İnsan haklarının günümüzde hala ihlal edildiğine dikkat çeken Akmeşe, hak ihlallerinin önüne geçilmesi noktasında daha fazla şeyin yapılmasının ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu anlamda eğitim alanında Türkiye’de yıllardır süren bazı hak ihlallerinin yasal dayanağını oluşturan “Tevhid-i Tedrisat Kanununun” kaldırılmasının zorunlu olduğunu söyleyen Akmeşe, Mazlumder’in bu konuda bir kampanya başlatmış olduğunu dile getirdi. Akmeşe, “1922 yılında ‘Halk Fırkası’ namıyla kurulan siyasi parti takip edeceği programda, “düşünce ve duygu birliği” sağlanması adına eğitim-öğretim hizmetlerinde merkeziyetçi bir yapılanmaya gidileceğini ilan edilmiştir. Bu merkeziyetçi yapılanmayı sağlamak için 3 Mart 1924 tarihinde Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır. Kanun, yeni bir egemenliğin ve toplumsallığın inşasında, tüm okulların devletin siyasal amaçlarına, resmi ideolojisine hizmet edecek şekilde tek merkezden kontrolünü amaçlamaktadır. Kanunun çıkması ile birlikte; Okullar devletin ideolojik aygıtlarına dönüşmüş; eğitim sistemi tektipçi, ırkçı, militarist ve dayatmacı bir karaktere bürünmüştür. O tarihten itibaren geçen zaman süresince eğitimde kısmi değişiklikler yapılmış ancak “tevhid-i tedrisat kanununun” belirleyiciliği hep devam etmiştir. Eğitimin zorunlu tutulması, zorunlu eğitimde uygulanan müfredatın ailelerin talep ve tercihlerini hiç dikkate almaması hak ihlalidir” dedi.
EĞİTİMDE DEVLET TEKELİ KALKSIN
Eğitimin zorunlu tutulması, zorunlu eğitimde uygulanan müfredatın ailelerin talep ve tercihlerini hiç dikkate almaması hak ihlalidir diyen Akmeşe, “Mazlumder, zorunlu eğitimin süresi, okula başlangıç yaşı, ilkokul tercihi, ders seçimi, haftalık ders saati, öğretim programları, ders kitapları, sosyal ve kültürel etkinlikler, resmi törenler ve ritüeller gibi çocukların gelişim aşamasında kimliğine, düşüncesine, inancına ve ahlakına doğrudan etkisi bulunan konularda, öğrencilere ve velilere herhangi bir tercih hakkı sunulmamasını hak ihlali olarak görmekte ve doğru bulmamaktadır. İnsanların, velisi oldukları çocuklarını, kendi dini ve felsefi inançlarına diline ve kültürüne göre yetiştirme hakkına sahip olduğunu savunmaktadır. Dolayısıyla, 3 Mart 1924 tarihli ve 430 Numaralı Tevhid-i Tedrisat Kanunu kaldırılmalıdır. “Tevhidi Tedrisat Kanunu”nun kaldırılmasına ilişkin bu kampanyaların eğitim sisteminin temel sorunlarına ilişkin önemli ve gerekli tartışmalara zemin hazırlayacağına olan inançla; Mazlumder, adil ve özgür bir gelecek için eğitim sisteminin özgürleştirilmesi gerektiğini savunmakta, eğitimde devlet tekelinin kalkması beklentisini paylaşan herkesi kampanyasına güç katmaya, destek vermeye çağırmaktadır!” diye konuştu.