Dünyanın en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip bölgesidir Gazze. Eni 5 ile 12 km arasında uzunluğu ise 55 km olan 360 km karelik bir büyük şehirdir. Toplamda bir milyon 800 bin kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde Gazze merkezinin nüfusu 600 bin civarında. Kalan nüfus ise diğer küçük şehir ve ilçelerde yaşıyor. Toplamda 19 belediye var Gazze’de. Han Yunus, Beyt Hanun, Beyt Labiyah, Cebaliye, Kuba, Eysan, Deyrul Belah ve Refah bazıları…
Heyetimiz Refah kapısından Filistin topraklarına girdikten sonra yıllarca haberlerde saldırıya uğradığını duyduğumuz yerlerde olmanın heyecanıyla kalbimiz bir başka çarpmaktaydı. Hem ecdadımızın kanı vardı bu topraklarda hem de çok yakın bir zamanda akıtılan suçsuz sabilerin kanı…
Pek çok şehir ve beldenin içerisinden geçerek doğru Gazze merkezine gittik. Nihayet yoldan geliyorduk ve açtık. Gazze’nin düzenli caddelerinden birisinde köşe başında bir restorana götürüldük. Bol kepçe yemekleri özellikle bizim doğu yemeklerine yakın olduğu için rahatlıkla karnımızı doyurduk, çaylarımızı içip namazımızı kıldık ve ekipten bazılarımız ilk günün programına koşturduk. İzzettin Kassam Tugayları’nın en kuzeyde İsrail’e sınır Beyt Hanun’daki şehitler anısına düzenlediği programa katıldık. Küçücük çocukların, oldukça ileri yaştaki ihtiyarların ve her yaştan kadının ayağa kalkarak ve işaret parmaklarını havaya kaldırarak Hamas’a bağlılık yeminine şahitlik ettik. Bizim için korkutucu bir yanı vardır silahın. Soğuktur, elimize almaya çekinir, hatta şeytan doldurur deriz. Gazzeliler için ise silah, bir yaşam biçimi. Babasının elinde gerçeği çocuğunun elinde ise oyuncağı var. Büyüyünce Mücahid olmayı isteyen, sonra da şehit olmayı her şeyden çok arzulayan bir insan neden korkar ki Allah’tan başka…
Akşam konaklayacağımız otele geldik, oldukça güzel bir işletmeydi. Sahibi Batı Şerialı bir Filistinli imiş. Otele bizden sonra Katar ve Malezya gibi ülkelerden müşteriler gelmeye başlayınca meraklanıp sorduk. İki gün sonra Hamas’ın 25. kurulş yıldönümü için geliyormuş millet...
Gazze’deki ikinci günümüzü seyahatimizden kısa bir zaman önce İsrail saldırılarıyla şehit veren ailelere yaptık. Yıllar içinde neredeyse şehit vermemiş bir aile kalmamış. Herkes tatmış şehadeti, yakından veya uzaktan. Eşini kaybeden kocaya, çocuğunu kaybeden babaya sarılıp ağladık beraber. Her gördüğümüz çocuğa da İHH-AYDER Başkanı Hidayet Yılmaz Bey’in Türkiye’den götürdüğü saatleri, bebekleri verdik. Sevindirmeye çalıştık yetimleri…
Günün akşamı ise bizim için oldukça manidardı. Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmet Yasin’in evine gidecektik. Yatsı namazını Şeyh Ahmed Yasin’in kıldığı camide kılacağız, onun şehadet şerbeti içtiği yeri görüp sonra evine gidecektik. Programımız dediğimiz gibi oldu. Tekerlekli sandalyesinde evden camiye, camiden eve gidip gelen bir adama dayanamadı İsrail. Çünkü Şeyh Yasin’in bedeni değil, kafasıydı, yüksek dehasıydı Hamas’ı kurup büyüten. Yok edilmeliydi…
Oldukça mütevazi bir evde yaşamış Şeyh Yasin. Evinin ona ait odalarını özel bir müze haline getirmiş ailesi. Göz yaşları içinde ikram edilen kahveler yudumlandı. Hidayet Yılmaz Bey eşinin bizzat işlediği oyalı çemberi Şehit Şeyh Yasin’in eşine verdi ve duasını istedi. Şeyh’in oğluna ve torunlarına hem maddi yardımda bulunduk hem de hediyeler verdik Allah kabul etsin…
Şeyh Ahmed Yasin
22 Mart 2004’te 70’li yaşlarda şehit edilen Şeyh Ahmed Yasin, 12 yaşında spor yaparken yaralanarak ayakları felç olur. İlerleyen yaşlarda sadece başını oynatabiliyordu. Kahire'deki El Ezher Üniversitesi'nden mezun olan Şeyh Yasin, Mısır’dayken Müslüman Kardeşler'e katılır ve Gazze'ye dönerek öğretmenlik yapmaya, aynı zamanda camilerde vaazlar vermeye başlar.
Hızla ünlenen Yasin, Gazze İslâm Enstitüsü'nün başına getirildi. Bu dönemde evlendi ve 11 çocuğu oldu. Müslüman Kardeşler'in Filistin koluyla ilişkiye geçti. 1987'de İntifada hareketi sırasında Abdülaziz El Rantisi ile Müslüman Kardeşler'in Filistin Kanadı'nı kurdu ve ruhani lideri oldu. 18 Mayıs 1989'da İsrail Güvenlik Güçleri tarafından tutuklandı. Bu dönemde işkenceye uğradı, 4 gün süreyle tahta bir sandalyeye bağlı olarak oturtuldu ve uyuması engellendi. Daha sonra Ramallah Cezaevine gönderildi. Sekiz yıl hapiste kaldıktan sonra Eylül 1997'de Ürdün'de yakalanan iki Mossad ajanıyla takas edilerek serbest kaldı. Amman'da El Hüseyin Tıp Merkezi'nde Kral Hüseyin tarafından tedavi ettirildikten sonra Gazze'ye döndü.
Gazze'ye uygulanan abluka şehrin su ve kanalizasyon sisteminde ciddi bir kısıtlamaya neden olmuştur. İçilebilir suyu olan altı tane kuyu artık kullanılamamaktadır ve nüfusun % 50'sine düzenli olarak su verilememektedir. Belediye, şehirde yaşayanların su ihtiyaçlarının karşılanmasında bazı kuyuların elektrik olmamasından dolayı yetersiz kalması sonucu tuzlu suyu olan kuyulardan şehre su basmak zorunda kalıyor. Şehirdeki kanalizasyon sistemi düzgün çalışamamakta ve kanalizasyonun yüzde yetmişinden daha fazla kısmında kanalizasyon suları düzenli olarak taşarak Gazzelilerin evlerini basmakta. Elektrik, yakıt ve yedek parça eksikliğine bağlı olarak her gün Akdeniz'e 20 milyon litre işlenmemiş ve 40 milyon litre kısmen işlenmiş kanalizasyon atığı karışmaktadır. Yerel yönetim, kanalizasyon birikintilerin caddelerde, sokaklarda, kuyularda toplanmasının şehirde salgın hastalıklara yol açabileceğini söylemektedir.
Gazze'deki ilk hastanelerden biri 1940'larda İngiliz Manda Yönetimi sırasında yapılmış olan Şifa Hastanesi'dir. Gazze, Mısır tarafından yönetilirken hastane şehrin merkez hastanesi olmuştur. İsrail, 1956 Süveyş Krizi sırasında işgal edip çekildikten sonra, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır hastaneyi büyüttü ve geliştirdi. Bugün, Şifa Hastanesi Gazze'nin en büyük tıp merkezidir.
