Merkezi Hükümeti Barzani’yi devirebilecek bir konumdadır." dedi.
M. Ali Elmacı-Memleket