Tasavvuf, edebiyat ve sanatı besledi

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi'nin Cumartesi günleri düzenlediği mutad Havuzbaşı Sohbetleri'nin bu haftaki konuğu Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç'tı.

Murat GÜZEL

Kılıç, "Bir edebiyat damarı olarak Tasavvuf" konusunu programı takip eden çok sayıda yazar, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisine aktardı.

Prof. Dr. Mahmut Erol Kılıç, sufi bir dünya görüşü içinden sunduğu programda sufilik ile şiir ilişkisini anlattı. Sufi görüşe göre varlığın mertebeli, dolayısıyla dinin de mertebeli olduğunu söyleyen Kılıç, hakikat aleminin mutlaklık alemi, şehadet aleminin ise mukayyetlik alemi olduğuna dikkat çekti. Sufi anlayışa göre dinin "şeriat, tarikat, marifet ve hakikat" şeklinde bir çok kata sahip olduğunu iddia eden Kılıç, bilgi açısından da marifetullahın diğer bütün bilgi biçimlerine baskın olduğunu vurguladı.

Mutlak gerçeklerin mukayyet bir dil ile anlatılmasının zorluğuna değinen Kılıç, "Günümüzde eğitimli bir Türk bin- bin beş yüz kelimeyle, ortalama bir Türk de iki yüz üç yüz kelimeyle konuşuyor. Bu bile kişilerin meramını anlatmalarında bir çok zorluğa yol açar. Mutlak gerçekler, mukayyet fiziki alemde mecaz, remz, işaret diliyle ancak aktarılabilir. Bu yüzden sufiler remze, işarete, mecaza elverişli şiir diline baş vurmuşlardır. Ancak kendilerini asla bir şair olarak tanımlamamışlardır. Çünkü şairlik, düzenlilik, kafiyeye ve vezne dikkat işidir. Sufiler ise ilham yoluyla şiir söylerler. Tarikat adabı içinde kendilerini şair olarak tanımlamazlar" dedi.

Büyük sufi şair Niyazi-i Mısri'nin, seyr-i sülukunu tamamladıktan sonra şiir söylemeye başladığını belirten Kılıç, Yunus Emre'nin ise "şair-i maderzad" olduğunu söyleyerek "Bu yüzden tekkelerde Niyazi-i Mısri'nin şiirleri sık sık terennüm edilirken, Yunus Emre'nin şiirleri bu kadar sıklıkla okunmamıştır" diye konuştu. Tasavvufun insanların kesafetini giderip onlara letafet kazandırdığını ileri süren Kılıç, "Bu yüzden geleneğimizde Tasavvuf Musiki Cemiyeti vardır da Fıkıh Musiki Cemiyeti yoktur" dedi.

Gelenekte sufi şairlerin fukaha şairlerden daha fazla olduğunun altını çizen Kılıç, kendisinin sufilik içinden konuştuğunu, sufiliğin mümkün İslam yorumlarından biri olduğunu vurgulayarak İslam medeniyetinin eski gücüne ulaşmasının bütün İslam meşrep ve mekteplerinin toparlanmasıyla mümkün olacağını söyledi.

TYB Konya Kültürevi'nin bahçesinde gerçekleştirilen program, şiddetli yağmur yağışına rağmen katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Programın öncesinde katılımcılara sac böreği ve ayran, program ortasında da hurma ve incir ikram edildi. Program Ahmet Çalışır'ın "Aşr-ı Şerif" okumasıyla tamamlandı.

Programa akademisyenler, yazarlar, şairler ve kültür adamlarının yanı sıra, AK Parti Konya Milletvekili Sami Güçlü, Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Ercan Uslu, Konya Tabibler Odası Başkanı Prof. Dr. Ömer Karahan, İstanbul'dan gelen şair Ebubekir Eroğlu da katıldı.

Kültür Sanat Haberleri

Hierapolis’te Yeni Dönem: Antik Kentin Ruhuna Dokunan Modern Dokunuş
Atıklardan yaptıkları müzik aletleri ile konser verdiler
Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen