17 Mayıs 2006 tarihinde Ankara'daki Danıştay binasını kana bulayan Arslan, dünkü duruşmada provokasyon kokan tavırlarını devam ettirdi. Yakalanması sonrası ulusalcı ilişkileri ortaya dökülen Arslan'ın 'Şeriat ilanı istiyorum.' ifadeleri dikkat çekti. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan el bombalarının soruşturulması yönündeki sanık avukatının talebini ise reddetti. Duruşmaya tutuklu sanıklar Alparslan Arslan, Erhan Timuroğlu, Aykut Metin Şükre, Süleyman Esen, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Tekin Irşi ile sanıkların avukatları, saldırıda hayatını kaybeden Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in ailesi katıldı.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dünkü duruşmada, tutuklu sanıklar Alparslan Arslan, Erhan Timuroğlu, Aykut Metin Şükre, Süleyman Esen, Osman Yıldırım, İsmail Sağır, Tekin Irşi ve sanık avukatlarının yanı sıra, saldırıda hayatını kaybeden Danıştay 2. Daire Üyesi Mustafa Yücel Özbilgin'in ailesi ve Cumhuriyet Gazetesi ile Danıştay Başkanlığı'nın avukatları katıldı.
Avukatların savunmalarının ardından Mahkeme Başkanı Orhan Karadeniz, sanıkların son sözlerini sordu. Geçen duruşmada konuşmayıp sorulara kafasını sallayarak cevap veren Arslan, son sözünde provokatif açıklamalarını sürdürerek, "İmanlı insanlardan şeriat ilan etmelerini istiyorum." dedi.
Verilen aranın ardından saat 21.00'de karar için toplanan mahkeme heyeti, Alparslan Arslan ile İsmail Sağır, Osman Yıldırım ve Erhan Timuroğlu hakkında müebbet hapis verildiğini açıkladı. Karar açıklanırken kulaklarını kapattığı gözlenen Arslan için, "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya, yerine yeni bir düzen getirmeye, fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek" suçundan Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 309/1. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Arslan, "Danıştay 2. Dairesi Başkanı Mustafa Yücel Özbilgin'i, tasarlayarak ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmek" suçundan da bir kez daha ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırıldı.
Arslan, ayrıca, Danıştay üyelerini 'yerine getirdikleri kamu görevleri nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs' suçundan ayrı ayrı olmak üzere 15'er yıldan toplam 60 yıl, 'patlayıcı madde bulundurmak'tan 4 yıl 9 ay, 'kişiler arasında korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanmak'tan 1 yıl, Cumhuriyet Gazetesi'ne bomba atma sonucu 'mala zarar vermek' suçundan 1 yıl ve 'ruhsatsız silah taşımak'tan da 2 yıl hapis ile cezalandırıldı. İki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 68 yıl 9 ay hapis cezasının, Ceza İnfaz Yasası çerçevesinde 'En az 40 yıl hapis yatmak' manasına geldiği belirtildi. Alparslan Arslan'ın babası İdris Arslan, adliye çıkışında, "Allah var, gam yok." diye konuştu.
İsmail Sağır, Osman Yıldırım ve Erhan Timuroğlu da, 'cebir ve şiddetle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya, yerine yeni bir düzen getirmeye teşebbüs etmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.
Diğer sanıklardan Süleyman Esen ile Tekin İrşi ise, 'silahlı suç örgütünün üyesi olmak' suçundan 6 yıl 3'er ay, 'patlayıcı madde bulundurmak ve taşımak' suçundan da 3 yıl 11 ay 15'er gün hapisle cezalandırıldılar. Sanıklardan Aykut Metin Şükre, Ayhan Parlak ve Salih Kurter'e ise beraat verildi. 80 yaşındaki Salih Kurter'in, saldırının 'azmettiricisi' olduğu öne sürülmüştü. Kararın ardından, sanıklardan Osman Yıldırım, Mahkeme Başkanı Mehmet Orhan Karadeniz'e ağır küfür ve hakaretlerde bulundu. Mahkeme, bu hakaretleri de kayıt altına aldı.
'Türban saldırısı' dendi, ulusalcı ilişkiler çıktı
17 Mayıs 2006 günü Danıştay binasına gelen avukat Alparslan Arslan, Danıştay 2. Dairesi'nde rutin heyet görüşmeleri yapıldığı saat 09.45 sularında üyelere Glock marka silahla ateş açtı. Saldırıda üye Mustafa Yücel Özbilgin hayatını kaybetti. Daire Başkanı Mustafa Birden'in de aralarında bulunduğu 4 kişi yaralandı. Saldırının ardından kaçmaya çalışan Alparslan Arslan, Danıştay'da görevli polis memurlarınca etkisiz hale getirilerek yakalandı.
'Bir öğretmenin okul yolunda türban takmasını' yasaklayan kararı veren daire üyelerine yönelik olduğu söylenen saldırının ardından Alparslan Arslan'ın saldırıyı türban için gerçekleştirdiği iddia edildi. Televizyonlar Arslan'ın 'Allahuekber' diyerek üyelere ateş açtığını duyurdu. Ancak bu bilginin yalan olduğu ortaya çıktı. Saldırının laikliği hedeflediğinden hareketle bazı yargı mensuplarının tepkileri AK Parti hükümetine yöneldi. Soruşturma derinleştirilince saldırgan Arslan'ın ulusalcı ilişkileri ortaya çıktı. Arslan'ın üzerinden Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi'nin kartviziti ile Ulusal Haber basın kartı çıktı. Saldırgan ile birlikte 3 kişinin, Cumhuriyet Gazetesi'ne 3 el bombasının atılması olaylarını da gerçekleştirdiği belirlendi.
Soruşturma sürecinde, Arslan'ın emekli asker Veli Küçük ve Muzaffer Tekin'le yaptığı telefon görüşmelerinin olduğu belirlendi. Alparslan Arslan, ifadelerinde, örgüt iddialarını reddederek, eylemin 'Müslüman Türk milletinin refleksi' olduğunu öne sürdü. El bombalarını ise Maltepe'de bir kişiden aldığını ifade etti. Soruşturma sürecinde ortaya çıkan Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan el bombalarının Kara Kuvvetleri envanterinde olduğu gerçeği, soruşturmayı yürüten savcının iddianamesine yansımadı. Mahkeme sürecinde Ümraniye'de el bombaları ele geçirildi. Bu soruşturmada Muzaffer Tekin tutuklandı. El bombalarının Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalarla aynı seriden olduğu belirlendi. Mahkeme, Ümraniye'de ele geçirilen bombalarla ilgili soruşturma dosyasını istedi.
Çeteci Aslan şeriat istedi
Duruşmada son sözleri sorulan AlparslanArslan, diğer sanıkların olayla ilgilerinin bulunmadığını ileri sürerek, "Türkiye’de şeriatın ilan edilmesini istiyorum" dedi. İdris Arslan oğlunun davasından çıkarken "Allah var, gam yok" sözleri ve gülen görüntüsüyle dikkat çekti.