Konya Aydınlar Ocağı’nın Sille Salı Sohbeti’nde konuşan Araştırmacı-Yazar Sait Mermer, “Tarih 63 yıldan ibarettir. Ve tarih, Adem Aleyhisselâm’dan Hz. Muhammed Aleyhisselat-ı Vesselâm’a doğru gidiyor” dedi.
Sille Kültür Evi’nde, Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle “Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ile Mezhep İmamları” konusunu ele alan Yazar Sait Mermer, tarihe ve Peygamber Efendimiz’e batılı müsteşriklerin bakış açısıyla bakılamayacağına işaret ederek “Tarih, Peygamber Efendimiz’in yaşadığı 63 yıldan ibarettir. Tarihi yazan, belirleyen Hâtem-ül Enbiyâ’dır. Yani tarihin sıfır noktası Peygamberimiz’dir. Tarihte ne yaşandıysa, ne yaşanacaksa Hz. Muhammed’in hayatta iken yaptıklarından ibarettir. Hz. Peygamber ne yapmışsa; hepsi doğru ve haktır. Hz. Peygamber, tarihin bir malzemesi yapılamaz. Çünkü bütün insanlığa ve âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Kâinatın Efendisi olduğuna göre; tarihin her yerinde Hz. Muhammed vardır” diye konuştu.
Selef olan Allah’ın, yeryüzünde “halefi” olma görevini ilk insan olan Hz. Âdem’in üstlendiği ve nesil ile hayatın, Âdem’in yeryüzüne indirilmesiyle birlikte açıldığını ifade eden yazar Sait Mermer, konuşmasına şöyle devam etti: “Peygamber Efendimiz, bildiğiniz gibi Hâtem-ül Enbiyâ’dır. Yani Hz. Âdem ile kendi arasında ne kadar enbiya ve resul gelmişse hepsinin toplamıdır. Nebiler toplanıyorlar, dürülüyorlar ve Hz. Muhammed’de tek bir ses halinde birleşiyorlar. Hz. Muhammed Aleyhisselâm’da bütün kendinden önce gelmiş nebiler mevcuttur. Nebilerin mühürleyenidir. Hz. Peygamber dünyayı şereflendirince, nübüvvet bitiyor. O’ndan sonra varislik başlıyor. Yani bir diğer mânâda ümmet mirascılığı başlıyor. Kur’ân-ı Kerîm de diğer peygamberlere gönderilen bütün kitap ve varakları mühürleyendir. Tarih sahnesinde Kur’ân’ın cüzleri şeklinde boy göstermişlerdir. İnmeleriyle birlikte Kur’ân’a doğru bir kemâl başlamıştır. İncil, Tevrat ve Zebur; Kur’ân-ı Kerîm’in bir sureti ve cüz’idir. Peygamber Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm, İncil’de “Ahmed” olarak müjdeleniyor. Yani İsa, Hz. Muhammed’e gelince “Ahmed” olacak. Kur’ân-ı Kerîm’i okuduğunuz zaman hem İncil’i hem de Tevrat’ı okumuş oluyorsunuz.”
İTİKATTA AYRILIK YOK
Peygamber Efendimiz Muhammed Aleyhisselâm’dan önceki peygamberlere gönderilen kitaplar ile birlikte şeriatların da farklı olduklarına dikkat çeken Mermer, şeriatı da “Allah’a kulluk etme sistemidir” diye tarif ettikten sonra İsa Aleyhisselâm ile Musa Aleyhisselâm’ın farklı şeriat ve kulluk sistemleri getirdiklerini belirtti. Değişmeyen tek şeyin iman olduğuna dikkati çeken Mermer, mezhep imamları arasındaki farklılıkların da normal olduğuna işaret etti. Ebu Hanife’nin helâl dediğine İmam-ı Şâfî’nin haram dediğini hatırlatan yazar Sait Mermer, konuya şu şekilde açıklık getirdi:
“Hz. İsa’nın İncil’inde helal kılınan bir şey, Hz. Musa’nın Tevrat’ına göre haram oluyor. İsa’nın şeriatına göre; birisi bir tokat atsa öbür yanağını uzatacaksın deniliyor. Musa’nın şeriatına göre ise kısas emrediliyor. Peygamberimiz ne buyuruyor: Âlimler benî İsrâil gibidirler. Yani Hz. Peygamber’den sonra gelen müçtehidler de ayrı şeriatlar vâzedebilirler. Mezhep ayrılığının bir hikmeti vardır. Türkler İmam Ebu Hanefe’nin içtihadıyla bir yere gelmişlerdir. Arapların büyük bir kısmı da Ebu Hambeli’ye tabî olmuşlar. Yani tek iman, farklı şeriatlar olabilir. İtikâdî anlamda bir ayrılık yok. Amelî mânada farklılıklar bulunabilir. Bundan dolayı “Ümmetimin ihtilafı rahmettir” buyurulmuştur. İman tekdir. Lâ İlâhe İllâllah. Bu değişmez. Şeriatlar farklı olabilir.”