Reşit Sahil Yolu Gazze'nin sahili boyunca yer alır ve Gazze Şeridi'nin sahilini kuzeyden güneye birbirine bağlar. Gazze Şeridi'nin ana yolu; 4 Nolu Otoyol; diğer adı Selahaddin Caddesi (modern Via Maris) Gazze şehrinin ortasından geçerek güneydeki Deir al-Balah, Han Yunis, ve Refah'ı kuzeydeki Jabalia ve Beyt Hanun'a bağlar.[60] Selahaddin Caddesi'ni kuzeyden çıkışı Erez Kapısı'dır. Güneyde Mısır'a açılan çıkış ise Refah Kapısı'dır. Çıkışlar 2007 yılından beri Mısır ve İsrail tarafından kapatılmıştır. Ömer Muhtar Caddesi Gazze şehrinde Kuzey - Güney doğrultusunda yer alan, Selahaddin Caddesi'ne açılan bir kolu olan Rimal Sahili'ne ve Eski Şehir kısmına uğrayan ve Altın Pazar'da sonlanan ana caddedir.[60]
Gazze Şeridi'ne uygulanan ablukadan önce Batı Şeria'da Ramallah ve El Halil'den Gazze'ye giden dolmuşlar varmış
Refah yakınlarındaki Yaser Arafat Havaalanı 1998'de açılmıştır ve Gazze'ye 40 km uzaklıktadır. İkinci İntifada sırasında pist ve yolcu salon ve kulesi ciddi biçimde yıkıldı. İsrail'deki Ben Gurion Havaalanı ise şehrin yaklaşık 75 km kuzeydoğusundadır.
Gazze dedikleri yer…
Gazze, 1516'de Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Osmanlı topraklarına katıldı. Halk Osmanlıları Ehl-i Sünnet oldukları için genelde benimsedi. Şehir, Şam Eyaletine bağlı Gazze sancağının merkezi yapıldı. Rıdvanlar, Vali Rıdvan Paşa'dan sonra böyle anıldılar, Gazze'yi yöneten ilk aile oldu ve takip eden yüzyıl boyunca şehri yönetmeye devam ettiler. Rıdvan ailesinden Hüseyin Paşa 17. yüzyılda Gazze'nin yönetimini ailenin tekeline aldı. Onun yönetimi Gazze açısından huzur ve refah doluydu ve şehirdeki ahali ve çevrede yerleşmiş bedeviler arasındaki çatışmaları oldukça azaltmış olması açısından itibarı çok yüksekti.
1649 tarihinde Gazze'yi ziyaret eden Evliya Çelebi şehirde; 11 cami, 2 hamam, 600 dükkân ve 1300 ev bulunduğunu Seyahatname ismindeki eserinde belirtmiştir. 1660'ta Gazze, şehrin hızlı kalkınmasını ifade edecek şekilde Filistin'in başkenti olarak düzenlendi. Bir yandan hamamlar ve pazar yerleri büyütülürken, Büyük Camii onarıldı ve altı tane cami yapıldı.[3] Osmanlı merkez yönetimi kendisini görevden almak için Hac kervanını koruyamadığı şikayetlerini bahane olarak kullandı. Hüseyin'in veliahtının ölümünden sonra Osmanlı merkez yönetimi Rıdvan ailesinin dışından birini atadı. Rıdvanların dönemi Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde Gazze'nin son altın çağı olarak kabul edilir ve onlar yönetimden uzaklaştırıldıktan sonra Gazze'nin canlılığı sönmeye başladı.
