Eski DP Genel Başkanı Süleyman Soylu, darbeleri ne siyasetçinin ne de halkın önleyebileceğini, çünkü buna güçleri olmadığını söyledi. Soylu, "Darbeleri önleyecek tek unsur hukuktur ve hukukun üstünlüğüdür. Bu anayasan değişikliği de hem temel hak ve hürriyetler hem demokrasinin güçlendirilmesi hem de hukukun ve yargının demokratikleşmesi ve evrensel normlarla örtüşmesi için Türkiye adına bir fırsattır." dedi.
Referandum öncesi yurdu dolaşan Soylu, 17. il olarak İzmir'e geldi. Anayasa değişikliği paketine destek vermek için 54 il ve birçok ilçeye uğrayacak olan Hukukçular Birliği Vakfı otobüsüyle İzmir'de şehir turu atan ve Vakıf Başkanı Sinan Kılıçkaya ile İzmirlileri selamlayan Soylu, vatandaşlaran 'evet' oyu vermelerini istedi.
Demokrasi erlerinin yollara çıktığını ve herkesin bir nefer olarak kendi mesleki anlayışından, makamından, tatilinden, konforundan fedakârlık yaptığını ifade eden Süleyman Soylu, 12 Eylül 2010'da denetimsiz bir Türkiye'den, denetimli bir Türkiye'ye geçmenin adımının atılacağını vurguladı. "Halk bundan sonra denetim yetkilerini ele almalı." diyen Soylu, anayasa değişikliğini, kapalı bir sistemden açık bir sisteme geçen fırsat olarak değerlendirdiklerini açıkladı. Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en önemli meselenin hukukun üstünlüğü olduğuna dikkat çeken Soylu, şöyle konuştu: "Üstünlerin hukukunun yaşandığı bir Türkiye, aslında ara rejimin devam ettiği bir Türkiye'dir. Darbelerin sürekli kendisini hissettirdiği bir Türkiye'dir. Vesayetçi sistemin, statükonun, yargı vesayetinin, silahlı vesayetin, bürokratik vesayetin milletin üzerinde egemenliği olduğu bir sistemdir. Cumhuriyetin bize bırakmış olduğu paradigma olan 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi, ancak hukukun üstünlüğünde ortadan kalkar."
'BİZİ AYIRMAYA ÇALIŞANLARI HALK TEKZİP EDER'
Referandumda 'evet' oyu kullanacağı için DP yönetimi tarafından partiden ihraç edilmesinin konuşulduğu hatırlatılan Süleyman Soylu, halk oylamasının kendisinin kişisel meselesi olmadığını vurguladı. "İhraç etseler de, atsalar da benim için önemli olan, 12 Eylül akşamı 'evet' çıkmasıdır. Bizi hukuksuz bir şekilde, bulunduğumuz siyasal örgütlenmeden ayırmaya çalışanları halk tekzip edecektir. Doğrusu da böyle bir yaklaşımdır." diyen Soylu, anayasaların bireyle devlet arasında toplumsal ve sosyal bir sözleşme olduğunun altını çizdi. Siyasil partilerin, üyelerini bağlayıcı kararla zorlaması ve baskı kurmasının 1982 Anayasası'nın ikliminden farklı olmadığını ifade eden Soylu, "Orada da Anayasa'yı eleştirenler sıkıyönetim mahkemeleri tarafından tutuklanmıştır. 'Evet' veya 'hayır' diyen partiler, bir bağlayıcılık ortaya koyuyorsa bu Anayasa'ya aykırıdır. Bu bir genel veya yerel seçim değildir, halk oylamasıdır. Siyasi partiler, vatandaşla devlet arasında anayasa değişikliğinde aracı olamaz." şeklinde konuştu.