Karatay Belediyesinin düzenlediği Türkiye’de darbeler ve 15 Temmuz darbe girişiminin topluma yansımaları’ adlı program İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun katılımıyla gerçekleşti. Celaleddin Karatay Kongre ve Gençlik Merkezinin konferans salonunda yapılan programa Ak Parti Konya Milletvekilleri, Abdullah Ağralı, Muhammet Uğur Kaleli, Ömer Ünal, Hüsnüye Erdoğan, Leyla Şahin Usta, Mustafa Baloğlu, Ziya Altunyaldız ve Mehmet Babaoğlu, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, AK Parti Konya İl Başkanı Musa Arat, STK temsilcileri, Ak Parti il teşkilatları ve Karatay İlçe Teşkilatı temsilcileri ve partililer katıldı. Büyük bir coşkuyla karşılanan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ara ara konuşmasını; Ak Partili gençlerin tezahüratlarıyla durdurdu. Yoğun katılımın olduğu program’da konuşan Bakan Soylu Türkiye’nin geçmişte yaşadığı dönemleri anlatarak, gelecekteki Büyük Türkiye’nin önüne geçilmek istendiğini dile getirdi. Yeni anayasa sistemini anlatan Bakan Soylu, 16 Nisan’da yapılacak olan referandumun Türkiye için büyük bir umut olduğunu söyledi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Bir taraftan yargının meclise karıştığı, bir taraftan yargının hükümete tahakküm ettiği, eğer hükümet zayıfsa kukla gibi oynattığı, eğer mecliste başka bir sıkıntı varsa hükümetin meclisi istediği gibi yönettiği karman çorman bir sistem. Bu sistem baba ile oğlunu birbirine düşürür." dedi. Si̇i̇rt ve Eruh'ta yaptığı ziyaretleri de anlatan Bakan Soylu, insanların gözyaşı dökerek içlerini boşalttığını, ancak ülkelerin böyle bir şansı olmadığını bildirdi.
DÖRT KOLDAN TÜRKİYE’YLE UĞRAŞTILAR
Soylu, milletin uzun yıllardan beri çok yorulduğuna değinerek, "Arkasına dönüp bakmaktan yoruldu. Acaba yeniden bu ülkenin bir başbakanını asarlar mı diye... Darbelerle yoruldu. Ezan-ı Muhammedi'yi o minaresinde kıstıklarında içine ağlamaya başladı. Bir ülke içine ağlamaya başladı. Çok yorulduk. Çok yordular bizim ülkemizi. Ekonomik krizlerle yordular. Bir taraftan terörizmle yordular. Bir taraftan anarşizmle yordular. Bir taraftan enflasyonla yordular. 1960 darbesiyle, 1971 muhtırasıyla ve 1980 darbesiyle yordular." ifadesini kullandı.
‘7 HAZİRAN’DA ELLERİNİ OVUŞTURANLAR VARDI”
16 Nisan'da sadece 18 maddelik paketin oylanmacağına dikkati çeken Soylu, şöyle devam etti: "16 Nisan, omzunda büyük bir yük olan bu büyük medeniyetin, yarına hasarsız taşımak zorunda olduğu bu büyük medeniyetin ve bu büyük anlayışın, kendisinin üzerine oynanan bütün oyunlara yüksek sesle, 'artık bizi terbiye edemeyeceksiniz' diye ortaya koyduğu büyük bir referandumdur. Ellerini ovuşturan birileri daha vardı. Hatırlarsanız milletvekili arkadaşlarım çok daha iyi hatırlar. Yüzde 10'un üzerinde bir oy alınca şımaranlar var. Afralarından, tafralarından geçilmeyenler, yürüyüşünden çalımlarından geçinmeyenler. Oyları nasıl aldıklarını biliyoruz. Musluklardan kan akıtarak o oyları aldıklarını biliyoruz. Evet insanları tehdit ederek o oyları aldıklarını biliyoruz. Evlere pusular atılarak o oyları aldıklarını biliyoruz. Hep birlikte biliyoruz. O oyları bir taraftan okullarda okuyan çocuklara, 'annenize babanıza söyleyin eğer oy vermezlerse gereğini yerine getiririz' diye tehdit ederek aldılar. Bir kısmına da şöyle söylediler; kandırdılar, arkadan dolandılar, yine bir riyayı ortaya koydular. 