Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan, Mevlana'nın Konya, Türkiye hatta dünya için önemini bildiklerini belirterek, ''Bu nedenle üniversite olarak Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırma ve Uygulama Merkezini (SÜMAM), önce Mevlana Enstitüsü, ileride akademi haline getirmek en büyük idealimiz'' dedi.
Prof. Dr. Okudan, Rektörlük senato odasında düzenlenen basın toplantısında, Mevlana'nın 734. Vuslat Yıl Dönümü Anma Etkinliklerinin düzenledikleri çeşitli program ve etkinliklerle kutladıklarını belirtti.
Üniversite olarak Mevlana'nın, eserlerinin ve mesajlarının tüm dünyaya ulaştırılması için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Okudan, şunları söyledi:
''Bu çerçevede, yıl içinde SÜMAM tarafından çeşitli sempozyum, panel, sergi ve tiyatro gibi etkinlikler düzenlendi. Ancak biz Mevlana'yı daha geniş bir merkez kurarak, daha geniş kitlelere ulaştırmak istiyoruz. Mevlana'nın Konya, Türkiye hatta dünya için önemini biliyoruz. Bu nedenle üniversite olarak SÜMAM'ı önce Mevlana Enstitüsü, ileride akademi haline getirmek en büyük idealimiz.''
Daha sonra söz alan SÜMAM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nur Şimşekler, basında merkezlerinin yeterli derecede çalışma yapmadığı yönünde eleştiriler çıktığını, ancak bu eleştirilerin haksız olduğunu savundu.
Araştırma ve uygulama merkezlerinin 1 YTL dahi bütçesi olmadığını, 1 kişilik dahi kadrosu bulunmadığını bildiren Şimşekler, şunları kaydetti:
''Bizim milyonlarca bütçemiz yok ama bilgi ve emeğimiz var. Bu bilgi ve emeğimizle 2 yılda çok değerli 20 etkinlik gerçekleştirdik. 2 uluslararası sempozyum, 3 sergi, 2 panel ve tiyatro başta olmak hepsi çok değerli ve anlamlı etkinlik. Ayrıca Mevlana ile ilgili sahasında hakemli ilk dergimizi hazırladık. Merkezimiz tarafından yılda 2 kez yayınlanacak olan uluslararası hakemli Mevlana Araştırmaları Dergisi, üniversitemiz imkanlarıyla basılmış olup, yayın hayatına ve bilim dünyasına kazandırılmıştır. Bir diğer eserimiz de Mevlana'nın Mesnevisi'nin Türkçeye yapılmış ilk tercüme ve şerhi olan Mesnevi-i Muradiye'dir. II. Murat adına kaleme alınan ve ilk kez bizim merkezimizde yayınlanan eserin özelliği, 15 yüzyıl Türkçesinin günümüze yansımasıdır. Bu eserde o zamanın Türkçesini görmek mümkündür. Eser 2 ciltten oluşmaktadır.''
Şimşekler, bütçelerinin olmadığını, imkansızlıkları, gönüllerindeki Mevlana sevgisiyle imkana dönüştürme gayreti içinde olduklarını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Alanında uzman hocalarımızın da desteğiyle merkezimizi enstitü ve akademi haline dönüştürmeyi planlıyoruz. Çünkü Konya'ya gelen araştırmacılar, Mevlana ile ilgili bilgi ve belgeye ulaşamıyor. Biz bunu projesini çizdirdiğimiz bir binada yapacağız. Bu enstitü için Mevlana ile ilgili tüm eserlerin taramasını yapıyoruz. Sponsorluk ve benzeri yollarla da bu eserleri bu yeni merkezimizde toplayacağız.''
DEFİLE
SÜMAM Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nur Şimşekler, bir gazetecinin merkezin etkinlikleri içinde yer alan ''Sanatın Mevlana Aşkı'' adlı defilede, Mevlana'yı yansıtmayan kıyafetlerin tanıtıldığı gerekçesiyle yapılan eleştirileri hatırlatması üzerine, her sanatçının Mevlana'dan yeni bir şeyler çıkardığını söyledi.
Mevlana'nın defile ile anlatılmaması gerektiğini, ancak defilenin de işin renkli kısmı olduğunu belirten Şimşekler, şöyle devam etti:
''Defile de ondan zevk duyan insanların anlayacağı bir şey. Ayrıca o defilede sunulan kıyafetler için Mevlana'ya ait kıyafetler ibaresi kullanılmadı. Mevlana'ya atfedilen giysiler sunuldu. Bu da bence bilimsel bir çalışmadır. Defilenin ikinci bölümü ise geçmişte giyilen kıyafetlerin yenileştirme çalışmasıydı. Ama biz kesinlikle mankenlere başkalarının yaptığı gİbi sikke giydirmedik. Çünkü bir kişinin sikke giyebilmesi için belli bir dereceye ulaşması gerek. Bu nedenle kıyafet sunanlara çok eziyet çektirdik. Her elbiseyi kabul etmedik. Çünkü UNESCO Mevlevi kültürünü, Mevlana'yı ve semayı koruma altına alınması kararını aldı. Biz de bunun altına imzamızı attık. Bu karar gereği Mevlevi kültürünü korumak için mankenlere semazen kıyafeti ve sikke giydirmedik. Bence bizim düzenlediğimiz defile takdir edilecek bir çalışmaydı.''
Şimşekler, 2007 yılında olduğu gibi 2008 ve sonraki yıllarda da Mevlana ile ilgili çalışmalarının aralıksız süreceğini bildirdi.