Kayalıpark’ta gerçekleştirilen açıklamada platform adına konuşan Abdurrahman Akcan, dünyanın bir şiddet sarmalı içerisinde olduğunu kaydederek, Türkiye’de de makro düzeyde şiddetin, terörize iken, kadına yönelik şiddet anlayışının da yoğun bir şekilde gündem olduğunu ifade etti. Kadına şiddet vurgusunun yapılarak bu şiddete karşı mücadele etmeye çalışılırken, farklı faktörlere karşı da mücadele edildiğini anlatan Akcan, “Töre, bu mücadelenin içerisinde sürekli gösterilmekte, töre adı altında İslami değerlere de savaş açılmaktadır. Kadına şiddet, onlar sadece kadın oldukları için kötü değildir. Şiddetin kendisi, uygulandığı alan itibariyle kötüyse, kötü olduğu için şiddet kötüdür. Kadına veya erkeğe fark etmez. Şiddete karşı olmak iddiasıyla toplumsal değerlere ve dinimizin emirlerine karşı gelmek de en az şiddet uygulamak kadar kötüdür. Biz şiddetin haksız yere olanına ve hak sınırlarının dışında yapılanına karşıyız” diye konuştu.
BASKIYA KARŞIYIZ AMA EMPERYALİSTLERİN İSTEDİĞİ ŞEKİLDE DEĞİL
“Suriye, bir iç savaşa doğru sürüklenirken hala dış güçlerin bu iç savaş üzerinden nemalanma istekleri de gündemde durmaktadır” diyen Akcan, “Ülkemiz, Suriye’ye yapılacak bir müdahale için hazır kıta beklemektedir. Bu müdahalenin hem Suriye halkının hem bölgenin hem de dünya barışının yararına olacağı sürekli ifade edilmektedir. Bugüne kadar İslam topraklarına yapılmış hangi dış müdahale halkların ve bölgenin yararına olmuştur” ifadelerini kullandı. Baascı zalim Esad rejimine ve onun diktasına, karşı olduklarını vurgulayan Akcan, “Müslüman halkların özgürlüğü birinci derecede önceliğimizdir. Fakat bu istek ve taleplerimizin kan dökücü emperyalistlerin eliyle gerçekleşmeyeceğinin de bilincindeyiz. Esad rejimine git derken yeni bir işgale yeni bir kaosa yeni bir katliamlar zincirine davetiye çıkartamayız. Gidenin aranılacağı yeni bir gelene asla razı değiliz. Türkiye'nin Suriye üzerindeki çabalarını dikkatle, tereddütle ve endişeyle izliyoruz. Suriye üzerinde bulunan direniş hareketlerinin Suriye'den çıkmaları isteğinin Türkiye tarafından talep edilmesini anlayamıyoruz. Bu bir savunma refleksinden mi kaynaklanmakta yoksa direnişin düşmanlarına karşı üssüz, merkezsiz bırakma çabasının bir ürünü mü? Kamuoyu olarak bunun açıklığa kavuşturulmasını talep etmekteyiz. Direniş hareketleri Suriye gibi bir destekten mahrum bırakılırken İsrail'in yeniden Gazze'yi bombalamaya başlaması, direnişi yok etmek için topyekun savaş planları yapması acaba zamanlama olarak bir tesadüften mi ibarettir? Yoksa büyük bir oyunun küçük parçaları teker teker sahneye mi konulmaktadır? Bizler zalime ve onun zulmüne her şart altında karşı olacağız. Fakat bu karşı oluşumuzun yönünün şartlara göre değişiklik arz etmesi, Büyük Şeytan Amerika'yı ve onun islam coğrafyasındaki maşası İsrail'i ve onun destekçilerini unutmamızı gerektirmeyecektir” dedi. Ferit Hepokur-Memleket