Tömük'te üç gün

Kimi konularda eski kafalıyım biraz. Özellikle teknik şeylere kolay alışamam. Bilgisayar da öyleydi benim için...

Zeki Oğuz

Kimi konularda eski kafalıyım biraz. Özellikle teknik şeylere kolay alışamam. Bilgisayar da öyleydi benim için. Nerdeyse dokunamıyordum bile. Kızım Şafak dalga geçiyordu bu yüzden. “Korkma baba yemez” diye. Gerçekten yemiyormuş. Bana bilgisayarı öğretmesini istiyordum. Otur başına kendin öğren, deyip çıktı. Sanırım doğrusu da buymuş. Şimdi yazılarımı yazıp gazeteye ya da başka e-posta adreslerine gönderebiliyorum. Fotoğraflarımla uğraşabiliyorum. Dahası internet sayesinde yüzlerce arkadaşım oldu. Elbette aralarında daha önceden tanıdıklarım vardı ama çoğu sanal denilen türden dostluklar oldu. Sonra bu dostluklar gerçeğe dönüştü. Çok güzel insanlarla tanıştım.

Sultan Akça da bu güzel insanlardan biri. Büyük oğlu Ömer Bolvadin’de yüksek okulu kazanmıştı. Onun kaydını yaptırdıktan sonra Erdemli’ye geçerlerken uğramışlardı Konya’ya. Eşi Rafet ve küçük oğlu Ahmet ile birlikte. Yüz yüze tanışmış, öğretmen evinde bir çay içimi süresince sohbet etmiştik.

Erdemli’nin Tömük beldesinde yaşıyorlardı. Bazı yöreler vardır, geçip gideriz, sadece yol boyu gördüklerimiz kalır belleğimizde. Nasıl bir yerdir, hangi zenginlikleri barındırır aklımıza bile gelmez. Silifke ve Erdemli’de böylesi yerlerdendi benim için. Bense bir yeri gördüm diyebilmek için dağını taşını gezmek, ara sokaklarına dalmak, insanlarıyla sohbet etmek isterim.
Silifke ve Erdemli’de her zaman bir geçiş güzergâhı olmuştu benim için. Bu kere Sultan sayesinde bu iki büyük ilçemizin dağlarını gezme, sahillerinde yürüme imkânı buldum. Önceki yıllar Aydıncık Silifke arasını gezmiş, sahilde kışlayan Yörük obalarının konuğu olmuştum. Bu kere Kız Kalesini, Cennet- Cehennemi ve Ayaş ören yerini gezdim.

Silifke- Erdemli arası 52 km. uzaklıkta. Yol boyu iki şey dikkatini çekiyor insanın. Yolun sol tarafı Erdemli’ye kadar ören yerleriyle dolu. Sahil boyu ise çarpık bir yapılaşmaya uğramış. Beton yığını sitelerle doldurmuşlar sahili. Doğa ile deniz arasında gerilmiş birer set gibi dikiliyor siteler. Sanırım güzelliklerimizi katletmekte bizim elimize kimse su dökemez. Denizi görmekten umudu kesince bende sol yandaki ören yerlerini izleyerek ulaştım Erdemli’ye.

Erdemli’de otobüs yazıhanesinin önünde buluştuk Sultan ile. 58 bin nüfuslu büyük bir ilçe Erdemli ama bir otogara ihtiyaç duymamışlar sanırım. Yol üzerinde yazıhanelerin önünde bekleşiyor yolcular. Kısa bir çay molasından sonra yine sanal dostlarımdan Emine Yıldız Gücer’in işyerine uğradık. Emine’de ziraatçı olunca sohbetimiz hep tarım üzerine oldu. Erdemli’nin temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Limon üretiminde ülkemizin önde gelen yerlerinden biri. Her taraf limon bahçesi.

Belediye Alata deresinin iki tarafını park yapmış. Yayalar için güzel bir yürüyüş alanı olmuş. Erdemli belediyesi bir süre önce Türk Dünyasından heykeltıraşları buluşturmuş, on heykeltıraş geldikleri ülkeyi simgeleyen mermer heykeller yapmışlar. Denizin kenarına yapılacak olan parka yerleştirilecekmiş heykeller. TÜRKSOY ile belediyenin ortak çalışması güzel anıtların ortaya çıkmasını sağlamış. Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Kazakistan’dan gelen heykeltıraşlar ile birlikte Türk heykeltıraşlar yaptıkları bu eserleri Erdemli’ye bağışlamışlar.

Sultan Tömük’te oturuyor. Tömük Erdemli’ye 13 km.uzaklıkta şirin bir belde. Bir yanı deniz, bir yanı Toros dağları. Yaklaşık on bin nüfusu var ama yaz aylarında otuz bini buluyormuş. Tamamiyle bir Yörük yerleşimi. Zaten Yörükler burayı kışlak olarak kullanıyorlarmış. Halkının büyük kısmı göçerliği hala unutmamışlar. Yaz aylarında Karahıdırlı, Hacıalanı, Avgadı gibi yaylalara çıkıyorlar.

Sultan çayı sevdiğimi bildiği için kocaman bir çinko çaydanlığa çay demliyor. Balkona oturup içiyoruz çaylarımızı. Balkonun önünde küçük şirin bir bahçe var. Limondan nara bir sürü ağaç var bahçenin içinde. Eşi Rafet belediyede çalışıyor. Eli iş tutar bir insan olunca belediyenin bütün ağır işleri onun sırtında nerdeyse. Ahmet sekizinci sınıfa gidiyor. Hedefini şimdiden belirlemiş. Endüstri meslek lisesinin makine bölümüne girmek istiyor.
Umarım gerçekleştirir hayalini.

Akşam Rabia geliyor eşi ile birlikte. Küçük cadıları Ezgi ilkin yüz vermiyor sonra birkaç kare fotoğrafını çekince aramızdaki buzlar çözülüyor. Babası güzel bir mızıka almış onu çalıyor çevremizde hoplayıp zıplarken.
Çevrede hep Rafet ile Sultan’ın akrabaları oturuyor. Yemekten sonra gençler geliyor yanımıza. Limonun hasat mevsimi olunca sohbet hep limon üzerine oluyor. Toplanan limonları Kapadokya bölgesinde depolara gönderiyorlarmış. Hasat mevsimi ama pek mutlu değil Tömük’lüler. Limonun para etmediğinden yakınıyorlar.

Ülkemizdeki limon üretiminin yüzde 65 i bu güzel ilçemizde üretiliyormuş. Yıllık üretim 400 tona yaklaşıyormuş. Turfanda sebzecilik de gelişmiş ilçede. Kocahasanlı, Tıttar, Lemas, Kargıpınarı ve Çeşmeli’de seralarda üretim yapılıyormuş. Anamur’dan sonra en çok muz yetiştirilen bölgeymiş Erdemli.
Onlar limon depolama işini anlatırlarken yaşadığım bir olay geliyor aklıma.
Yıllar öncesi Karaman Taşkale’de İncesu mağarasına girmiştim. Zamanın belediye başkanı mağarayı Mersinli bir limon tüccarına depo olarak kiralamış, tüccarda milyonlarca yılda oluşan dikitleri dümdüz etmişti. Aynı (…) zekâlı başkan mağaranın tavanına da bir delik açmıştı mağaraya hava girsin, diye.

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?