'artık biz silahı bıraktık, biz bundan sonra siyaset yapacağız' diye yüzlerini maskelediler ve 'Ne olursunuz bize destek olun yüzde 10'u aşalım.' Bir kısmını da öyle ikna etmeye çalıştılar. Şimdi ifade etmek istiyorum. Onlardan bir tanesi vardı. Hatırlıyorsunuz değil mi? 'Türkiye Cumhuriyeti'ni tükürüğümüzle boğarız' diyen birisi vardı. Şimdi bu milletin birliğinin ne olduğunu onlar anladılar. Bu devletin ne olduğunu, bu devletin nereden geldiğini, bin yıldır bu topraklarda nasıl durduğunu... Sadece o mu? Bir şey daha vardı, hep beraber hatırlıyoruz. Dediler ki '7 Haziran'dan sonra artık buralarda bizim borumuz öter.' Evet, diyorlardı. Nusaybin'de, Varto'da, Cizre'de 'özerklik ilan edeceğiz' diyorlardı. O gün sözleri çok yüksek çıkıyordu. Hadi bakalım, Türkiye Cumhuriyeti bir karar verdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın talimatıyla bir adım atıldı. Hükümetimiz, milletvekillerimiz ve bütün milletimiz hep birlikte bir irade ortaya koyuyor. Hadi bakalım. O günkü cesaretinizin birazını görelim. Bugün, 'özerklik ilan edeceğiz' deyin de boyunuzun posunuzun ölçüsünü alın."
'TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SÖZÜ ARTIK BURDA GEÇMİYOR'
HDP ve PKK anlayışının Yüksekova’da şantiyeleri yaktığını ve işçileri kaçırdığını hatırlatan Soylu, "4 gün önce Yüksekova’daydım. Ondan önce de 2 ay önce, 3,5 ay önce de oradaydım. Şunu söylemek istiyorum; 3 ay önce 15 Temmuz'dan sonra tekrar havalimanını açma gereği görülünce, 'sakın uçaklara binmeyin uçakları düşüreceğiz' diye pusula göndermişler evlere. Millet bunları yırtmış atmış, 'o günler geçti sizin sözünüz, terör örgütünün sözü artık burda geçmiyor' demiş." diye konuştu. İçişleri Bakanı Soylu, gezi, 17-25 Aralık, 6-7 Ekim olaylarında ve 15 Temmuz darbe girişiminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın arkasında hep beraber durulmasaydı analardan emilen sütün kendilerine helal olmayacağını aktardı. Soylu, "Bu kadar açık ve net. Bunun için geleceği düşüneceksin, bir vizyon ortaya koyacaksın, bu işin insanla olacağını düşüneceksin. Yeni sistem herkesin, uçları en köşeden merkeze doğru alabilecek, herkesin iş üretmeye çalışabileceği, laf üretenin değil iş üretenin itibarlı olacağı sistem olacak." ifadesini kullandı.
"ŞİMDİ KARMAN ÇORMAN BİR SİSTEM VAR"
Parlamentonun güçsüz olacağı iddiasının dillendirildiğine işaret eden Soylu, bundan sonra efendilerin değil milletin parlamentosunun olacağını vurguladı. Soylu, yaklaşık 1,5 yıldır bakanlık görevini yürüttüğünü anımsatarak, Meclis çalışmalarına katılamadığını, gece saatlerine kadar çalıştıklarını buna rağmen vaktin yetmediğini anlattı. Türkiye'nin kendisini 25 bin dolar gelire hedeflediğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kendisini 2023'e, 2051'e ve 2071'e hedeflemiş bir ülkeyiz. Hükümet beş yıllık bir karne koyacak milletin önüne ve diyecek ki 'Ben bunu yapacağım.' Meclis de bir taraftan yasayı, kanunu yapacak bir taraftan da milletle hükümet arasında önemli köprü işlevini yerine getirebilecek. Yargı da kendi işini yapacak. Şimdi karman çorman bir sistem var. Bırak kuvvetler ayrılığını. Kuvvetler karmaşasının olduğu bir sistem. Bir taraftan yargının meclise karıştığı, bir taraftan yargının hükümete tahakküm ettiği, eğer hükümet zayıfsa kukla gibi oynattığı, eğer mecliste başka bir sıkıntı varsa hükümetin meclisi istediği gibi yönettiği karman çorman bir sistem. Bu sistem baba ile oğlunu birbirine düşürür. Bu sistem kardeşi kardeşe düşürür."
"KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN'IN TAHTINDA OTURUYORUZ"
Soylu, Türk toplumunun öğretilmiş çaresizliklerin toplumu olmadığını, büyük bir medeniyetin ve anlayışın sahibi olduğunu bildirdi. Bakan Soylu, şunları kaydetti: "Bizim medeniyetimiz şu an topraklarında bulunduğumuz Mevlana medeniyetidir. Karacaoğlan, Yunus Emre medeniyetidir. Nevzuhur bir millet değiliz ve kimsenin tahtında oturmuyoruz. Biz, Ertuğrul Gazi’nin, Orhan Gazi’nin, Yavuz Sultan Selim’in, Fatih Sultan Mehmet’in ve Kanuni Sultan Süleyman’ın tahtında oturuyoruz. Bizim bir yolculuğumuz var. Bizim sadece 18 maddelik anayasa değişikliği ile ilgili bir iddiamız yok. Bizim dünyaya söyleyecek, hükmedeceğine inandığımız sözümüz var. Kudretli bir Türkiye istiyoruz. Özgür bir Türkiye istiyoruz. Dünyaya sözünü kabul ettirecek bir Türkiye istiyoruz. Bu tezgahların ve oyunların bu ülkede sona ermesini istiyoruz. Bugün fırsattır. Sevgili Konyalılar ve dava arkadaşlarım; bu fırsatı yönettik, yönettik. Yönetemedik, 200-300 yıl sonra gelen nesiller şunu söyleyecektir; yazıklar olsun! Eğer bu fırsatı sağlayabilselerdi, biz bu sistemle karşı karşıya olmasaydık, 20 bin dolar değil 25 bin dolarlık ülkeydik. Bugün arabamızı, uçağımızı üretmiştik. Bugün bize bir takım şeyleri söylemeye çalışanlara karşı, gücümüzü kuvvetimizi masaya koyup Türkiye’nin bu medeniyetinin gücünü kararlılığıyla anlatacak anlayışı ortaya koyardık."
KANDİL YENİ SİSTEMDEN KORKUYOR
Kandil'in evet çıkarsa biz biteriz dediği de vurgulayan Bakan Soylu, “Bu ne demektir, eğer bugün Cumhuriyet Halk Partisi o kardeşlerimize tek tek anlatmanız gerekir siyaset yapabilirsiniz başımızın üzerine. Belediyecilik yapabilirsiniz başımızın üzerinde. Farklı fikirler farklı düşünceler ortaya koyabilirsiniz başımızın üzerine. Ülkenin bir beka meselesi varsa, eğer ülkenin gelecek meselesi varsa, ifade etmeliyim ki eğer burada siz bugün Türkiye terörle yüksek bir mücadele ortaya koyuyor, kararlı bir mücadele ortaya koyuyor, terörü tasfiye noktasına getirdiği bir anlayış içerisinde. Siz terörün değirmenine su taşıyor, ona can suyu vermeye çalışıyorsanız bilmelisiniz ki bu millet bunun hesabını sorar. Bunu CHP'li kardeşlerimize de anlatmamız gerekir net bir şekilde. Sonra bu açık. Öteki ortağı kim, öteki ortağı da belli FETÖ, doğru mu? Bu nasıl genel başkan oldu? Neyle, kasetle genel başkan oldu. Peki kaseti kim yaptı FETÖ yaptı. Türkiye'de aklı eren herkes bunun böyle olduğunu biliyor. Peki niye korkuyorlar bu sorunun cevabı lazım. Ben İçişleri Bakanıyım biz de bilgileri de var belgeleri de var. Mahkemeye de ilettik gereğini yerine getirecek. Ben söyledim, çağrıda bulundum. Bunu da çok net söylüyorum. Peki ifade etmek isterim ki bugün niçin birlikteler, bugün niçin beraberler söyleyeyim mi? Ya korkuyor ya diyetini ödüyor ya da esirdir. Bunu Cumhuriyet Halk Partili kardeşlerimizin sorması gerekir” şeklinde konuştu.
Son olarak terör operasyonlarına da değinen Bakan Soylu, “Hiç endişe etmeyin kıymetli cumhurbaşkanımızın talimatları, başbakanımızın talimatları bilin ki onları şuanda Gabar, Cudi, Tendürek, Faraşin, Lice kırsalında evlatlarımız, askerlerimiz, jandarmalarımız, polisimiz, korucularımız tek tek kovalıyorlar onlar da sıçan gibi kaçıyorlar” ifadelerini kullandı. Servet R. Çolak – Memleket