Trafik mi, savaş mı?

Fahri Kubilay

Dünyanın bir çok sıcak bölgesinde belki bu kadar insan ölmüyor. Bu mevzu çok konuşuldu çok önlemler alındı, tedbirler artırıldı. Cezalar ikiye üçe katlandı ama gel gör ki sonuçta değişen bir şey olmuyor. Bayramlarda, tatil günlerinde o kadar sıcak uyarılar yapılmasına rağmen hiçbir şekilde yaşanan acı olayların önüne geçilemiyor. Önceki gün akşam işyerimden eve döndüm, şöyle oturup bir nefes alayım derken telefonum çaldı. Bozkır yolunda büyük bir kaza var, çok sayıda ambulans gitti, denildi. Hemen olay yerine hareket ettim, varmadan ambulansların arka arkaya geldiğini görünce, telaşım iki kat daha arttı. Yol uzadıkça uzadı. Ve yol trafiğe kapatıldığı için yaklaşık 2 km ötede bıraktığım araçtan inerek hızla olay yerine vardım, gördüğüm manzara tüyler ürperticiydi. İki aracın kafa kafaya çarpıştığını görünce, içinde bulunan insanların halini hiç düşünmek istemedim. Çünkü gördüğüm manzara çok korkunçtu. Bu anlattığım olay Türkiye de her gün onlarca yaşanan kazadan sadece biriydi. Türkiye’deki trafik kazalarının çoğu insan hatasından kaynaklanan kazalar olduğunu okuduk duyduk. Fiili olarak birkaç yıldır bizzat kendim de Türkiye yollarında gözlemledim. Bizim yollarda ne kadar iyi şoför olmanız hiç önemli değil. Kendi aracınızı da iyi kullanmanız hiç önemli değil. Türkiye yollarında bir kendi aracını iyi kullanacaksın, ikincisi de aynı zamanda karşıdan gelen aracıda iyi kollayacaksın. Bu olay size şaka gibi gelse de bu bir gerçek. Hepinizin zihninde yer etmiştir “hatalı sollama sonucu meydana gelen kazada…, aşırı hız sonucu virajı alamayarak uçuruma yuvarlandı… vb. Fireni patlayan kamyon… Bu haberleri hep duyduk, ajanslardan dinledik. Kaza deyince ilk akla gelenler bunlar oldu. Kendi etrafımızda böyle bir olay yaşamadıysak başımızdan böyle bir hadise geçmediyse, sadece dinledik geçtik. Ama ateş hep düştüğü yeri yaktı.Şimdi sizlere bazı kesitler vereceğim. Şehir içi azami surat 50 km olması gereken yerde 100 surat gitmek… 4 kişilik bir otomobile 10 kişi bindirmek, azami 90 suratla 1 saatlik yolu 25 dakikada almak, sollama yasağı olan yerde arabana ve kendine güvenip “yolların hakimi benim” dercesine hız yapmak ama esas kainatın hakimini unutmak! Bilmem kaç promil alkol alarak trafiğe çıkmak hem de yolarda ‘S’ çizerek gitmek, yanından gecen aracın sollamasına kızıp da yoldaki tüm araçları sollamak, örnekleri çoğaltabilirsiniz. Bu insanın içindeki trafik canavarı değil de nedir? Buradan şu anlam çıkmıyor mu, bunların hepsi insan kaynaklı hatalar ve bu ülkede kazaların başlıca sebepleri insan unsuru değil mi. Bu ülkede trafik kazasında kaybedilenlerin acısı başka nede yaşanmadı acaba? Bu ülkede insanlarda trafik paranoyası oluştu, TV’yi açıyorsun, saatlerce trafik kazası haberi dinlemiyor muyuz? Yola çıkacağımız zaman helalleşip gitmiyor muyuz? Eee pekala bu bir savaş değil de nedir? Bu acı nasıl diner, daha kaç yuva bu sebeple dağılacak? Daha kaç çocuk babasız kalacak daha kaç ana gözüyaşlı olacak daha kaç kişi sevdiğine kavuşamayacak? Daha kaç kişi sakat kalacak, daha kaç kişi mağdur olacak, daha kaç ocak sönecek? Bu yaşadıklarımıza sebebiyet vermemiz günah değil mi? O zaman, insanın içindeki şeytanı yenmeden bu işler bitmez. Bir yolcu olarak bize de dua etmekten başka çare kalmıyor sanırım. Allah’ım içimizdeki canavarlaşan bedenler yüzünden bizi helak etme! Bizi trafik savaşıyla imtihan etme! Bizi sevdiklerimizden ayırma! İçimizdeki canavara karşı direnme gücü ver! Amin…

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.