NEVŞEHİR (AA) - MURAT KAYA - Azerbaycan Cumhuriyeti Dağlık Karabağ bölgesinde 23 yıl önce yaşanan katliama şahit olan Yrd. Doç. Dr. Telli Korkmaz, yaşadıkları acıları araştırmak için tarihçi oldu.
Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEHÜ) Ermeni Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkan Vekili Yrd. Doç. Dr. Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hocalı'da katliam yapıldığı dönemde Karabağ'da ailesiyle yaşadığını söyledi.
Yapılan soykırımı, yaşadıkları acıları dile getirmekte zorlanan Korkmaz, katliamın ardından kendilerine tanınan sınav hakkı kapsamında Türkiye'ye geldiğini dile getirdi.
Karabağ'da yaşadığı olaylar sonrasında tarih bölümü okumaya karar verdiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Telli Korkmaz, şunları söyledi:
"Tek tercih yapma hakkımız vardı ve ben babamın da isteğiyle tarih bölümünü seçtim. Savaşa başlarken Ermeni komşularımız ve arkadaşlarımız bize 'Osmanlı, dedelerimizin kulağını kesti. Bu yüzden sizden onun intikamını alacağız' dediler. Çocuklarımız kayboluyordu. Sonra bulunan ve gelen çocukların kulakları kesilmiş oluyordu. O kesik kulakları poşetlerin içerisinde bahçemizde buluyorduk. Bu nedenle babam, bu zulümleri yaşatanları araştırmam için tarih okumamı istedi."
İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih Bölümü'nü bitirdikten sonra Türkiye'deki arşivleri araştırdığını, ayrıca Rusya'ya giderek Ermeni arşivlerini de incelediğini belirten Korkmaz, birçok tarihi belgeye ulaştığını kaydetti.
Telli Korkmaz, önceki yıl 3 ay süreyle Rus arşivlerinde araştırmalar yaptığını belirterek "(Devlet sırrıdır) ya da 'incelemeye kapalıdır' denilen ve raflara kaldırılan dosyalar, eski Sovyet ile Çar döneminden kalan arşivler araştırmalara açıktır. Türkiye'de Rusça bilen ve yetkili olan herkesin bahsedilen arşivlere giderek incelemesini öneriyorum "dedi.
-"Rus arşivleri ispat niteliğinde"
Rus arşivlerinin, Ermenilerin yaptıklarını ispat niteliğinde olduğunun altını çizen Korkmaz, şöyle devam etti:
"Çünkü, Ermenilerin Anadolu'dan istihbaratla Rus ordularına gönderdikleri belgeler orada mevcuttur. Özellikle o dönemdeki Sovyet diplomat Georgi Vasiliyeviç Çiçerin’in Ermeni meselesiyle ilgili mektup ve raporlarını araştırdım. Elde ettiğim bilgiler, Çiçerin’in, Türk ve Ermeni meselesiyle ilgili verdiği mektup ve raporlardır. Bu mektup ve raporlarda, Van, Muş ve Bitlis bölgelerinin Ermenilere verilmesi isteniyordu. Bunun dışında Rus ve Türk ilişkilerinde neden Ermenilere yer verilmediği ve haksızlık yapıldığını telkin ederek, Ermenilere özerklik verilmesi yönünde tavsiyelerde bulunduğunu görüyoruz. Hatta, Lenin’e yazdığı mektuplarda da Karabağ ve Nahçıvan’ın Ermenilere verilmesi öneriliyor. Ancak, Stalin buna Rus-Türk ilişkileri zarar görür düşüncesiyle karşı çıkıyor. Bundan dolayı da Ermeniler Stalin'i sevmez."
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı arşivlerinde de o dönemin tarihine ışık tutacak belgelerin olduğunu dile getiren Korkmaz, ayrıca Avrupa ülkelerinin İngiliz ve Fransız belgelerini görmezlikten geldiğini söyledi.
Korkmaz, "Bunu söylemekte çekinmiyorum. Ermeni meselesi haçlı zihniyetinin ürünüdür. Biz bu sorunu araştırarak ne yazık ki kendi tarihimiz yerine, Ermeni tarihine hizmet ettik. Ermeni tarihçilerin yapması gereken araştırmaları biz yaparak, onlara hazırını sunduk" şeklinde konuştu.
-"Sözde soykırım yok hükmündedir"
Ermenilerin iddialarının gerçek tarihte ve belgeler ışığında 'yok hükmünde' olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Telli Korkmaz, "Avrupa Parlamentosunun kabul ettiği tasarı, Başbakanımızın da dediği gibi, bizim için 'yok hükmündedir.' Çünkü, daha 1992 yılında yaptıkları Hocalı Soykırımı'nı kabul etmeyenler, 100 yıl öncesinde yapılanları bize soykırım olarak kabul ettirmeye çalışıyorlar. Sadece bize değil bütün dünyaya bu yanlış aktarılıyor. Bu, kabul edilir bir şey değil" ifadesini kullandı.
İddialarının siyasi olduğunu da dile getiren Korkmaz, "Asıl amaç 'Türkiye’yi nasıl bölebiliriz.' Bu düşüncenin altında ise Haçlı zihniyeti yatıyor. Nasıl Haçlı seferlerinde Ermeniler kullanıldıysa şimdi de kullanılıyorlar. Türkleri küçük Asya'dan Türkistan'a kovma niyetidir bu. Demokrasi de Avrupa Birliği'ne girme de o siyasetin ürünüdür. Türkiye'yi bu nedenle Avrupa Birliği'ne sokmazlar" değerlendirmesinde bulundu.