Sıfırcı Partiler

Zeki Oğuz

Hrant Dink’in öldürülüşünden sonra yayınlanan Aydınlık Dergisi’nin kapağında “Biz de Hrant’ız” diye yürüyen kalabalığın bir fotoğrafı vardı ve kapakta kocaman harflerle “siz de Amerikancısınız” yazıyordu. Böyle onbinleri bir çırpıda suçlayıvermek abesti bana göre. O yürüyüşe katılanların belki büyük çoğunluğu olayı telin etmek, üzüntüsünü dışa vurmak için katılmıştı yürüyüşe. Belki yüzlercesi Amerika’ya büyük tepki gösteren kişilerdi. Ama sırf yürüdükleri için Amerikancılıkla suçlamak ne derece doğruydu.

Bu düşüncemi İşçi Partisinden (İP) bir arkadaşa söyledim. Daha sözüm biter bitmez kükredi arkadaş “öyleyse sen de Amerikancısın” diye. Bu agresif davranış gerçekten irkiltti beni. Herhalde şu yaşadığımız şehirde, Amerikancı olmakla suçlanabilecek son kişilerden biri olabilirdim ben.

Seçimler geçti. CHP, DSP ile güç birliğine rağmen istediği başarıyı yakalayamadı. Bazı cemaat partileriyle birlikte soldaki partilerde hezimete uğradılar. Bu hezimette soldaki partilerin yukarda andığım yapıdaki agresif tutumlarının da etkili olduğunu düşünüyorum. Düşünce olarak değişik yönlere sık sık savruluşları da hezimette payı var. Kimi zaman en radikal sol eylemlerin yanı sıra en radikal milliyetçi söylemleri de kullanabiliyorlar.

Seçimden sonra yayınlanan Aydınlık’ta ise satır aralarında kendilerine oy vermeyen halk suçlanıyordu.

Bu sol partilerin en şaştığım yönü kendilerine üye olan emekli askerlerle övünüp durmaları. Elbette her insanın siyaset yapma hakkı var. Garip olan sol partilerin onların varlığını öne çıkarıp oy ve yandaş toplamaya çalışması.

TKP’nin bir ulusun olmazsa olmaz değerleriyle, örneğin bayrak, istiklal marşı, dil, din, Atatürk gibi ulusal bir kahraman vb. hiçbir bağı yok. Geçtiğimiz yıl partili gençler İncirlik’ten İstanbul’a bir bağımsızlık yürüyüşü düzenlemişlerdi. Yürüyüşün başını bir emekli yüzbaşının çektiğiyle övünüyorlardı.

Emekli askerlerin yadırgadığım bir tavrı kimi zaman demokrasiyi hiçe sayan radikal söylemleri. Bu söylemler hem halkı ürkütmekte hem de içinden çıkıp geldikleri o güzel kurumu yıpratmaktadır.

İşçi Partisi yıllardır siyasi arenada. Artık yönetim organlarını toplayıp “Biz nerede hata yapıyoruz” demek zorundalar. Ülkemizin gerçek sol bir partiye ihtiyacı olduğu günümüzde buna mecbur İP…

Sağdan Muhsin Yazıcıoğlu soldan Ufuk Uras bağımsız olarak meclise girdiler. Bir seçmen olarak bu bana hiçbir şey ifade etmiyor. Önemli olan alacakları sonuç ne olursa olsun partileriyle girmeliydiler seçime. Mesut Yılmaz ise siyasi hayatı boyunca hep yenilmiş, hep şaibeli işlerle suçlanmış biri. Ülkemiz siyasetine hiçbir katkısı olamaz.

Bahçeli ile Türk’ün tokalaşması damgasını vurdu haftaya. Baykal ise her zamanki gibiydi. Yeni don yağı gibiydi. Halkın onu itici bulmasının bir nedeni de onun bu tavrı olmalı.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.