Tatköy ve Sille'de Bağbozumu

Sille ve Tatköy bağlarındaki üzümler genellikle yemeklik ve pekmez yapımı için üretilirdi.

Zeki Oğuz 

 

Tarihçilerin belirttiklerine göre bağcılık kültürü Anadolu’da Friklerden buyana var. Ören yerlerinde bulunan anıtlarda, mezar stellerinde bunun izlerini görmek mümkün. Stellerin çoğunda asma dalları ve üzüm salkımları motif olarak işlenmiştir. M.Ö 800 yılında tanrısına bir anıt armağan eden Tuvana Kralının tanrısına sunduğu iki ürün buğday ve üzümdür.

Sille Konya’nın 8 km. kuzey batısında, geçmişi Friklere kadar uzanan bir beldedir. Batısındaki Gevele Dağının zirvesinde bir Frik mabedi var. İlk kiliselerden biri de Sille’de inşa edilmiştir. Mübadele yıllarına kadar Rumlar ve Türkler burada iç içe yaşamıştır. Tatköyü, Konya’nın 16 km. kuzeybatısında, geçmişi Selçukluların ilk yıllarına uzanan, dağlık bir beldedir. Temel üretimleri tarım ve hayvancılıktır. .

 

1970’li yıllara kadar Sille ve Tatköy’ünde de bağcılık önemli bir geçim kaynağıydı. Bu yıllarda ortaya çıkan bir hastalık bağlarda büyük bir tahribata yol açtı.

Değerli hocalarımızdan Dr. Hasan Özönder, Sille’de bağcılığın Friklere kadar uzandığını belirtir.1998 yılında yayınlanan ve çok değerli bir araştırma ürünü olan Sille kitabında Frikler’e ait birçok bağcılık geleneğinin yakın yıllara kadar geldiğini söyler.

 

Sille’nin bağlarının bir kısmı doğuya, Konya ovasına uzanan vadideydi. Buraya Aşağı Bağlar, diyorlardı. Yukarı Bağlar ise Sille Barajının batısında Tatköy’üne kadar uzanan vadilerde ve Gevele Dağının eteklerindeydi. Gevele Dağının eteklerinde ise halı iplerinin boyanmasında kullanılan cehri bitkisi yetiştirilirdi. Mübadeleden önce Sille’de yoğun bir nüfus varmış ve halı işinden gülyağcılığına kadar para getiren önemli işleri onlar yaparmış. Sille bağlarının bitiminden Tatköyü bağlarının içlerine kadar geniş bir bölgenin adı hala Güllük olarak anılır. Bazı yaşlılar cehrinin önemini vurgulamak için Gevelede bir cehri tarlası olmayana kız vermezlerdi, derlerdi. Karapınar’ın Yeşilyurt beldesinde tanıştığım bir yaşlı da Sille’li rum tüccarların o köyleri dolaşarak cehri satın aldıklarını söylemişti.

 

Sille’deki Rumların da etkisiyle bazı Diyonizos Şenliği gelenekleri yakın zamana kadar sürdürülüyordu. Yukarı Bağlarda üç hafta, Perşembe günleri şenlik yapılırdı. Konya dışından bile gelenlerin olduğu bu şenliklere binlerce kişi katılırdı. Son şenlikten sonra bağlar bozulurdu.

Bazı baranalar Çarşamba akşamından bu vadiye gelerek düzenlerini kurarlar ve ertesi günü akşamına kadar muhabbet ederlerdi. Şiirde olduğu gibi müzikte de hayli ileriydi Sille. Mükemmel saz ekipleri vardı. Aşağı ve Yukarı Bağlarda yapılan bu şenliklere gereği derlerdi. Birçok arkadaşım bu şenliklerde tanışıp evlenmişlerdi.

 

Sille ve Tatköyü bağlarında üretilen üzümler genellikle yemeklik ve pekmez yapımı için üretilirdi. Küpler dolusu pekmez yapılırdı. Üzümlerin bir kısmı ise örgü-hevenk yapılarak tavanlara asılır ve kış boyunca yenirdi.

