Sosyal Kaygı ...

Çekingenlik mi Utangaçlık mı? Sosyal Kaygı mı?

Çekingenlik mi Utangaçlık mı? Sosyal Kaygı mı?

Sosyal kaygı bozukluğuna sahip birey, tanımadığı insanlarla karşılaştığında kaygılanır. Gözlerin kendi üzerinde olduğunu...

Çekingenlik mi Utangaçlık mı? Sosyal Kaygı mı?

‘Herkes bana bakıyor, nasıl başlayacağım? Ya hata yaparsam?’

‘Bu soruyu tüm sınıfın önünde nasıl cevaplarım?’

‘Bütün gözler benim üzerimde. Yanlış bir şey söylersem rezil olurum’

‘Ellerim titremeye başladı bile. Bunu herkes fark etmiş olmalı!’

Bir Vaka Örneği..;

Mine, 32 yaşında ve evli, çalışan başarılı bir iş kadınıydı. Psikoterapiye başvurduğunda problemini ‘insanlarla, özellikle tanımadığı kişilerle karşılaştığında yoğun kaygı hissetme hali’ şeklinde dile getirdi. Mine sosyal ortamlarda sürekli küçük duruma düşeceğinden ya da utanç verici bir şey yapacağından korkuyordu. Çoğunlukla tüm gözlerin onun üzerinde olduğunu hissediyordu. Şirkette sunum yaparken, markette kasiyerin sorduğu soruya cevap verirken, restoranda hesabı isterken, komşusuna selam verirken… Örneğin metroda biri kendisine bir şey sorduğunda yüzü kızarıyor, terliyor, elleri-sesi titriyor, sanki nefesi kesilecekmiş gibi oluyordu.

‘Bir soruya bile doğru düzgün cevap veremedim. Yüzümün kızardığı farkedildi. Rezil oldum’ gibi düşünceler zihnini meşgul ediyordu. Mine, korkularından ötürü evinden çıkamaz hale geldi. İşinden ayrılmıştı, yalnız başına yemek yiyemiyordu, dışarıda yalnız alışverişe çıkamıyordu. Mine, bu korkunun aslında aşırı olduğunu bilse de kendini böyle düşünmekten ve davranmaktan alıkoyamıyordu.

Mine kendisini çekingen ve utangaç biri olarak düşünürdü ancak 8 aydır yaşadığı bu belirtiler utangaçlığın çok ötesine geçmişti. Artık sorunluluklarını yerine getiremez, kendinden bekleneni veremez hala gelmişti. Mine, toplumda oldukça sık karşılaşılan fakat genellikle değişmez bir kişilik özelliği olarak değerlendirildiği için tedavisine başvurulmayan bir rahatsızlığa sahipti: Sosyal Kaygı Bozukluğu.

Sosyal Kaygı Bozukluğu nedir?

Sosyal kaygı bozukluğuna sahip birey, tanımadığı insanlarla karşılaştığında kaygılanır. Gözlerin kendi üzerinde olduğunu düşünür. Aşağılanmaktan veya utanç verici bir davranışta bulunmaktan korkar. Bu korku ve kaygı öyle rahatsız edicidir ki  birey, sosyal ortamlara girmekten kaçınır. Bu kaygı hali veya bu ortamlardan kaçınma davranışı kendisinin işlevselliğini de önemli ölçüde bozar. Kişi kendinden bekleneni yapamaz, sorumluluklarını istese de yerine getiremez.

Hissettiği yoğun kaygıdan dolayı sınıfta proje sunamaz, işte sunum yapamaz, sorulan bir soruya cevap veremez, toplu taşıma araçlarına binemez ve hatta evden çıkamaz duruma gelebilir. Uzun dönemde bakıldığında da sosyal kaygı bireyin yaşamından oldukça fazla şey alır götürür. Kaçırılan şeylerin bazen telafisi de mümkün olmaz. Kişi bilgi ve birikim olarak haketse de terfi alamaz, çok iyi bilse de sözlü sınavı geçemez, fazlasıyla hoşlandığı biriyle ilişkiye başlayamaz, hatta evlenemez. Birey, genellikle işlevselliğini oldukça kaybettiği bu noktada profesyonel yardıma başvurur.

