Bu e-mail "laikçi-ulusalcı"ların iç sesi gibi.. Neye nasıl bakıyorlar... Taraf yazarı Alper Görmüş bugün kendisine gelen bu e-maili yayınladı.
"LÜTFEN OKUYUN (laik kesimden bir mektup)"
21 ağustosta, "konu" kısmında yukarıda gördüğünüz uyarının yer aldığı çok ilginç ve çok samimi bir mektup aldım. Hatta mektup o kadar samimiydi ki, biran kendini böyle tanımlayan fakat aslında böyle olmayan biri tarafından gönderilmiş olabileceğini bile düşündüm. Fakat hayır, internette bu okurumun başka yazılarına da ulaştım (hatta fotoğrafına bile!), yazılar, onun gerçekten de "laik kesimden" olduğunu gösteriyordu.
İSİMSİZ YAYIMLIYORUM
Kendisine cevap yazdım, ilaveten de mektubunu "isimli ya da isimsiz" yayımlamak üzere izin istedim. Cevap gelmedi. Bu arada ben de, "laik kitleler" hakkında yazageldiğim her şeyi doğrulayan bu kıymetli mektubu isimsiz olarak yayımlama hakkım olduğu hususunda kendimi ikna ettim. (Çünkü mektupta "yayımlamayın" gibi bir rezerv yoktu. Ondan onay almadan ismini veremem, vermiyorum da, ama dediğim gibi isimsiz olarak yayımlamakta bir sakınca görmüyorum.) Bazı tekrarları çıkartarak, mektubu sizin de dikkatinize sunuyorum:
TARAF'TAN NEFRET EDİYORUZ
"Merhaba Alper bey, eminim birçok mail alıyorsunuzdur ve yine eminim hepsini okumuyorsunuzdur, umarım mailimi okursunuz. Ben işimi söylemek istemiyorum ama okumuş, kendini geliştirmiş bir beyaz yakalı kentli laik sınıfa ait bir insanım diyelim. Son yıllardaki değişim, doğrudur, bizim sınıfı inanılmaz rahatsız etti, ediyor. Son yazınızı okuyunca ("önce delirttiler, şimdi de deli deli olmayın diyorlar") birkaç şey yazmak istedim. Evet, Taraf gazetesinden nefret ediyoruz (bilerek çoğul kullanıyorum, çünkü sınıfımı, ait olduğum kesimi ve duygularını çok iyi biliyor ve gözlemliyorum, o yüzden tekil şahıs kullanmayacağım). Sizin bu ülkenin demokratikleşmesi amacıyla değil, başka planlar için bu gazeteyi çıkardığınıza inanıyoruz, arkanızda işte o meşhur Soros ve bilumum vakıfların olduğuna ve bunların da bu ülke hayrına bir şey yapmayacaklarına inanıyoruz.
KÜRTLERİ SEVMİYORUZ
Ulusalcıyız, sosyal demokratız diyoruz ama bazen şaşırtıcı derecede faşistliğe kaçabilmeye müsaidiz, örneğin Kürtleri sevmiyoruz, hatta nefret ediyoruz, ve onların kendi bölgelerine dönmelerini istiyoruz. Bu ülkenin hayrına bir şey yapmadıklarına inanıyoruz ve her türlü pisliğin Kürtlerde olduğunu düşünüyoruz (uyuşturucu, hırsızlık, kapkaç, töre cinayetleri, terör, kan davası, vb.).
AKP'YE GÜVEN HİÇ YOK
(...) Laiklik konusundaki izlenimlerinizin çoğu doğru, evet bu halkı psikolojik olarak bozdular, AKP'ye güven hiç yok, ve cidden düşman olarak görülüyor, ama asıl korku işte İran olacağız, Pakistan olacağız değil, o noktaya gelmeyeceğini biliyor halk ama ölümü gösterip sıtmaya razı olmak istemiyor. Ve asıl sorun AKP üst yöneticileri değil, alt kadroları (il, ilçe başkanları, belediye başkanları). Siz sahil kesiminin tamamının neden AKP'den kaçtığını düşünüyorsunuz, çünkü öyle saçma icraatlarda bulunuyorlar ki en tarafsız adama bile, 'Ulan bunların niyeti ne' dedirtiyor.
AKP GİDERSE...
(...) Mahalle baskısı yalan değil, inanın var ve bu bizim kesimi inanılmaz rahatsız ediyor, AKP'ye düşmanlık bundan. İnanılıyor ki, AKP giderse mahalle baskısının dozajı biraz azalır, desteği kalmaz, ama şu an cidden bu bir gerçek ve hissedilmekte...
TAYYİP ERDOĞAN ÖZÜNDE DİKTATÖR
"Ergenekon da aynı şekilde, evet yasadışı olaylar olmuş, belli, ama Veli Küçük'lerle diğer paşaları ve rektörleri aynı kefeye koymuyor bu kesim. 'Bir komutan Kürtleri öldürmüş doğuda' haberi rahatsız etmiyor üstteki nedenlerden dolayı ve AKP'ye muhalif olduktan sonra hukuk dışına çıkmalara bazı durumlarda yanlış gözüyle bakılmıyor. Tayyip Erdoğan'ın özünde diktatör eğilimli, demokrasiyle alakası olmayan, tek adam zihniyetti bir lider olduğu görüşü hâkim. Ve tabii ki ABD'nin bir dediğini iki etmeyen birisi olarak görülüyor.
TÜRBAN DA ARTIK DÜŞMAN SİMGE
ABD'den de nefret ediliyor ve hep kötülük yapar imajı var ABD'nin... Bazen düşük cümleler olduğunun farkındayım ve uzun bir yazı oldu belki ama büyük bir kesim adına bir içini dökme olarak algılayın. (...) Söylemeyi unuttum, bu kesim için türban da artık düşman bir simge durumuna gelmiştir... Ve bunu çözerse ancak laik bir parti çözebilir. Böyle bir parti baştayken çözülürse ses çıkmaz, yoksa alttan altta doluyor bu kesim ve bir gün patlayacak; korkum odur... iyi çalışmalar dilerim..."
BUNU HÜRRİYET'İN SİTESİNE DE GÖNDERMEK GEREK
Bu mektuba, dört erin ölümüne yol açan teğmenle ilgili haberi Taraf'a referansla veren Hürriyet'in internet sitesine gönderilen okur yorumlarını da ilave etmek gerekir: 326 yorumdan hatırı sayılır bir bölümü, ölen erlerin acısından nasipsiz bir havada, "Taraf'a bu kozu nasıl verirsiniz"in derdindeydi...
İşte böyle bir ruh halinden söz ediyorum... Ama çok fazla şaşırtıcı değil: Korkunun aklı devreden çıkardığı durumlarda benzerlerine daha önce de rastladığımız bir "kitle ruhu..."