Tatköyünde, üzümlere alaca düşmeye başlayınca muhtarlık tarafından bir bağ bekçisi tutulurdu. Bekçi bağbozumuna kadar kimseyi bağlara sokmazdı. Özellikle çocuklara karşı çok müsamahasız olurlardı. Harman zamanı kısmen eren üzümlerden ancak küçük bir sepete ekmek katığı olması için yolmaya izin verilirdi.

 

Bağbozumuna, üzümler iyice olgunlaşınca ihtiyar heyeti toplanır ve gün kararlaştırılır, herkes o gün bağ bozmaya giderdi. Bir bayram havasında, şenlik havasında geçerdi o günler. Köfünler dolusu üzüm çaraşlara doldurulur, çiğnenir, çıkan şıra büyük pekmez kazanlarına, leğenlere konurdu. Akşam yemeğinden sonra bu leğen ve kazanlar ocağa yerleştirilir ve ocak yakılırdı Şıra kaynamaya başlayınca içine ak toprak ilave edilirdi. Hayli yorucu bir işti pekmez kaynatmak. Büyükler ocağın çevresinde ter dökerken çocuklar bir yığın oyun bulurlardı kendilerine. Kimi ocağın önündeki küllerin içine patates gömer kimi taze şıra ile kavıt karardı. Bu kavıt da yeni üretilen bulgurun taze düğüsüyle yapıldığı için çok lezzetli olurdu. Pekmez oluşunca kazanlardan alınarak sırlı küplere konurdu. Bu sırlı küplerde saklanan peklez yaz aylarına kadar köylünün en büyük katığı olurdu.

 

Bazı dayanıklı üzümler örgü yapılarak tavana asılır, kış boyu yenirdi. Örgüde ısırgan otunun lifleri kullanılırdı. Kimi yörelerde buna hevenk de derlerdi.

Sille ve Tatköyü bağlarında büzgülü, gut, dimnit, germi, deve gözü, kızıl gibi çok çeşitli ve lezzetli üzümler yetişirdi.

Asma kültürü Sille ve Tatköyünde hala varlığını koruyor. Nerdeyse her evin önünde ya da damında bir asma var.

Son yıllarda belde ve köylere tersine bir göç var. İmkânı olan beldesine ya da köyüne bir ev yaptırıyor, ata dededen kalan bağını bahçesini işlemeye başlıyor. Elbette bu değişimden bağcılık da nasibini alıyor. Bu gelişme bu beldelerimizdeki bağcılığın tekrar görkemli günlerine dönmesini sağlayabilir gibime geliyor.

           

NOT: Pekmez, Tatköylülerin temel gıdalarından biri. Normal şekilde tüketildiği gibi ondan değişik yemekler de yapılırdı. İşte onlardan birkaçı:

Leğendibi: Pekmez kaynatıldıktan sonra bir kısmı kazanda bırakılır, koyulaşıncaya kadar karıştırılarak kaynatılır. Yeterli koyulaşma sağlanınca sırlı bir çömleğe doldurulur. Hafif sarı bir renk alan leğendibi köylülerin konuklarına en güzel ikramıdır.

Kavıt: Pekmez kaynatılırken üzerinden alınan şıra çorbalık düğü ile karıştırılarak yenir. Özellikle çocukların çok sevdiği bir yiyecektir.

Köftü: Un ve pekmez bir tavaya konularak peltemsi bir hal alıncaya kadar karıştırılarak pişirilir. Piştikten sonra tabağa alınarak üzerine kavrulmuş tereyağı dökülür.Kış günleri ve konuk geldiğinde en çok pişirilen tatlıdır köftü.

Pekmez helvası: Un ve yağ bir tavada kavrulur. Üzerine pekmez ilave edilir ve karıştırılarak pişirilir. Yeterli koyuluğa gelince tabağa alınır.

Pekmez tiridi: Yağ tavada eritilir, üzerine pekmez ilave edilir, biraz piştikten sonra üzerine tandır ekmeği doğranır.

www.konyacali.tr.gg 

         

Yerel Haberleri

Baba-Çocuk İkilisi M1 Konya’da Bir Araya Geliyor
SEZON ÖNCESİ KRİTİK İNCELEME
TARİHİ CAMİLERDE SAF TUTTULAR
MİLYONLUK VURGUN ENGELLENDİ
Lazerle Göz Çizdirme Dönemi: Hangi Yöntem Size Uygun?