Bazı yolculuklar vardır; bavulunuza sadece kıyafetlerinizi değil, gördüklerinizi, yaşadıklarınızı ve içinize işleyen hatıraları da koyup dönersiniz.
2026 yılı kurban organizasyonumuz kapsamında Tanzanya’ya yaptığımız yolculuk da işte böyle bir yolculuktu.
Yıllardır Afrika'nın farklı bölgelerinde yardım organizasyonları gerçekleştiriyoruz. Uzun yıllar boyunca Kenya’daki Dadaab Mülteci Kampı’nda bulunduk. Açlığın, susuzluğun ve çaresizliğin insan yüzünde bıraktığı izlere defalarca şahit olduk. Bu yıl ise yolumuz Tanzanya’ya düştü.
Her Afrika ülkesi aynı değil..
Haritalarda aynı kıtanın içinde görünseler de her ülkenin insanı, kültürü, yaşam tarzı ve mücadele şekli birbirinden farklı.
Fakat değişmeyen tek bir gerçek var:
Yoksulluk...
Biz Türkiye’de ihtiyaç sahibi dediğimiz zaman çoğu zaman mutfağında yiyeceği azalan, faturalarını ödemekte zorlanan aileleri düşünüyoruz. Oysa Afrika’nın bazı bölgelerinde insanlar bir sonraki öğünde ne yiyeceğini bile bilmiyor. Çocuklar sabah aç uyanıyor, akşam aç yatıyor. Temiz suya ulaşmak için kilometrelerce yürüyen insanlar var. Bizim sıradan gördüğümüz birçok şey onlar için hayal.
Tanzanya’da kurban etlerinin dağıtıldığı alanlarda insanların yaşadığı heyecanı görünce bunu bir kez daha hissettim.
Bir parça et alabilmek için saatlerce bekleyen insanlar...
Küçücük çocukların gözlerindeki umut...
Eline geçen birkaç kilogram etle bayram sevincini yaşayacak aileler...
İnsan bazen gördükleri karşısında konuşamıyor.
Bizler kurban organizasyonunun teknik kısmıyla uğraşıyorduk. Listeler hazırlanıyor, hayvanlar seçiliyor, kesimler organize ediliyor, videolar çekiliyor, dağıtımlar yapılıyordu. Fakat tüm bu yoğunluğun arasında bir çocuğun tebessümü gelip bütün yorgunluğunuzu siliyor.
Afrika’da bana en çok dokunan şeylerden biri de insanların sahip oldukları az şeyle mutlu olabilmeleri.
Bir oyuncakla sevinen çocuklar...
Bir öğün yemekle mutlu olan aileler...
Bir ziyaretle değerli hissettiğini söyleyen yaşlılar...
Bazen düşünüyorum da, bizler hayatın içinde ne kadar çok şeye sahip olduğumuz halde ne kadar az şükrediyoruz.
Tanzanya’da geçirdiğimiz günler boyunca internet problemleri yaşadık, iletişim sıkıntıları oldu, sıcak hava zaman zaman işleri zorlaştırdı. Elbette kusursuz bir organizasyon değildi. Küçük aksaklıklar yaşandı. Ancak bütün kurbanlarımız kesildi, emanetler sahiplerine ulaştı ve bir bayram daha binlerce kilometre ötede kardeşlerimizin sofralarına misafir oldu.
Şimdi ülkemize dönmüş olsak da aklımızın bir köşesinde yine o çocuklar var.
Belki bugün Tanzanya’da bir evde pişen kurban etiyle ailesi birlikte sofraya oturuyor.
Belki bir anne çocuklarını doyurmanın huzurunu yaşıyor.
Belki bir yetim çocuk, bu bayram kendisini hatırlayan insanlar olduğunu hissediyor.
İşte bütün yorgunluğa rağmen bizi yeniden yollara düşüren şey tam da bu duygu...
Çünkü bazen dünyanın bir ucuna gitmek, aslında insanın kendi vicdanına yaptığı bir yolculuktur.
Ve biz bu yolculuktan yine çok şey öğrenerek döndük.
Rabbim yapılan kurban ibadetlerini kabul eylesin.
Bu iyilik kervanında bizlere güvenen, destek veren, dua eden tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun.
Bir sonraki yolculukta, bir sonraki iyilik hikâyesinde buluşmak ümidiyle...