Türkiye'de ekimi ve dikimi kanunen yasak olan fakat muhtemelen ithal soya ve mısır ürünleriyle gofretlere, asitli içeceklere ve çocuk mamalarına kadar girmiş bulunan ve sentetik yollarla üretilen gıdaların insan sağlığından çevre sorunlarına kadar birçok alanda ciddi tehlikeler taşıdığı ileri sürüldü.
Sentetik yollarla, yani genleriyle oynanarak üretilen ve GDÜ’lü olarak bilinen gıdaların insan sağlığından tarıma kadar birçok alanda tehlikelere yol açabileceğini belirten uzmanlar, bu gıdaların tehlikelerinin henüz farkında olunmadığını vurguluyorlar. Gazetemiz yazarı Ufuk Karadavut konuyla ilgili yazısında “Domatesin raf ömrünü uzatmak için ya da çileğin aromasını güzelleştirmek için ne tür faydalardan ya da doğallıklarda vazgeçiyoruz bunu bilemiyoruz. Evet, domatesin raf ömrü uzuyor ama eklenen ya da aktarılan genin domatesteki diğer karakterleri nasıl etkilediği henüz bilinemiyor. Olumlu yönde etkilediğini belirten herhangi bir bulguya da rastlanmış değil. Daha ilginç olanı, bitkiler yetiştirildikleri toprakla sıkı bir ilişki içindedirler. Kendilerine özgü salgılar salgılayarak topraktan en iyi şekilde yararlanırlar ve toprağı kolay kolay yıpratmazlar. Aynı şekilde bu ürünlerin toprak için ne tür olumlu ya da olumsuz etki yapabileceği tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle mümkün olduğunca GDÜ’lerden uzak durmak bizim ve çevremiz için sağlıklı bir karar olacaktır” diyerek tüketicileri uyardı.
ALERJİLERİN SEBEBİ GENETİK GIDALAR MI?
Günümüzde artan alerjilerin sorumlusunun GDÜ’lü gıdalar olduğundan şüpheleniliyor. Genleriyle oynanmış besinler yemenin, insan genlerinde de etkisi olabileceğini, yani kanser oluşumunda etkili olabileceğini düşünen bilim adamları da var.
ÇEVREYE DE ZARARLI!
Genetik müdahaleler ticari gelirlere dönüşürken olan bitkilere, hayvanlara, insanlara, toprağa ve tüm çevreye oluyor. GDÜ’lü bitkinin polenleri komşu tarlalara sıçrayabiliyor. Yani siz atadan kalma tohumlarınızla, doğal gübreyle hakiki bir ürün yetiştirmeye çalışsanız bile, uzaktaki bir genetik tarımcı gelip sizin tarlanızı etkileyebiliyor. Bu bitkileri yiyen hayvanların veya yetiştiği toprağın nasıl etkilendiği ise ayrı bir merak konusu.
NİÇİN SENTETİK GIDA ÜRETİYORLAR?
GDÜ’ler üzerinde gen aktarımı işlemleri aralıksız devam ediyor. Özellikle mısır, pamuk ve patates gibi bitkilerde yoğunlaşmış durumda. Elbette bu çalışmalar yapılırken amaç, hastalıklara ve zararlılara dayanıklılığı artırmak, bitkiye verilen yabancı ot ilaçlarından en az etkilenmesini sağlamak, daha kaliteli (besin maddesi içeriği bakımından) ürünler elde etmek, depolama süresince bozulmadan kalabilmesini sağlamak, uzak yerlere taşınan ürünlerde görülen bozulmaların önüne geçebilmek, raf ömrünü uzatmak, yağlık bitkilerde yağ miktarı ve kalitesini artırmak, hayvanlarda et ve süt miktarı ve kalitesini artırmak, hayvanlardan elde edilen sütlerden yapılan peynir başta olan üzere süt ürünlerinin daha kaliteli olmasını sağlamak, bazı balık türlerinde büyümenin hızlandırılması ve olumsuz koşullara dayanıklılığın artırılması ya da tüketicilerin özel isteklerinin karşılanması gibi pek çok sebepten ötürü bu işlemler yapılıyor.
HANGİ GIDALAR SENTETİK?
Kaliforniya Davis, ABD Tarım Bakanlığı ve İsrail Hayfa Üniversitesi’nin ortak çalışmaları sonucu araştırmacılar protein, çinko ve demir miktarı arttırılmış buğday geni üretmeyi başardı. Kopyalanan gen, şu anki verilen ismiyle GPC-B1, buğdayın gelişme hızını arttırdığı gibi, protein ve besin içeriğinin de yüzde 10 ila 15 oranında yükselmesini sağlıyor. Özellikle mısır ve soya gibi ürünlerin şekerlemeler, asitli içecekler, çocuk mamaları, sebze püreleri vb. birçok hazır gıda maddesinin içinde bulunduğudur. Mısırın 700, soyanın ise 900 çeşit gıda maddesi içinde kullanıldığı düşünülürse genetiği değiştirilmiş gıdaların yaygınlaşma miktarının önemi açıkça görülüyor. Memleket