Gazze 1799'da Napoleon Bonaparte komutasındaki Fransız Ordusu tarafından işgal edildi. Ancak aynı yıl Akka Kuşatması'nda Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusunu yenemeyince şehri boşaltmak zorunda kaldı. 1800'lerin başından itibaren Gazze komşu Mısır tarafından kültürel olarak yönlendirildi. 1832'de Kavalalı Mehmet Ali Paşa Gazze'yi ve Filistin'in çoğunu fethetti. Amerikalı akademisyen Edward Robinson 1838'de ziyaret ettiği Gazze'yi, şehir merkezi bir tepenin üstünde, kenar mahalleleri bu tepenin çevresinde yer almak üzere Kudüs'ten daha büyük ve çok kalablık bir şehir olarak tanımlamaktadır. Takip eden yıllarda Gazze limanı işlevsizleşti ne var ki şehir sabun üretimi ve Bedevilerle keten ticareti ile olduğu kadar Mısır ve Suriye arasında kervan yolu üzerinde olması nedeniyle ticaret ve pazardan yararlandı. 1839'da veba bir kez daha şehri vurdu ve şehir siyasal ve ekonomik düzen açısından tam anlamıyla bir belirsizliğin içine düştü. 1840'ta Mısır ve Osmanlı orduları Gazze'nin hemen dışında Osmanlıların zaferiyle biten ve Mısır'ın Filistin üzerindeki hakimiyetini bitiren bir savaş yaptılar. Şehir tam vebadan dolayı yaralarını saracakken savaşlar şehre daha fazla ölüm ve yıkım getirdi.
20. yüzyıl Gazze'de 1903 ve 1914'teki iki yıkıcı depremle başladı. 400 yıl Osmanlıların idaresinde kalan Gazze, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlılarla İngilizler arasında meydana gelen üç büyük savaşa sahne oldu. Bu savaşlardan ilk ikisini Osmanlılar üçüncüsünü ise İngilizler kazandı. Türkler Çanakkale Savaşında olduğu gibi burada da Anzak askerleriyle savaştı.
1917'de şehir İngiliz mandasının idaresine girdi. 1930 ve 40'larda Gazze'de, kıyıda Güney ve Doğu'daki düzlüklerde ve isyan ve savaşlarda harap olan yerlerde yapılan yeni yerleşmelerle ciddi bir büyüme meydana geldi. Bu gelişmelerin büyük bir çoğunluğu uluslararası kurum ve misyoner gruplarından gelen maddi yardımla gerçekleşiyordu. 1947'deki 181 sayılı Birleşmiş Milletler Paylaşım Planı'na göre Gazze, Arap devletine bırakılmıştı. 1948 Arap-İsrail Savaşı'ından sonra şehrin yönetimi Mısır'a bırakıldı. Gazze'nin artan nüfusu İsrail tarafından ele geçirilen yakın şehir, kasaba ve köylerden kaçıp gelenlenlerin etkisiyle ciddi oranda arttı. Şehrin nüfusu 100.000'in üzerine çıktı. 1957'de Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdülnasır Gazze'de, eğitim seçeneklerinin ve yerel hizmetlerin geliştirilmesini, konut yapımını ve yerel kolluk kuvvetlerinin oluşturulmasını da içeren bir dizi yenileşme/reform politikası açıkladı.
1967'deki Altı Gün Savaşı'nda İsrail Ordusu'nun Mısır Ordusu'nu yenmesinden sonra Gazze Şeridi'yle beraber Gazze şehrinde de, 27 yıl sürecek İsrail dönemi başladı. 1970'lerden itibaren, şehirde Filistinliler ve İsrailli yöneticiler arasında 1987'de İlk İntifada'yla sonuçlanan sık çatışmalar yaşandı. Gazze, bu ayaklanma sırasında direnişin odağı oldu. Bunun sonucu olarak, şehirdeki ekonomik koşullar kötüleşti.
1993 yılında imzalanan Oslo Barış Anlaşması'ndan sonra Mayıs 1994 yılında İsrail askerleri şehirden çekildi ve Gazze'nin idaresi Filistin Ulusal Yönetimi'ne devredildi. Yaser Arafat liderliğindeki FUY bölgenin idari merkezi olarak Gazze'yi seçti. Filistin Ulusal Meclisi ilk oturumunu Mart 1996'da Gazze'de yaptı. 28 Eylül 2000 tarihinde, El Aksa İntifadasının başlamasından sonra Gazze şehri çeşitli tarihlerde İsrail'in hava saldırılarına uğradı. Devamı Yarın...