1980'lerde Türk sinemasını aydın filmleri sarmıştı. Genellikle sol kökenli yönetmenlerin çektiği bu filmler halkı kurtarmak için yola çıkmış sol aydınların hal-i pür melalini gözler önüne seriyor ve halktan da pek bir ilgi görmüyordu. Atıf Yılmaz'ın "Asiye nasıl kurtulur?" bu tür filmlerin şahikasıydı. Son günlerde Seydişehir Alüminyum Tesisleri'nin özelleştirilmesi etrafında verilen kavgalar da bu film senaryolarını hatırlatıyor.
Kimi çevrelere göre dünya konjonktürünü ve küreselleşmenin getirdiği tehditleri çok iyi analiz etmiş yurtsever bir aydın, kimi çevrelerin ise derin devletin bir parçası olarak gördüğü Prof. Dr. Mümtaz Soysal Seydişehir'de "Özelleştirmeye Hayır" konulu konferansta konuştu. Ana muhalafet sözcüsü edasıyla "Mücadelenizin devam etmesi için geldim. Zafere inanırsanız, Seydişehir kurtulur" diyen Soysal'ın konuşması, "gaz verme" olarak değerlendirildi.
Türkiye'nin stratejik tesislerinden Seydişehir Alüminyum ve benzeri kuruluşların özelleştirme kapsamına alınması, sağ partilerden SP'ye hatta radikal sola kadar bütün özelleştirme karşıtlarını aynı çatı altında buluşturuyor.
Seydişehir özelleştirme karşıtı böyle bir eyleme daha sahne oldu. Seydişehir Şehir Meclisi'nce Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen "Özelleştirmeye Hayır" konulu konferansta konuşan Prof. Dr. Mümtaz Soysal, Seydişehir'in Türkiye genelinde bir dönüm noktası olması gerektiğine işaret ederek "Ben buraya mücadelenin devam etmesi için geldim. Seydişehir'de artarak devam eden bu mücadele Türkiye'ye de örnek olacak" dedi. Bir çok sivil toplum örgütü, parti ve sendikanın Soysal için yaptıkları tezahürat görülmeye değerdi.
Sözlerini "İhtiyacı karşılamak için yeni bir fabrika kurma girişimi yapılması gerekirken, devlet, elindekini satmaya çalışıyor. 22 milyon dolar yatırım yapılarak üretimi iki misline yakın artırma imkanı var. Ama devlet, 22 milyon dolar harcamıyor. Oysa geçen yıl 27.5 milyon dolar kar etmiş fabrikanın kendi parasıyla yeni bir yatırım yapılabilir" şeklinde sürdüren Soysal, "Seydişehir Alüminyum Tesisleri'nin özelleştirme şartnamesinde "yılda en az 60 bin ton üretim yapacak" şartı var. Zaten tesis, 60 bin tonun üzerinde üretim yapıyor. Bunun üretimi artırma hedefi nerede? O halde bu fabrikayı neden satıyorsunuz?" diye sordu.
Konuşması sık sık salonu dolduran işçilerin sloganlarıyla kesilen Prof. Soysal, salonun atmosferine kendisini kaptırmış olacak ki, ana muhalefet partisinin sözcüsü edasıyla sözlerini şöyle tamamladı: "Fabrikada çalışan insan sayısı bin 710. Demek ki bu işçiler çalışıyor ve burası kâr ediyor. Bu kürsüden yabancı alıcıya sesleniyorum: Gel paran varsa, bir fabrikada sen aç. Rezerv var, işçi var. Hesabı kitabı yanlış yapılan işleri buradan döndüreceğiz. IMF elinden, devletin yanlış politikalarının elinden bari Seydişehir'i kurtaralım. Sonuçta zafere inanmamız gerekir. Direne direne kazanacağız. Seydişehir yeni bir kurtuluş savaşının başlangıcı, yeni bir Sakarya olacak!"
Partiler ve sivil toplum örgütlerinin ortaklaşa düzenledikleri eylemleri analiz eden siyasal gözlemciler, son günlerde muhafazakar ve aşırı sol grupların beraberliğinin, sonu tehlikeli bir seyir izlediğine işaret ettiler. Seydişehir'de bundan sonra ne olacağını işçiler kadar, muhalif gruplar da merak ediyor.