Sosyal Kaygı Bozukluğu’na dair bilgiler…

Sosyal Kaygı Bozukluğu, önceki adıyla Sosyal Fobi, toplumun yaklaşık %13 ünde ortaya çıkan ve toplumda en sık görülen üçüncü ruh sağlığı bozukluğudur. Ülkemizde üniversite öğrencileri ile yapılan bir araştırmada sosyal kaygı bozukluğunun yaygınlığı %9,6 olarak bulunmuştur. Sosyal kaygı bozukluğunun kadınlarda erkeklerden ve gençlerde de yaşlılardan daha fazla görüldüğü bilinmektedir. 

Sosyal kaygı bozukluğu genelde çocuklukta veya ergenlikte başlar. Bir travma sonrası, stres yaratan bir durumun ardından ansızın başlayabileceği gibi, sinsi bir şekilde de ortaya çıkabilir.

Sosyal kaygı bozukluğunun oluşmasında etkili risk faktörlerine bakıldığında kişilerin kaygıya genel anlamda bir yatkınlık barındırdığı görülmüştür. Bu kaygıya yatkınlık çocukluk çağında sosyal ortamlara çok az düzeyde maruz kalma ve ebeveynlerin aşırı korumacı tutumu ile birleşip sonrasında sosyal fobiye dönüşebiliyor.

Sosyal kaygı bozukluğu tedavi edilebilir mi?

Sosyal kaygı bazen özel durumlarda bazen hayatın tüm alanında kendini gösteren bir durum olabilir. Hastalığın süresine ve şiddetine bağlı olarak ciddi kayıplar ortaya çıkabilir. Bundan da ilginci kişi kötüye uyum olarak adlandırdığımız, bu duruma uyum sağlayabilir. Sosyal kaygı bozukluğunun kronik, süregelen bir bozukluk olması nedeniyle kişi buna adapte olup, sosyal ortamlarda kaygılanmayı bir yaşam biçimi olarak kabullenebilir.

Bunun değişmez ve dolayısıyla tedavi edilemez bir kişilik özelliği olduğunu düşünebilir. Bu kabulleniş, bireyin profesyonel yardım almasını engeller ve kişi uzun süre ciddi kayıplar vermeye devam eder. Araştırmalar, bu bozukluğun en sık görülen kaygı bozukluğu olduğunu söylemekle beraber en az tedaviye başvurulan durum olduğunu dile getirmektedir.

Sosyal kaygı bozukluğu tedaviye oldukça iyi yanıt verir. Tedavisinde en etkili yöntemlerin ilaç kullanımı ile bilişsel-davranışçı terapi olduğu bilinmektedir. Bilişsel-davranışçı terapide kaygıya sebep olan düşünce alışkanlıkları ve buna eşlik eden davranış modelleri üzerinde çalışılır. Bireyin kaygı yaratan düşünceleri öncelikle fark etmesi, test etmesi ve bunlara bazı alternatif düşünceler geliştirmesi amaçlanır. Düşünceler ile yapılan çalışma davranışsal yöntemler ile desteklenir.

Korkup kaçınılan durumlara sistematik olarak maruz bırakma, kaygı duyulan durumda uygulanabilecek bazı gevşeme egzersizleri, sosyal durumlarda uygulanabilecek sosyal beceri eğitimi gibi yöntemler ile tedavi tamamlanır. Tedaviye oldukça iyi yanıt alınması hayatın kıyısında yaşamaya alışmış sosyal kaygılı bireyler için oldukça umut vericidir. Bu tedaviler ile bireyler kozalarını kırıp, kendi yaşamlarının başrolüne geçebilirler. Siz de bu bireylerden biri olduğunuzu düşünüyorsanız, lütfen bir uzman klinik psikologa veya psikiyatra başvurup yardım alınız.

Derleyen; Müjdat GÖKÇE

Kültür Sanat Haberleri

Antalya'da Şafak Vakti Sıra Dışı Manzara
Alanya Kalesi'nin 800 Yıllık Sırrı
Türkiye’de Sadece 7 Tane Kaldı: İşte Küllerinden Doğan Mavi Değirmen
Ayder Öncesi Nefes Kesen Prova: Kazanamayan Kurbana Gidiyor!
Gönül Dağı’nda Gurur Günü: Gedellili Mucitler ASELSAN ve TUSAŞ Yolunda!